 |
Serhan Altıparmak |
|
Yorgun
bir günün sabahı...
|
- Şehrin tepeleri gün ışığıyla kırıştırıyor,
edepsiz saatler bunlar... Yeni bir gün başlıyor şehrin üzerine...
Tüketmek gerekiyor günleri büyümek için, sen daha iyi
bilirsin!.. Zaman hepimizin efendisi. Hepimiz kölesiyiz günışığının!..
Kaba kahkahalarım, çirkin bir yüzüm, ardniyetim, kem gözüm, önyargılarım
yok; inan lütfen... Seni uyanırken sevmeyi o kadar seviyorum ki!..
O kadar olur... Sessizce okşuyorum sabah saatlerini. Sessizlik seni
büyütüyor. Gözlerime sığmıyorsun. Sözlerini, günün doğduğu
saatlerin dışında asla hatırlayamadığım -ve bundan çok da
mutlu olduğum- bir şarkı mırıldanıyorum.
Istemdışı hisler besliyorum sana; "istemiyorum" desem
yalandır, bil bunu... Sokaklarında hayat yorgunu bir işçi yola
koyuluyor. Serde erkeklik var, ağlayamaz bilirsin!.. Atamaz da
kendini denize... Dünya güzel mi?.. Gün doğmadan çıkıyor
yola. Bembeyaz köpükler ciddi şekilde uzakta. Avuçları hiç küreğe
değmemiş; şehvet o kadar uzak ki!.. Aynı saatlerde rahat vurgunu
insanların -düşünmesi değilse, söylemesi de ayıp değildir- kıçlarında
pire balosu var. Yoksul değillerse, geceleri çook uzundur!.. Sabahın
bu saatlerinde uyanmak onların harcı değil!..
Sabah saatlerinde ne acılar yoğruluyor şehir insanlarının
ruhları için, ne sevgiler, ne küfürler, ne iltifatlar, ne garip
duygu haritaları çiziliyor... Güvercinler kimseciklerden
korkmuyor bu sabah serinliklerinde. Güvercinlerin sesi tıklatıyor
sabahın penceresini. Onlar nasıl ağlar bilir misiniz?
Sahibini bekliyor sabah... Ezan değiyor kulağıma; kadife rengi
bir ses bu... Susturamıyorum martıların seslerini; martılar
sabah saatlerinin işbirlikçileri. Can Yücel onlar için;
"Martılar ki; sokak çocuklarıdır denizin" gibilerinden
bir şey söylüyordu. Sevemiyorum martıları...
Kimler korusun beni?..
Dev çok uykusuz. Bütün huysuzluğu bundandır; biliniz... Koşuşturan
minnacık bedenler görüyor rüyalarında, kabus niyetine!.. Vücudunun
üstünde koşuşturuyor bu "cücecik" bedenler. Gıdıklanıyor
sanki koca şehir. Hem huzurlu, hem huzursuz saatler bunlar. Kaçınılmaz
saatler bunlar...
Silkin artık "hisli" şehir; işbilir, güngörmüş,
halden anlar, haysiyetli bir şehirsin sen. Gün boyasın gökyüzünü.
Aşkın tortularını siliver kalbinin seyir defterinden. Ipucu bırakma
bu görkemli suçun sonrasında. Koca bir gün geliyor; rahatla
biraz!.. Homurdanabildiğin kadar homurdan aksi şehir... Kırık
kalplerin intikamını hisset uyanırken. Hıyanete doğru aç gözlerini...
"Mazlum kalpler diyarı"na hoşgelmek üzeresin. Şiirlerle,
şarkılarla uyanmak çok kolay. Acıyla uyanmayı dene bir kere
de... Eklemlerin sızlasın e mi!.. Binaların sarsılsın, özgüvenin
eksilsin, yalnızlığın yüzüne vurulsun olur mu?..
Gün yokuşlarından inerken ne kadar günah işlediğini düşün.
Kaç sevgi ölüsü bıraktın ardında, kaç alkolik, kaç müptezel,
kaç kaçkın, kaç deli, kaç aylak ruh!.. Kaç kaçabildiğin
kadar.
Seni yine de seviyorum Alanya!.. Senin için gönlümün etrafında
nasır nasır tenlerden duvarlar dokuyorum ya, seni kimselere yâr
edemiyorum ya, seni kıskanıyorum ya, sevildiğini bil!..
Gün gözlerimi sıkıştırıyor sevgili Alanya, kelimelerim yetmez
seni sevmeye, biliyorum. Seni doğduğum, çocukluğumda sokaklarından
koştuğum şehir kadar seviyorum, bunu bil en azından. Dürüst
olmayı, kimsenin hakkını yememeyi haktan yana olmayı, gözyaşlarımı
içime dökmeyi, hesapsız sevmeyi, nasıl olduysa, senden öğrendim!..
Sabahı uykusuz karşılamayı seviyorum. Senin koynunda doğmayı
ne kadar seviyorsam, seni de o kadar çok seviyorum. Insanlar koşuşturuyor
sokaklarında, herkes mekik dokuyor, "kimliğinin" ince gülünde...
"Bir cigara içimi sevgiler" yaşamak istemiyorsun artık
biliyorum. Küllerini döken aşıklar seni ilgilendirmiyor artık
biliyorum. Ama ben seni seviyorum biliyor musun Alanya?.. Günışığı
aşkımı hep güzel renklere boyuyor. Kıpırtılar gürültüye dönüşüyor.
Şehir uyanıyor işte. Günün ilk saatlerini yaşamak gerekiyor.
Boyamak gökyüzünü... Bu işler benim gibi "kötümser
adamlar"a kalmamalı elbette...
Her şehrin uyanması ayrı bir zorluktur; ama daha zor olanı
olanca güzelliğine rağmen bu şehirde yaşamak değil mi?..
-
-
- Serhan
Altıparmak'ın diger yazıları: Saat hep aynı noktada
- Serhan
Altıparmak'ın diger yazıları: Joseph K'yim işte
- Serhan
Altıparmak'ın diger yazıları: Bugün
kime inanıyorsunuz?
- http://italik.8m.net
- serhanaltiparmak@usa.net
|

|