Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes)
Hamdi Kılıç

Memleketi kurtarmak


Dünyada, 7’sinden 70’ine, erkeğinden kadınına, fakirinden zenginine, ilgilisinden ilgisizine tüm vatandaşlarının kurtuluşu için gece gündüz kafa yorduğu, proje ürettiği, ama buna karşılık, sorunları çözülmek bir yana sürekli katlanan bir başka ülke var mıdır, bilmiyorum.
 
Almanya’da işçi olarak çalışan bir yakınım anlatmıştı. Geçirdiği bir iş kazası sonucu bir hafta hastanede yatmak zorunda kalmış. Eskiden beri Alman politika gündemini takip ettiği için, hastanede de aynı alışkanlığı sürdürüyormuş. Ancak, gerek hastane personelinin, gerekse tedavi gördüğü servisi paylaştığı Alman hastaların kendisini hayretle izlediklerini fark etmiş. Onları sınamak için, o dönemdeki Alman hükümetinin bakanlarının kimler olduğu, seçim sonuçları gibi çeşitli sorular sormuş. Ülkenin Başbakanının ismi dışında, siyasete dair konuların hemen hiçbirinin Almanların ilgi ve bilgi alanları içinde olmadığını hayretle görmüş.
 
Almanya’da çalışan yakınım ile Alman arkadaşlarının düştükleri durumun garipliği, siyasete ve ülke gündemine bizim yaklaşımımızla o insanlarının yaklaşımlarındaki farklılığının çarpıcılığından kaynaklanıyor. Biz siyasetin sıcak gündemiyle meşgul olurken, Almanlar sadece uygulanan politikaların kendi hayatlarına somut yansımalarıyla ilgileniyor.
 
Üstelik, Türk insanı memleketin kurtuluşu için kendi aralarında hararetli bir şekilde gece gündüz tartışırken, bu gayretlerin karar alma mekanizmalarına herhangi bir şekilde yansıdığı ve etkili olduğu, daha açık bir ifadeyle, memleketin geleceği konusunda kritik kararlar alınırken vatandaşın, dolayısıyla bu tartışmaların hesaba katıldığı da vaki değildir.
 
Bu bakımdan, Amerika’da, bir siyahı öldürmekle suçlanan beyaz polisleri yerel mahkemenin suçsuz bulması üzerine sokağa dökülen topluluğun en önünde, ABD Başkanı sıfatıyla dünyanın en kudretli insanı durumundaki Clinton’un yer alması, bizim siyaset pratiğimizle taban tabana zıt bir görünüm sergiliyor.
 
Çünkü, bizde siyasetçiler lafa gelince “yolların yürümekle aşınmayacağını” söylerler; ama sokağa çıkıp yürümeye kalktığınız zaman sizi “ananızdan doğduğunuza pişman” ederler. Bizde siyasetçiler hep, memleketin kalkınması, insanların iş, aş ve dolayısıyla huzur sahibi olabilmeleri için hür teşebbüsün önündeki engellerin kaldırılması, devletin girişimcilere her türlü desteği vermesi gerektiğini söylerler; ama eğer yatırımlarınızı genişletmek, işinizi büyütmek amacıyla, sıradan bir teşvik belgesi almak için dahi olsa yolunuz devlete düşerse derhal tersyüz edilirsiniz. Şayet kara listeye alınmışsanız, her şeyinizin mevzuata uygun olması hiçbir şey ifade etmez; dosyalarınızın yeri sümen altıdır.
 
Bu örnekleri olabildiği kadar çok artırmak, çeşitlendirmek mümkün. Halbuki, memleketi kurtarmak(!) için harcadığımız enerjiyi kendimizi kurtarmak için kullansak, problem kökünden çözülecek. Bizler kurtulduğumuz zaman, memleketin kurtuluşuna giden yol kendiliğinden açılacak.
 
E-mail: hamdikilic@veezy.com
 

Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Devlet uyuyor, Türkiye yürüyor

KAPAK