 |
Ahmet Selçuk |
|
-
- Arjantinli ünlü yazar
Jorge Luis Borges, en az kendisi kadar o ünlü “An’lar” adlı denemesine “Sil baştan yaşama şansım
olsaydı eğer..” sözleriyle başlar ve geçmiş hayatında yapamadığı şeyleri
sıralar. Denemesini “Ama heyhat, seksenbeşindeyim artık ve biliyorum ki, ölmekteyim”
sözleriyle bitirir..
- Borges’teki
bu geçmişe tekrar dönme, geçmişe özlem ya da o güne kadar yapamadıklarını ortaya
koyup “keşke bunları yapsaydım” şeklindeki iç döküş; sonra da edebi-didaktik
olarak bu denemeleri okuyanlara “siz en azından bunları yapın” türünden
nasihatlar verme yaklaşımını birçok ünlü yazarda-şairde görürüz.
- Borges’teki
ya da benzerlerindeki böylesi yaklaşımın özünde, “bak arkadaş, sen benim gibi
olma, yarın dönüp arkana baktığında pişmanlık duyma, bugünü ve geleceği
şimdide ona göre yaşa” diskuru vardır. Ve bu tür diskurlar bana göre iyidir,
gereklidir; kalemi kuvvetli yazar ve şairlerden geldiği oranda da okurlar için
etkilidir..
- Hepimizde
nostalji vardır; zaman zaman geçmişe döner; geçmişte yaşadığımız güzel hatıraları
ve yaşantıları zihnimize getirir ve “keşke...” deriz. “Keşke o günlere tekrar
dönebilsek...”
- İnsanın
ruhsal ve duygusal yapısı gereğidir belki, nedense hep “güzel” yaşantılar ve
hatıralar gelir zihnimize.. Kötü olayları ve yaşantıları pek hatırlamak istemeyiz.
Öte yandan, geçmişte varolan ama bugünün hayhuyu ve maddiyatı içinde yitip giden
“değerler”imiz de zaman zaman bilincimizin yüzeyine gelir. “Nerede o eski
günler..” şeklindeki “ giriş ya da bitiş cümlesi de işte o zaman kurulur
bizlerce..
- Ama
biliyoruz ki ne o eski günlere dönmek, ne o eski yaşantıları tekrar yaşamak, ne de o
yitip giden değerlere kavuşmak mümkün.. Artık onlar “Baki kalan kubbede hoş bir
sada”dır bizler için..
- Borges
gibi belirli bir yaştan sonra “Heyhat...” kelimesiyle başlayan cümleler kurmak
kolay ve galiba çoğunluğumuz da bu kolaylığın pençesine düşüyoruz.. Marifet “zor”
olanı yapmaksa; belirli bir yaştan sonra da “heyhat”lı, “keşke”li cümleler
kurmamaksa, öyleyse yapmamız gereken “dün”ü unutmadan “bugün”ü yaşamak ve
“yarın”ı da bugünden kurmaktır..
- Yarını,
yani geleceği bugünden kurmak, planlamak genelde çoğumuzun yaptığı bir şey; ama
sadece bir açıdan.. O açı da hem dardır, hem de klasiktir; yani çoğumuz için “gelecek”,
yaşlılık günlerimizi garanti altına almaktır, sonra da çocuklarımızın
istikbalini düşünmektir. Kestirme ifadeyle, geleceğe yönelik bütün planlarımızın
odağında “maddi” kaygılar vardır. Sorun etrafınızdaki insanlara “niçin çalışıyorsun?”
diye.. Alacağınız cevap hep aynı olacaktır: “Çocuklarım” için.. Ya da “yaşlılık
günlerimde rahat yaşayayım”...
- Bu
soru-cevap klişesi hiç değişmez. Bugünün çocukları da büyüdüklerinde aynı
soruya muhatap olduklarında verecekleri cevap, tıpkı kendisinden önceki
büyüklerininki gibi olacaktır.. Bu kısır döngü böylece sürüp gidecektir.. Çoğunluğumuzun
niçin belirli bir yaştan sonra geriye dönüp “heyhat”lı, “keşke”li cümleler
kurduğunu şimdi anlayabiliyor muyuz?
- Geleceğe
yönelik “hedef”lerimiz ne kadar dar ve klasikse, bizim bugünkü hayatımız da o
denli dar ve klasik oluyor.. Hedefimiz sonuçta harala gürele çalışıp iyi bir maaşla
emekli olmak; çocuklarımıza da iyi bir eğitim imkanı sağlamak olunca, yaşantımız
da “sabah işe gitmek, akşam eve gelip televizyon karşısına” geçmekle sınırlanmış
ve klasikleşmiş oluyor.
- Soru:
Kendisi için gece-gündüz çalışan ve böyle olduğu için ancak akşamları yüzünü
görebildiği “zengin” bir babaya sahip bir çocuk mu mutludur, yoksa babası asgari
ücretle çalışıyor olsa da bir Pazar günü, bir elinde simit, diğer elinde
babasının eli, belediye parkında gezen çocuk mu?..
- Geleceği
düşünmek, sadece çocuklara maddi imkanlar sağlamak değildir. Geleceği düşünmek,
çocukların gün gelip de geriye dönük baktıklarında bir simitle de olsa, babasıyla
bir parkta gezdiğini hatırlamasını sağlamaktır..
-
- Şimdi
düşünün bakalım, sizin gelecekteki hedefleriniz nedir?
-
- Ahmet Selçuk'un diğer yazıları: "Güllerinizi
budadınız mı?"
- Ahmet Selçuk'un diğer yazıları:
Ölümün ve gülmenin yüzü
- Ahmet Selçuk'un diğer yazıları:
Mevsimlere ihanet ettik
- Ahmet Selçuk'un diğer yazıları:
Medyanın çuvaldızı
- Ahmet Selçuk'un diğer yazıları:
50 saniyelik şamar
|

|