Demokrasinin ve
medeniyetin temeli, bir ülkenin sosyal açıdan insan haklarını
gözeten kanunlara sahip olması mıdır; yoksa, insan haklarına
saygılı, medeni, sosyal bir ülke olabilmek için başka şeyler de
gerekli midir?
Türkiye’nin içinde bulunduğu şu günlerde, her Türk vatandaşı bu
soruyu kendine sormalıdır.
78 yılda 4 anayasa değiştirmiş bir devlette yaşıyoruz. Kanunlarımız
yok değil, bilakis haddinden fazla! O kadar detaylı ki, örneğin bir
derneğin, dernekler masasındaki mevcut olması gereken klasörünün
sırtındaki dernek adının kaç punto ve kaç santime yazılması
gerektiğinden tutun, zeytin ağacının dikiminin kanunla tanzimine
kadar bir sürü teferruat içeren, bir ucundan tutup doğrudan çöp
tenekesine atsanız Türk insanının sosyal hayatında hiçbir değişiklik
yaratmayacak bir sürü kanun ve maddesine sahibiz.
Bunun en bariz örneğini 17 Ağustos depreminde yaşadık. Yaşadığımız
bu felaket bizim sistem kuramama ve işletememe özürlü olduğumuzu bir
kez daha gözler önüne sermişti. Yaşadığımız deprem felaketinden
sonra çok büyük bir karmaşa çıkmış ve bu kargaşanın bir daha
yaşanmaması için bazıları kanunlar yapma hevesine düşmüştü. Oysa ki,
ülkemizin doğal afetler ve olağanüstü şartlarla ilgili klasörleri
dolduracak kadar kanun ve yönetmeliği var; ama bunu bilen ve
işletebilecek yönetici ve personeli yok.
Koltuğa oturan her yönetici mucit kesiliyor. Oysa mevcut yönetmeliği
inisiyatif kullanarak işletme becerisini gösterebilseler her şey
saat gibi işleyecek.
Koltuğa oturanların mucit kesileceklerine dikkat etmeleri gereken
ilk şey işlerini hakkıyla yapmalarıdır. İşini hakkıyla yapamayan
birinin, memlekete kanun yapması ne derece işe yarar? O kanunları
uygulaması gerekenlerin de aynı kafa yapısı ile işi yerine mucitlik
yaptığını düşünürsek bu çabaların hiçbir işe yaramayacağı açıktır.
İşin acı yanı Türk milletinin dünya literatürüne geçmiş örnek alınan
hiçbir mucitliği yoktur. Akşam yatarken memleketi kurtaran, sabah
kalkıp gene memleketi kurtarmaya devam eden bir milletin, ülkeyi
kurtarmak yerine topyekün batırma noktasına getirdiği bir aşamada ne
demek istediğimiz çok daha iyi anlaşılacaktır.
Sevgiyle kalın, mucitlik değil işinizi yapın.
|