Kitle iletişim araçları, günümüzde
yadsınamayacak kadar önemli dememe gerek yok. Bilinen bir şeyi
tekrar etmiş olurum. Siz değerli hayranlarımın, değerli
vakitlerini almamak için konuya hemen çivileme yapmam gerekir. “
Geceler Karanlık – idi “ ne oldu da, -idi takısı geldi diye
meraklı okuyucum sorabilir. Biraz sabır. Bu kitle iletişim araçları
var ya “ dergi, gazete, mecmua vb. basılı olanlarından kesinlikle
bahsetmiyorum. Onlar çok banal... Bana hareket lazım, hareket!....
Onun için radyoyu da geçelim. Müzik kanalları dışında yavan mı
yavan, görüntü yok, heyecan yok, , aşk yok, dehşet yok, şehvet
yok. Geceleri aydınlatan ampulden daha önemli ( Edison duyuyorsa
kulakları çınlasın) bir olay Tv. İNTERNET ve ÇANAK( Bu
sandalyeye sit down yaptığımız apartmancası popo değil).
Uydulardan yayın yapan net görüntüler! sağlayan harika buluş.
İşten gelmişsin, yorgun argın, Birazda cebe dargın..... Evde var
mı dırdır. Yarabbim saat 24‘ü vursa da uykucular tulumlarına
girseler diye bakarım. Çocuklar biraz erkenden uyur, çay getir, su
getir, ayranım nerde, hani kül tablam diye diye pestilini çıkardığım
hanımefendi de bitap düşüp, kafası yastığa 1,5 m kala uyumaya
geçince benim aydınlık gecelerim başlar. Bir ben uyumam bir de
Boncuk ile Kardelen (kedilerim). Odamın kapısından bakınca karşıda
55 ekran Tv, çanak ayarlı kumandası önümde. Odamın içinde sağ
tarafımda 37 ekran Tv yanıbaşımda önemli kanallara hazır ve açık,
kumandası masamın üzerinde. Ben de oturmuşum döner koltuğuma,
masamda tam önümde benim karanlıklarıma güneş gibi doğan KOMPÜTÜRÜM.
( Cahiller için Kompütür = Bilgisayar ). Bastım mı onun mavi düğmesine
o tıkırtı, o şıklamalar, köyde akşamları teker teker yanan
ampul ışıklarının zevkini vermeye başlar. Masa üstü gözükünce
monitörde, iliklerim gevşer, tansiyonum düzelir, bir rahatlama
gelir ki, göbek taşındaki Memiş Ağa’nın rehavetinde sanırsınız
kendinizi. Önce salondaki 55’likten CİNE 5’i teletext de bir
yoklar gece 24 den sonra yayınlanacak kültür ve belgesel yayınların
(Büyük zahmet, emek ve para harcanarak hazırlanıyormuş duyduğuma
göre) akışını öğrenir, saatimi tam gözümün önüne koyarım.
37’lik ekranın görüntüsü eşliğinde SHOW’ da muhteşem gece
haberlerini dinledikten (seyredemiyorum gözüm çanak yayınlarındaki
belgesellerde) sonra sırf şimdi ne var diye bekler, inşallah kırmızı
noktalı film olmasa da seyretsem derim!. Şanssızlığımdan hep RED
noktalı filmler dek gelir. (Tamamen duygusal, şey yani tesadüf
diyecektim.) Yine de bu filmleri çağdaş yayın ve yapımcıların
harika yaratıcılıkları ve yaratılanları, harika eserleri, görmek,
bilgilenmek, genel kültür seviyemi her geçen gün arttırmak,
deneyim tecrübe ve saçlarımdaki akların hakkını vermek için
bazen a, bazende aa, bazen o, bazende ooooooooo (başka hiçbir neden
yok tamamen günlük stres atma harfleridir) demek için seyrederim...
Kuzenden çaldığım şifreler ile hiç zaman kaybetmeden çevirmeli
ağı tıklar, o tıkırtı ve şıkırtıları duydukça aydınlık
parıltılar daha çok hissettirir kendini (Kuzen kullanıyorsa bağlantı
691-693 ve bilmem ne hatalarını verince tüm ampuller söner karanlık
şiddetlenir, midem bulanır, başım döner, lanet üstüne lanet
okur, diğer çalıntı şifreleri denemeye başlar sonunda balıklama
dalarım internete. ICQ imiş, emayillermiş, onlar en sonra bakılacak
nesneler... önce aydınlık! Karanlıkta bir şey görülmez ki. Bir
tık Sık Kullanılanlara,( Garibim iyi ki kağıttan değil yoksa
paramparça olurdu). Benim klasik adresim Peter amcamın dk. sına
girerim. O gün benim için neler hazırlamış (Beleşçiler için.
Beleş= Freeeeeee). Önce tarih sırasına göre hepsini açarım,- açık
olmakta her zaman fayda vardır- bana sunduğu 62 sayfalık tümü
adres sayfasında beni, görseniz, Akdeniz de sörf yapıyor dersiniz.
Kimisinde minicik ekranlar, kimisinde istediğiniz kadar büyütebilecekleriniz,
kimisinde de makinist tarafından yavaşça çekilmiş (cahiller bir
şey kaçırmasın- akıllılar uyuz olsun diye) o harika OSCAR‘lık
eserleri mutlaka dolaşmam gerekir ve de dolaşırım. Bu arada
kuzenimin –kazara ICQ açıksa – “nerdesin len, yine neler karıştırıyorsun?“
sorusunu atmasyon cevaplar, okey davetini genellikle “ya tam çıkıyordum
e mayillere baktım, yarin işe erken gidecem“ türü mantıklı ve
makül cevaplar yazarak onun anlamıyacağı şekilde eker, hemen
ICQ’yu kapatır tekrar aydınlık dünyama dönerim. Ben bir kum
tanesi çölde, ben bir su damlası ummanda hesabı gez allah gez...
sabah olmak üzeredir... Uyananlar! Uyanıktır zaten.... Uyuyanları
uyandırmak, karanlık tünelleri aydınlatmak için yavaş yavaş tüm
düğmeleri kapatır, ağır ağır sessiz sessiz, derinden derinden!
Doğru mışıl mışıl yatmaya giderim
Dipnot: .
- Yılmaz Yıldırım'ın diğer yazıları: Ben köyümü özledim
- Yılmaz Yıldırım'ın diğer şiirleri:
Gülüm
- Hatırlar mısın?
- Yılmaz Yıldırım'ın diğer şiirleri:
Gece
Feneri