|
eskiye ait ne varsa
karıştır şimdi. naftalin kokusunu alacaksın, sahipsiz bırakılmış bir
ceset gibi uygun bir yere defnedin diyecek yetkili bir ağız.
karıştıracaksın yoklukları ben onlarla doyacağım, acılarımla.
durgun bir su iken
çamura karıştı yürek, hüzünle. asılı kalan umutlar değildi bu kez.
ten kardeşi olduğu bedene son kez acı bir tokat vurup çekip gitti,
acı bir çığlıkla. gözlerindeki kederi topraklara düşürdün. ellerinde
sıcacık duyguların ifadesi bir demet kır çiçeği, dudaklarında sen
kadar gerçek bir düş. '' annem yok artık'' diyen şair kadar içine
küsmüş sesin. seni okşayan elleri yok, seni inciten kelimeleri yok.
geri dön diyen sesine aksi cevap yok. yokların imparatorluğunda bir
geçmiş gün daha. gölgene, tenine, kendine acı ile bakıp gidiyorsun.
aylardan kasım. yorgunmuş yıllar ellerini bir kez daha gezdirip
saçlarımda dokunmadan içinden geçip gittin, kül rengi hayallerin
arasından. yerim merdivenler artık oturup bekleyeceğim dönemeyecek
bir anneyi.
çok yol aldım.
sardunyam kokusuz kalmadan döndüm de. çizilmiş bir resmin içine
sende kavuşmaların gölgesini düşür. bu evin bacası olsun tüten.
pencerede küçük bir çocuk el sallamakta dönen annesine. daha zili
çalmadan koşarak aralayacak kapıyı sarılacak dizlerine. yorgun beden
yeniden suyunu yudumlayacak.suyunu dök küçük kız yüzüme. ellerim
fukara bir yaşam sürecek kadar kapanmasın gökyüzüne.
annem üşüyeceksin.
sesini duymak için tüm çabalarım boşuna. annem mendilim kirlenmiş,
anne karne parası.anne büyüdüm artık çocuk değilim. akşamın bu
saatlerinde o inanılmaz ağrılar çöker dizlerimin dibine, boğazımda
düğümler kelimelerim geri döner içime.bu havalarda gidilmemesi
gerektiğini anlarım da geç kalırım kendime döndürmeye. üşüyeceksin
gitme.
- Serkan Türk'ün diğer yazıları: Susma
- Serkan Türk'ün diğer yazıları:
Üfleyince geçsin canımın acısı
- Serkan Türk'ün diğer yazıları:
Çizgili Ölüm
-
Serkan Türk'ün diğer yazıları:
Tire
|