- Dünyada, 7’sinden 70’ine, erkeğinden kadınına,
fakirinden zenginine, ilgilisinden ilgisizine tüm vatandaşlarının kurtuluşu için
gece gündüz kafa yorduğu, proje ürettiği, ama buna karşılık, sorunları
çözülmek bir yana sürekli katlanan bir başka ülke var mıdır, bilmiyorum.
-
- Almanya’da işçi olarak çalışan bir yakınım
anlatmıştı. Geçirdiği bir iş kazası sonucu bir hafta hastanede yatmak zorunda
kalmış. Eskiden beri Alman politika gündemini takip ettiği için, hastanede de aynı
alışkanlığı sürdürüyormuş. Ancak, gerek hastane personelinin, gerekse tedavi
gördüğü servisi paylaştığı Alman hastaların kendisini hayretle izlediklerini fark
etmiş. Onları sınamak için, o dönemdeki Alman hükümetinin bakanlarının kimler
olduğu, seçim sonuçları gibi çeşitli sorular sormuş. Ülkenin Başbakanının ismi
dışında, siyasete dair konuların hemen hiçbirinin Almanların ilgi ve bilgi alanları
içinde olmadığını hayretle görmüş.
-
- Almanya’da çalışan yakınım ile Alman
arkadaşlarının düştükleri durumun garipliği, siyasete ve ülke gündemine bizim
yaklaşımımızla o insanlarının yaklaşımlarındaki farklılığının
çarpıcılığından kaynaklanıyor. Biz siyasetin sıcak gündemiyle meşgul olurken,
Almanlar sadece uygulanan politikaların kendi hayatlarına somut yansımalarıyla
ilgileniyor.
-
- Üstelik, Türk insanı memleketin kurtuluşu için kendi
aralarında hararetli bir şekilde gece gündüz tartışırken, bu gayretlerin karar alma
mekanizmalarına herhangi bir şekilde yansıdığı ve etkili olduğu, daha açık bir
ifadeyle, memleketin geleceği konusunda kritik kararlar alınırken vatandaşın,
dolayısıyla bu tartışmaların hesaba katıldığı da vaki değildir.
-
- Bu bakımdan, Amerika’da, bir siyahı öldürmekle
suçlanan beyaz polisleri yerel mahkemenin suçsuz bulması üzerine sokağa dökülen
topluluğun en önünde, ABD Başkanı sıfatıyla dünyanın en kudretli insanı
durumundaki Clinton’un yer alması, bizim siyaset pratiğimizle taban tabana zıt bir
görünüm sergiliyor.
-
- Çünkü, bizde siyasetçiler lafa gelince “yolların
yürümekle aşınmayacağını” söylerler; ama sokağa çıkıp yürümeye
kalktığınız zaman sizi “ananızdan doğduğunuza pişman” ederler. Bizde
siyasetçiler hep, memleketin kalkınması, insanların iş, aş ve dolayısıyla huzur
sahibi olabilmeleri için hür teşebbüsün önündeki engellerin kaldırılması,
devletin girişimcilere her türlü desteği vermesi gerektiğini söylerler; ama eğer
yatırımlarınızı genişletmek, işinizi büyütmek amacıyla, sıradan bir teşvik
belgesi almak için dahi olsa yolunuz devlete düşerse derhal tersyüz edilirsiniz.
Şayet kara listeye alınmışsanız, her şeyinizin mevzuata uygun olması hiçbir şey
ifade etmez; dosyalarınızın yeri sümen altıdır.
-
- Bu örnekleri olabildiği kadar çok artırmak,
çeşitlendirmek mümkün. Halbuki, memleketi kurtarmak(!) için harcadığımız enerjiyi
kendimizi kurtarmak için kullansak, problem kökünden çözülecek. Bizler
kurtulduğumuz zaman, memleketin kurtuluşuna giden yol kendiliğinden açılacak.
-
- E-mail:
hamdikilic@veezy.com
|
| Hamdi Kılıç'ın diger yazıları: Devlet
uyuyor, Türkiye yürüyor |

|