Ben doğma büyüme Ankara’lıyım. Doğduğumdan bu yana Ankara’nın
Çankaya ilçesinde ikamet etmekte, bir fırsat bulsam da şu şehirden bir tüysem diye
her gün kara bahtıma yanmaktayım.
Yıllarca Gazi
Mustafa Kemal Bulvarı üzerinde bir apartman katında oturdum. Belediyelerin hizmet
yarışı ve metro belasına uzun yıllar karpuz gibi ortasından yarılmış bir
bulvarda, tahtadan iskeleler üzerinde aerobik yaparak evimize ulaşmaya çalıştık.
Hiç unutmam
yan komşumuzun annesi gece yarısı hastalanınca, ancak bugünkü Maltepe Migros’un
bulunduğu yere kadar gelebilen ambulansa kadıncağızı sedye ile taşıdık.
Bilmeyenler için söyleyeyim bahsettiğim mesafe yaklaşık bir kilometredir.
Bütün
bunlara ya sabır çekerek, bitecek; daha güzel bir şehirde yaşayacağız, bitince
hepimiz rahat edeceğiz gibi züğürt tesellisi telkinlerle dayanma başarısı gösterebildik.
Yıllarca bu hizmet aşkının birgün biteceği, sonunda medeni ve güzel bir şehirde
yaşayacağımız gibi safiyane duygularla katlandık.
Daha yapımı
dün bitmiş kaldırımların, ertesi gün telekom görevlilerince kazılmasına; gün aşırı
yapılan güzergah değişikliklerine, alt geçit inşaatlarına, üst geçit inşaatlarına,
yeni moda kavşaklara hep ya sabır elbet bir gün biter daha medeni bir şehirde
yaşarız diyerek katlandık.
Ya kardeşim,
bütün bu söylediklerim 20 sene önce başlamıştı. Ben şimdi 45 yaşına geldim hala
medeni bir şehirde yaşayacağımı zannederek ya sabır çekiyorum. Sabah evden çıkıp
işime gidene kadar bir saat, akşam evime gidene kadar gene aynı nakarat.
Ne zaman
bitecek bu İŞKENCE!
Hizmet güzel
şey de, bir insana aynı anda üç tepsi baklava yedirirseniz çatlayıp geberip gider;
oysa o üç tepsi baklavayı zamana yayıp her gün bir porsiyon hadi bilemediniz iki
yedirirseniz size dua eder.
Yeter kardeşim,
yeter!
Hiçbir iş
yapmadan oturan, işi sürekli Büyükşehir Belediye Başkanı ile kavga etmek olan
Doğan Taşdelen’i bile arar olduk.
Ya sabır, elbet bir gün bitecek bu işkence TORUNUMUZUN ÇOCUKLARI daha medeni bir şehirde
yaşayacaklar….Ya sabır!
|