Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes) Serhan Altıparmak

Bugün kime inanıyorsunuz?


Bir elma vardır çocuğun kafasının tam üstünde... Babasının elinde bir ok ve yay. Çocuğun adını bilmiyorum ama babasının adı Giyom Tell. Okun ucu hedefin tam ortasını bulur ve havada bir ıslık sesi duyulur.
Kevin Costner'ın Robin Hood'undaki gibi değil hem de... Esastan. Gider, gider, gider ve elmayı tam ortadan ikiye böler. Babanın inandığı, çocuğun güvendiği, kimsenin ihtimal vermediği gibi üstelik. Tell, sonradan Cüneyt Arkın'ın filmlerinde tebessüm ettiği gibi tebessüm eder, üstdudağının sol kenarıyla. Her çocuk gibi o adını bilmediğim çocuğun da babası kahramandır işte bir kez daha. Zaten hiç korkmamıştır ki çocuk. O hep güvenirdi zaten babasına. Babası da inanırdı oğlunun güvenine. Yoksa, o güven olmasa konmazdı ki o elma, o kafanın üstüne ve olmasaydı o inanç atılmazdı ki o ok, o elmaya...
Sizin kafanızın üzerindeki elma ne renk? Bırakın Gyom Tell'i ve oğlunu bir tarafa, siz inançlarınızı nerede saklıyorsunuz? İhanetler tarihinin size ait fasikülü kaç forma? Mutsuzluklarınızı kime sattınız yok pahasına?..
Önce inançlar kirlendi. Ekmekler ondan sonra bozuldu zaten. Artık hiçbir çocuk öcüden korkmuyor. Periler zaten çoktan kalktı tedavülden. Artık olmayan veya zaten hiç olmamış olan şeyleri sadece iki şey vareder: Hatırlamak ve inanmak. Birileri bizi hatırladığı müddetçe varolacağız. Sanatçıların kendisini parçalaması bundan.
Eskiden kahramanlar vardı. O zamanlar başka güçlere mi ihtiyacımız vardı, yoksa kendimizden başka şeylere de inanabilme kontenjanımız mı açıktı pek kestiremiyorum. Şimdi hangi çocuk yutar Cindirella dolmalarını? Bugünün prensleri beyaz atlarla değil kırmızı spor arabalarla dolaşıyorlar özel bir kadının peşinde!.. Pamuk Prenses'e rüyalananlar ise pamuk ve prenses değil, bildiğimiz sekreterler, manikürcü ve benzeri meslek sahipleri. Kim ipler prensin, uykudan uyandıran masuk öpücüğünü ve şatosunu, deniz kenarında dayalı döşeli katı olan yedek parçacılar varken hayatta? Ya da kim takar Cindirella'yı daha ucuz ve daha az masum küçük mutluluklar varken?..
İhanet çok tatlı bir meyvanın adıdır. Üstelik son derece de moda bir meyva. Tarihteki kadar büyük aşklar yaşanmıyor artık. Kerem ile Aslı, Romeo ve Juliyet, Antonius ve Cleopatra aşkları yok. Büyük aşkların yerini küçük ihanetler aldı. Yalanlarımıza bile ihanet ediyoruz. Değil ki aşklarımıza... Eskiden seçim şansı pek yokmuş insanların. Yoksa aşkın kanununu daha iyi yazdıklarından değil mühim aşklar. Şimdi herşeyden bol bol var ortada. Seçim denilen kelimenin sözlük karşılığı ise "hepsi birden"... Hiçbir şeyden vazgeçmeden yaşıyoruz. Hiçbir şeyi başkasının yerine koymadan. Hepsini beraber. Aynı anda. Çoktan seçmeli soruların cevabı çok net: "Tamamı"... Tek bir aşka örgütlenmek yerine bütün aşklara eyalet kuruyoruz. Biraz siyaset, az sanat, bir tutam aşk, üstüne aldığı kadar ticaret... Hepsi kendi başına temel aşk mevzuu olan bu maddelerin hepsi birden birbirine ihanet ederek yaşıyor hayatımızda, daha doğrusu hayatımızı...
Unutuş en büyük ihanettir kimi zaman. Ama ben ondan bahsetmiyorum. Elimizde olmadan unuttuklarımız hani... Gühanı olmayan unutuşlar... Sadece acıtan ve kanatan.... İstemeden ama... İhanet olsun diye değil... Tam sizin özel tarihinizde de yazılı olanlar gibi unutuşlar... Ama ihanet... Cezası hep geciken kadrolu günahımız. Bir de kendi hayatlarına dair bize ihanet edenler mesela... Neyse... O başka bir romanın konusu...
Kendi kafamızın üzerinde kendi elmamızı taşıyabiliriz bir tek. Ahh önüne gelenin ihanet ve unutuş oklarını fırlattığı bizim sevgili, güzel kırmızı elmamız!.. Tamam biz de ıskaladık çok elmaları. Ama ya bizim kafamıza saplanıp duran oklar? Eski sevgilerimiz mesela, bizden ne kaldı onlara? Uzun yol yeminleri eden arkadaşlarımız neredeler acaba şimdi? Nerede unutturdular bize çocukluğumuzun son kahkahasını?.. İnancımızla oluşturduğumuz sevgilerimizin bir bir yokolduğunu neden gösterdiler bize?.. Neden hep biz yokken söylediler bize en güzel sevgi sözcüklerini? Neden ıskaladılar bizi, en ihtiyacımız olduğu zamanlarda? Yeterince inanmadık mı yoksa? İnançlarımız bitti mi artık? Ama iki kere ikinin dört etmediğini bile ispat etmiş matematikçiler!.. Öyle dediler bana... Kalmış mıdır acaba kıyıda köşede inanılır bir kaç sevgi?..
Bugün kime inanıyorsunuz? Öcüye mi, babanıza veya annenize mi? Süpermen'e mi, Amerikan Doları'na mı, kime?.. Peki ihanetlerinizden ne haber? En çok neye ihanet ediyorsonuz bu aralar? Kültürünüze mi, vatanınıza mı, siyasi görüşünüze mi, sevginize mi, kendinize mi?
Neye?..
 
Serhan Altıparmak'ın diger yazıları: Saat hep aynı noktada
Serhan Altıparmak'ın diger yazıları: Joseph K'yim işte

 

http://huzun.virtualave.net
serhanaltiparmak@usa.net

KAPAK