Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes)
Hamdi Kılıç

Sefalette eşitlik!


Türkiye’de dört çeşit toplum kesiminden bahsetmek mümkündür.
Birincisi, çalıştığı halde veya işi olmadığı için çalışamadığından dolayı fukaralık çizgisinin etrafında dolanıp duran kesimdir. Bu kesimin, toplumun çoğunluğunu oluşturduğu yönünde kuvvetli bir ittifak vardır.
İkincisi, çalışarak zengin olmuş kesimdir. Günümüzde, pek çok şey gibi, zenginliğin ölçüsü de muhataralı hale geldi. Eskiden, bir kişinin zengin olduğunu ifade etmek için “milyoner” ifadesi kafi gelirdi. Bugün, milyoner olmayan dolmuşa bile binemiyor. Sonraları “milyarder”lik kavramı yerleşmeye başladı. Ama bugün, aylık kazanıcı milyar olanlar, ancak fukaralıktan orta direkliğe geçme şansı elde etmiş oluyorlar. Zenginlik ölçüsü olarak giderek daha rasyonel hale gelmeye başlayan rakam sanırız “trilyon”dur. “İmanla paranın kimde olduğu belli olmaz” sözüne kulak vererek, yabancısı olduğumuz bir alan olan zenginlik konusunu burada bitiriyoruz. 
Üçüncüsü, fukaralık çizgisini aşmış, ancak henüz zenginlik sıfatı kazanacak büyüklüğe ulaşmamış orta direk kesimidir. Rahmetli Özal sayesinde, orta direk meselesini Türkiye’de bilmeyen kalmamıştır herhalde.
Dördüncü toplum kesimi ise, ne iş yaptığı, kimlerden oluştuğu, bunların hangi sektörlerde iş tuttuğu pek bilinmeyen, ama her nasılsa, her devirde en çok kazanç sağlama maharetini gösterebilen bir gruptur. Kimine göre bunlar paradan para kazananlardır; kimine göre hortumculardır; kimine göre dış mihrakların uzantıları, kimine göre pis kapitalistlerdir. Her kimseler, bunlar, ülke gırtlağına kadar suya battığında bile üstte kalan kesimdir.
Dolayısıyla, şimdi yapacağımız değerlendirme, sadece ilk üç kesimle sınırlı kalacak.
Gelelim, “sefalette eşitliğin” ne demek olduğuna... Gelir dağılımındaki çarpıklık, ülkemizde eskiden beri üzerinde sıkça durulan, ama düzeltilmesi için hiçbir şey yapılmayan sorun alanlarının başında gelir. Sistem genelde, zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olması yönünde işler.
Bir kasaba ve ilçe bazında düşünüldüğünde, zengin dediğiniz kesim, büyük toprak sahipleri, büyük ticarethane sahipleri, büyük emlak sahipleri ve varsa fabrikatörlerden oluşur. Orta direk de esnafın durumu iyi olanları, tüccar, küçük sanayici, ilave gelir elde edecek kadar toprağı bulunanlar, yüksek ücretli yöneticiler, (varsa) yurtdışında çalışan ferdi bulunan aileler ile bu standartlardaki diğer fertlerden oluşur. Son krizde, ne toprak, ne mal, ne emlak, ne hizmet, ne de üretim kaldı. Hepsi de değerini yitirdi.
Fakir olanın daha da fakirleşmesi mutad bir durum olduğu için, çok da anlamlı ve hatta (maalesef) önemli bir hadise gibi gözükmüyor. Hatta, orta direğin başına gelenler de çok şaşırtıcı  değil. Gerçi bu defa orta direk darbe yemenin ötesinde neredeyse ortasından çatırdadı ama yine de durum alışılmadık değil.
Son krizin asıl ilginç olan ve üzerinde durulması gereken tarafı, zenginlerin önemli bir bölümünün krizde eksi bakiye vermiş olmasıdır. Şansı yaver gitmeyip veya fevkalade bir ön seziyle tüm varlığını dövize çevirmemiş olan zenginler, birkaç hafta içinde kendilerini eski durumlarının hayli gerisine düşmüş buldular.
İnsanların çoğunluğunun zenginlikte değilse bile (elbette yine herkesin kendi standardına göre olmak kaydıyla) sefalette buluşmasının, gelir dağılımını sağlama gayretlerinin hedefleri arasında olup olmadığını bilmemekle birlikte, ortadaki manzaranın bu olduğunu söyleyebiliriz.
Türk toplumu olarak işimiz Nasrettin Hocanın kaybolan eşeğini arama hikayesine benziyor biraz. Hocanın, ıslak çalarak, şarkı türkü söyleyerek eşeğini ararken, kendisine “hiç böyle kayıp eşek aranır mı” diyen komşusuna söylediği gibi, “umudumuz şu tepenin arkasında; eğer orada da aradığımızı bulamazsak, siz seyredin bizdeki feryat-figanı”. Nasrettin Hocadan tek farkımız, bizdeki tepelerin sayısının hayli fazla olması. Ama yine de bir son tepe mutlaka vardır. Acaba, o son tepeye geldik mi dersiniz?

 

E-mail: hamdikilic@veezy.com
 
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Türkiye'yi kurtarmak
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Devlet uyuyor, Türkiye yürüyor
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Dirilişin Ayak Sesleri
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Spinoza'nın Türkiye'si
Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Hacı Bekir'in Yakası

KAPAK