Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes)
Hamdi Kılıç

"Memleketi Kurtarmak" ve Geleceğimiz


Kriz dönemlerinde insanlar, hem içinde bulundukları durumun etkisiyle, hem de normal zamanlardaki uğraşları sekteye uğradığı ve bolca boş zamanları olduğu için, “memleketi kurtarma” odaklı zihin egzersizleriyle çok daha fazla iştigal ederler.

Biz de bugün, biraz “memleketi kurtarma” egzersizi yapacağız. İşte aklımıza ilk gelen tespitler ve çözüm yolları:

- Demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi

- Siyasal mekanizmaların güçlendirilmesi

- Hukuksal, siyasal ve toplumsal denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi (şeffaflık, açıklık, usullerin basitleştirilmesi, sistemdeki açıkların kapatılması gibi...)

- Toplumun ve bireyin, ülkesine ve devletine güvenini, bağlılığını, katkısını güçlendirecek bir yapı oluşturulması... Bu çerçevede;

- Güvenlik ve huzurun sağlanması

- Adaletin hızlı ve etkin çalışması

- Eğitimin nitelik ve nicelik bakımından kalitesinin yükseltilmesi

- Sağlık hizmetlerinin nitelik ve nicelik bakımından kalitesinin yükseltilmesi

- Ekonomik kalkınmayı desteklemek için hür teşebbüsün önünün açılması

- Milli gelirin adil dağılımı için önlemler alınması

- Toplum kesimlerinin hassasiyetlerine, bireylerin değerlerine saygı gösterilmesi

- Etkin bir sosyal güvenlik sisteminin kurulması

- Kamusal hizmetlerin yaygınlaştırılması ve bürokrasinin etkin çalıştırılması

-Böylece kurumlardan bireylere, bireylerden kurumlara doğru giden topyekün bir bilinçlenmenin oluşturulması...

Bu listeyi olabildiğince uzatmak ve detaylandırmak mümkün. Ama “memleketi kurtarmanın” ana hatları bunlardan oluşuyor.

Ancak, bu kurtuluş reçetesinin en can alıcı bölümü genellikle eksiktir. Hedefler ortadadır ama bu hedeflere nasıl ulaşılacağı konusu, üzerinde en az durulan, düşünülen, dolayısıyla da hüsrana uğranılan bölümünü oluşturur. Buradaki anahtar kavram da gelecek yönetimidir.

Yine bu dergide yayınlanan bir yazımızda, memleketi kurtarmak için önce kendimizi kurtarmamız gerektiğini ifade etmiştik. İşte, memleketi kurtarma davası, gelecek yönetimi yönteminden kopuk olduğu zaman, bırakın memleketi, kendimizi dahi kurtaramama çarpıklığına yol açmaktadır.

Peki gelecek yönetimi nedir? Bu, siyasal ve sosyal alanda henüz yeni yeni kullanılmaya başlanan bir kavramdır. Genel olarak gelecek yönetimi düşünülen, istenilen ve değişen şartlara göre olması gereken hedefe ulaştıran yönetim biçimi olarak tarif edilir. Gelecek yönetiminde esas olan, olayları izlemek değil, belirlenen bir hedefe doğrultusunda biçimlendirmektir, yönlendirmektir.

Bu hedef durağan, sabit, değişmez değil dinamiktir. Öyle olduğu için de değişen ve gelişen şartlara kolaylıkla uyum sağlar.

Biz memleketi kurtarırken genelde hayal kurarız. Oysa hayallerle hedefler arasında fark vardır. Hayaller, şartları ve gelişmeleri göz önünde bulundurulmaz. Oysa hedef, bu faktörlere göre belirlenir. Hayallerin hedefler haline dönüşmesi gelecek yönetimi ile mümkündür.

Ülke geleceğini inşa etmek  bir meslek değildir. İş dalı da değildir. Bir hobi veya uğraş hiç değildir. Dolayısıyla, gelecek yönetimi sadece bir kişiye veya gruba mahsus bir iş değildir. Toplumdaki her birey, her kurum; yani bizatihi millet kendisi gelecek yönetiminde söz sahibidir.

Sadece mevcut duruma göre yapılacak gelecek tahminleri yanıltıcı olmaktadır. Bu mantıkla hareket eden gelecek tasarımcıları 1873 yılında İngiltere'de "bilimsel bir gerçeğe" parmak basmaya çalışmışlardı. O zamanki tahminlere göre faytonların kullanımı arttığında tüm İngiltere 1961 yılında bir metre kalınlığındaki at pislikleri altında kaybolup gidecekti.

1899 yılında bilim adamları "artık bilimin sonuna geldik, bundan sonra keşfedilecek kanun, icad edilecek ürün kalmadı, yapmamız gereken tek şey mevcut teorileri ve ürünleri revize etmek, onları rafine etmek ve daha mükemmel hale getirmektir" diyorlardı. Ama 30 yıl içinde bilim atomu, fotonu, kuvantumu, elektronu, genel rölativiteyi buldu. 19. Yüzyıldaki değer ve kavramlar, 20. yüzyılda hiçbir anlam ifade etmez hale geldi.

Aynı örneklere yakın geçmişimizde de rastlayabiliriz. Bugün yüzde 100 gerçek olan şeyler kısa süre öncesine kadar salt saçmalık olarak kabul edilmekteydi. Mürekkep püskürtme yoluyla yapılan baskı tekniği 1973 yılında AEG firması tarafından bulunduğunda hiç kimse ilgilenmemişti. Oysa aynı baskı teknolojisi daha sonra Japonya'da ihracat patlamasına neden olmuştu.

Bütün bu örnekler, geleceği görmenin ve dolayısıyla yönetmenin hiç de öyle kolay olmadığını gösteriyor. Ama yine bu örnekler, geleceği görmeden ve yönetmeden hiçbir yere varmanın mümkün olmadığını da ortaya koyuyor. Bugün, gelecek yönetimi kavramı ve unsurları ülkemiz gündeminde yer almamaktadır.Bu kavramları gündemimize almadığımız sürece de her boş vaktimizde “memleketi kurtarmaya”, her üç-beş yıl da bir de krizler altında ezilmeye devam ederiz.

 

E-mail: hamdikilic@veezy.com
 
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Türkiye'yi kurtarmak
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Devlet uyuyor, Türkiye yürüyor
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Dirilişin Ayak Sesleri
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Spinoza'nın Türkiye'si
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Hacı Bekir'in Yakası
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Sefalette Eşitlik
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Montesquieu'yi bilir misiniz?

KAPAK