Bir varmış, bir yokmuş
uzaklarda bir yerde Soğan Cumhuriyeti diye bir ülke varmış. Bu
ülkenin insanları üzgün bezgin, sürekli itilip kakılmaktan,
soyulmaktan mutsuz bir hayat sürer giderlermiş.
Soyulmak, bu ülkede iyi bir
soğandaş olmanın en temel kuralı imiş; çünkü bu ülkede zaten
soğanlar yaşarmış. Soğanlar sırayla birbirlerini soyarlar,
soyuldukça da etraflarına pis pis kokular saçarlarmış. Fakat bu
onları asla rahatsız etmezmiş. Ülkede yaşayanlar zaten soğan
olduklarından sıra ken
ilerine
geldiğinde yöneticilerin bir dediğini iki etmeden derhal kabuklarını
çıkarıverirlermiş.
Günler geçtikçe soğanların dış
kabukları soyula soyula tükenmiş, bitmiş.
Bunun üzerine soğan
cumhuriyeti bir istikrar paketi hazırlamış. Bu pakette her bir
soğanın ülkenin istikrarını korumak için birkaç kat daha fedakarlık
etmesi isteniyormuş. Soğanlar çaresiz ülkenin istikrarı bozulmasın
diye boyun eğmişler, her soğan derisini yüzmüş vermiş.
Birkaç ay geçince bakmışlar
ki, böyle olmuyor yöneticiler soğanların derisini aldık ama
dişimizin kovuğuna gitmedi; bunların gerisini de almamız lazım
demişler ve yeni bir paket açıklamışlar, “bir önceki pakette
derisini veren her bir soğan gerisini de verecek” demişler.
Soğan ülkesinin mutsuz
soğandaşları çaresiz ülkenin istikrarını bozmamak için buna da peki
demişler. Her biri Soğan Dairelerinin önünde kuyruk olup beyanname
doldurup o yılki soğan matrahlarını belirlemek için günlerce
beklemişler. Bazıları kuyruklarda telef olup çürümüşler, bazıları
soğan krizi geçirip