Kan kusuyordu şafak, el sallarken
güneş dağların ardından.Puslu ve sinsi bir hava vardı bugün
İstanbul’da…Kara bulutlar bir cellat edasıyla mağrur mağrur
bakıyordu yeryüzüne.Ve dokunsam ağlayacaktı sema.Boşluğa
bakarken duvarları gördüm birden…Kasıldı bedenim…
Alışılmadık bir sessizlik
hükmediyordu oysa sabaha.Önce bir kürek sesi, ardından türküsü
duyuldu sokaktaki işçinin.Sanki o çalışırken uyuyanlara sitem
edercesine vuruyordu küreği yere.Tutturduğu türküde anlatıyordu
yaşam kavgasını yada sevdasını kendi dilince,dilinin
döndüğünce.Uyanın,yıkın duvarları dercesine.
Penceremden dışarıya uzandım
usulca…Soğuk bir rüzgar dondurdu önce
bakışlarımı….Ürperdim…İşçinin günlerdir örmeye uğraştığı duvara
baktım, bitmek üzereydi.Bir boşluğun çevresini duvarla
örüyorlardı ….Tıpkı yüreklerimizdeki boşluklara ördüğümüz
duvarlar gibi.Oturup şiir yazdım sessizce.O işçinin bu şiiri hiç
okumayacağını, hiç duymayacağını ve ne yaparsam yapayım o
duvarın yıkılmayacağını bile bile…
Duvar İşçisi
Aslında
Yok farkımız
Sen duvar işçisi
Ben yürek.
Senin elin nasırlaşır
Kazma,kürekten
Benim yüreğim nasırlaşır,
Sözcüklerden….
Emekçiyiz ikimiz de
Duvar örüyoruz durmadan…
Sen çevreye
Ben yüreğime…..
Sen haykırarak,
Ben susarak….
Herkes kendi bildiğince…
Ancak senin işin taş bitine kadar
Benimki sürecek ömrümce…..
Duvarlar, duvarlar,duvarlar …Ne çok
duvar var düşününce…Önce aklıma duvar yazıları geldi…Yazanın
düşüncelerini mizahi duygularla sergilediği yazılar…Sonra
atasözleri, şarkılar, sloganlar…Hiç birini yazamadım o
duvarlara… Bir film afişi belirdi bu kez gözümün önünde
….Solgundu afiş adından utandığından belki.…Berlin Duvarı =Utanç
duvarı..Ağlama duvarını düşündüm duaların, insanların
sığınağı..…..Ve insanlar arasına örülen duvarlar…Kendi
ellerimizle ördüğümüz,sonradan yıkamadıklarımız. Döküldü
dizelerim istemeden, dışarıda duvar ören işçinin harcına karıştı
duygularım… O kendi bildiğince ördü, ben kendi kurguladığımca
yazdım… Şimdi penceremi her açışımda bir duvar selamlıyor
beni.Üzerine hiç bir zaman yazı yazamayacağım, bakışlarımla
yıkamayacağım taştan bir duvar.....Dizelerle duvarlar yıkılmıyor
yazık ki!
Duvar
Masmavi göklerden yıldız kayar gibi
Kırsam yıksam o duvarları sessizce….
Yüreğimin bağlarını koparıp versem
eline.
Susar mısın karşımda hala duvar
gibi?
Sen o duvarların arkasını biliyor
musun sevdiceğim?
Akan kandan,yıkılan bedenlerden
harcı
Ve bir ömrün geçip giden günleridir
taşları.
Sevgiler,sevdalar, yaşanan bütün
acılar,
Duvarlar örülmüş yüreklerde yıllanır
şarap gibi
Ve sakiler sunar yaşamı ayyaşlara
duvar diplerinde
Ömürlerine karşılık cennet bahçesi
vaad edercesine.
Ağlama sevdiceğim şimdi kapanıp
dizlerime,
Yorgun bir işçinin yüzü gibi soluk
yüzünde hüzünle
Söylesene hangi duvar yıkılmaz,bir
taşını usulca çekince.
Yeter ki taşın ucundan tutacak yürek
olsun be(de) nde….
11 Eylül 2004
- Hatice Kuzu'nun diğer yazıları:
Amerika'ya
Tek Silah Yardımımız: Deve
- Arzu Altun'un diğer yazıları:
İsyan (şiir)
- Arzu Altun'un diğer yazıları:
İnsanca Yaşam (şiir)