Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes)

Serkan Türk

Üşümüş bir tomurcuk

       portakal ağacının olduğu o parkta sesimi içimde gizli tutarken günü karanlıkla tanıştırdım. güneşin zaman zaman başını bulutların arkasından çıkararak havayı ısıtmasının rüzgarın hiç hoşuna gitmediğini düşünüyorum. o parkta seçtiğim masaya garson bir fincan çay getirdi. yalnızlığıma dokunur gibi 'afiyet olsun' derken gözlerimdeki endişe gözlerine düştü. Üşüsem de bu saati tüketmeliydim. belki çıkıp gelirdin, elinde siyah bir defterle. eskisinde çok üflerdin acıyan yanlarıma.

       'kim kıyabilir ki sevdasını unutmaya?' yoldan geçen kırmızı minibüs yağmur birikintisindeki suyu küçük bir çocuğun üzerine sıçrattı. su kabı, beslenme çantası, mavi önlüğü ve kocaman kara gözleriyle baka kaldı arkasından. çoğu zaman yan yana dururken sustuk bizde. elimizdeki sevdayı unutmaya kıyamazken, derin sessizlikler içimizdeki uğultularla bozuldu. hangi cümleler kapı aralığından bakan kara gözlerini anlatabilir?

       artık ne söyleyeceğimi bilmiyorum. yağmur böyle ansızın iniverdi bir patikadan yoluma. saçlarım, yüzüm uzun kuru bir iklimi yaşamaktan öyle çok yorulmuş ki oturup, ağladım. otobüs durağında geride bıraktın beni. peşin sıra her zamanki kuşlar göğe yükseldi. bulutlar taze sevinçler edindiler yeryüzünden.  terk etmelerinden kalan çığlığını yutkundum. boynumda asılı duran hiçbir yere ait anahtarı çıkarıp yağmur birikintisine attım. beni üzdün, saçlarımı ellerinden yoksun bırakarak.

       kapı gıcırtısı, sallanan kavak ağacı, koşuşturan bir yığın insan. hayat devam ediyor. dallarından birine serçe konuyor dut ağacının. iskemlede oturmuş kahvesini yudumluyor bir ihtiyar. postacı yine başı önde geçip gidiyor evimin önünden. balkon penceresinden her yer öyle yabancı geliyor ki, içimde sıkışıyor hayalin. seni her hatırıma getirmemde bir mumu yeniden yakıyorum. öyle bir gölgelendiriyor içimde seni. büyüyor gölgen. gece desem değil, sesime 'mutlumu-yum?'diye soracak olsa biri, adına ait cümlelere izin veriyorum.

       kır çiçeği, papatya, bir avuç nergis kurusu, kokusunu özlediğim gelsin beklerken, yokluğunda vazomda birikti durdu. yağmur olsa yalın ayak değecek yüzüme adımları. kalkıp içimdeki pencereden baksam, hiç bir otobüs durmayacak evin önünde. şimdi gece, keman sesine tiz bir kadın çığlığı ayak uydurdu.

       sıkışıyor bir çekmece içine hayata ait iz düşümleri. bir kaç kağıt parçasına karalanmış sitem dolu mektuplar. hiç bir resmi olmadığı için hayal meyal çizilen siluet. acı veren ne olursa olsun bahar kendini dışarıda iyice hissettiriyor. erik ağaçlarına düşen beyazlık, elini ceblerime üşüdüğün için soktuğun zamanlara döndürüyor. seni nerelere koymuşum içimde görmemek için? durmuyor sancısı yokluğunun, öyle bir yarasın ki bunca zaman sonra çıkıyorsun gün yüzüne. sesini, yüzünü yanımda oluşunu özlemekle yetiniyorum.

       ne önemi var ki bütün resimler solarken, üşümüş bir tomurcuk olsun bu sabah açmaya içerlenen. bu nisan, bir yanımın noksanlığını eskittim yalnız. kısır şimdi sensiz geçen günler. uzun bir yağmur başlarsa, inanma. dinmemiş sızısı içimin ağrılarının. sandalyemin yalnızlığını bitir, dön.

    

Serkan Türk'ün diğer yazıları: Susma 
Serkan Türk'ün diğer yazıları: Üfleyince geçsin canımın acısı
Serkan Türk'ün diğer yazıları: Çizgili Ölüm
Serkan Türk'ün diğer yazıları: Tire
Serkan Türk'ün diğer yazıları: Anneyle Sınanan

KAPAK