Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes) Ahmet Selçuk

"Heyhat..."


 
Arjantinli ünlü yazar Jorge Luis Borges, en az kendisi kadar o ünlü “An’lar” adlı denemesine “Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer..” sözleriyle başlar ve geçmiş hayatında yapamadığı şeyleri sıralar. Denemesini “Ama heyhat, seksenbeşindeyim artık ve biliyorum ki, ölmekteyim” sözleriyle bitirir..
Borges’teki bu geçmişe tekrar dönme, geçmişe özlem ya da o güne kadar yapamadıklarını ortaya koyup “keşke bunları yapsaydım” şeklindeki iç döküş; sonra da edebi-didaktik olarak bu denemeleri okuyanlara “siz en azından bunları yapın” türünden nasihatlar verme yaklaşımını birçok ünlü yazarda-şairde görürüz.
Borges’teki ya da benzerlerindeki böylesi yaklaşımın özünde, “bak arkadaş, sen benim gibi olma, yarın dönüp arkana baktığında pişmanlık duyma, bugünü ve geleceği şimdide ona göre yaşa” diskuru vardır. Ve bu tür diskurlar bana göre iyidir, gereklidir; kalemi kuvvetli yazar ve şairlerden geldiği oranda da okurlar için etkilidir..
Hepimizde nostalji vardır; zaman zaman geçmişe döner; geçmişte yaşadığımız güzel hatıraları ve yaşantıları zihnimize getirir ve “keşke...” deriz. “Keşke o günlere tekrar dönebilsek...”
İnsanın ruhsal ve duygusal yapısı gereğidir belki, nedense hep “güzel” yaşantılar ve hatıralar gelir zihnimize.. Kötü olayları ve yaşantıları pek hatırlamak istemeyiz. Öte yandan, geçmişte varolan ama bugünün hayhuyu ve maddiyatı içinde yitip giden “değerler”imiz de zaman zaman bilincimizin yüzeyine gelir. “Nerede o eski günler..” şeklindeki “ giriş ya da bitiş cümlesi de işte o zaman kurulur bizlerce..
Ama biliyoruz ki ne o eski günlere dönmek, ne o eski yaşantıları tekrar yaşamak, ne de o yitip giden değerlere kavuşmak mümkün.. Artık onlar “Baki kalan kubbede hoş bir sada”dır bizler için..
Borges gibi belirli bir yaştan sonra “Heyhat...” kelimesiyle başlayan cümleler kurmak kolay ve galiba çoğunluğumuz da bu kolaylığın pençesine düşüyoruz.. Marifet “zor” olanı yapmaksa; belirli bir yaştan sonra da “heyhat”lı, “keşke”li cümleler kurmamaksa, öyleyse yapmamız gereken “dün”ü unutmadan “bugün”ü yaşamak ve “yarın”ı da bugünden kurmaktır..
Yarını, yani geleceği bugünden kurmak, planlamak genelde çoğumuzun yaptığı bir şey; ama sadece bir açıdan.. O açı da hem dardır, hem de klasiktir; yani çoğumuz için “gelecek”, yaşlılık günlerimizi garanti altına almaktır, sonra da çocuklarımızın istikbalini düşünmektir. Kestirme ifadeyle, geleceğe yönelik bütün planlarımızın odağında “maddi” kaygılar vardır. Sorun etrafınızdaki insanlara “niçin çalışıyorsun?” diye.. Alacağınız cevap hep aynı olacaktır: “Çocuklarım” için.. Ya da “yaşlılık günlerimde rahat yaşayayım”...
Bu soru-cevap klişesi hiç değişmez. Bugünün çocukları da büyüdüklerinde aynı soruya muhatap olduklarında verecekleri cevap, tıpkı kendisinden önceki büyüklerininki gibi olacaktır.. Bu kısır döngü böylece sürüp gidecektir.. Çoğunluğumuzun niçin belirli bir yaştan sonra geriye dönüp “heyhat”lı, “keşke”li cümleler kurduğunu şimdi anlayabiliyor muyuz?
Geleceğe yönelik “hedef”lerimiz ne kadar dar ve klasikse, bizim bugünkü hayatımız da o denli dar ve klasik oluyor.. Hedefimiz sonuçta harala gürele çalışıp iyi bir maaşla emekli olmak; çocuklarımıza da iyi bir eğitim imkanı sağlamak olunca, yaşantımız da “sabah işe gitmek, akşam eve gelip televizyon karşısına” geçmekle sınırlanmış ve klasikleşmiş oluyor.
Soru: Kendisi için gece-gündüz çalışan ve böyle olduğu için ancak akşamları yüzünü görebildiği “zengin” bir babaya sahip bir çocuk mu mutludur, yoksa babası asgari ücretle çalışıyor olsa da bir Pazar günü, bir elinde simit, diğer elinde babasının eli, belediye parkında gezen çocuk mu?..
Geleceği düşünmek, sadece çocuklara maddi imkanlar sağlamak değildir. Geleceği düşünmek, çocukların gün gelip de geriye dönük baktıklarında bir simitle de olsa, babasıyla bir parkta gezdiğini hatırlamasını sağlamaktır..
 
Şimdi düşünün bakalım, sizin gelecekteki hedefleriniz nedir?
 
Ahmet Selçuk'un diğer yazıları: "Güllerinizi budadınız mı?"
Ahmet Selçuk'un diğer yazıları: Ölümün ve gülmenin yüzü
Ahmet Selçuk'un diğer yazıları: Mevsimlere ihanet ettik
Ahmet Selçuk'un diğer yazıları: Medyanın çuvaldızı
Ahmet Selçuk'un diğer yazıları: 50 saniyelik şamar

KAPAK