 |
Arzu
ALTUN |
|
Ben sevmeyi özlerim..
- Ve zamansız bir çiçek açar,
baharında gençliğimin.Korkarım,
- solacak! Solacak, daha ben
kokusunu ciğerlerimde saklayamadan. Uzatmaya
- çalıştığım saçlarımı
keserim. Bir hüzün, bir gözyaşı kalır yalnızca yüzümde.
-
- Mevsim, sonbahar olduğundan,
kavak ağaçları kurban veriyor yapraklarını. Bir
- muarız duygu vuku bulur, yüreğimde.
Sefil bir şerait ruhumu kaplar. Ve bir
- derin üzgü esir alır her bir hücremi.Duyularım
iflas eder,görecek güzellik
- kalmayınca. Kulaklarım duymaz
artık, tek güzel söz çıkmayınca. Dokunamam.
- Bir cüzzamlı gibi çekerim elimi
dünyadan.
- Dumanlı dağlar bile iflas eder.
Dereler bulanır, mevsim bile sonbahara
- döner, daha bahar olmadan.
Zemheri ayı hüküm sürmeye başlar variyetimde.
- Varlığımı çevreleyen buz gibi
sevecenlikler yüzündendir belki de bu gidişim.
- Dönüşümü mümkün kılacak
tek gaye...
-
- Bir kahvaltı sofrasını hazırlarken
annem, çay bardaklarına usulca
- bıraktığı çay kaşıklarının
sesi çalınır kulağıma, işte onu özlerim. Artık
- bir düş gibi gelen büyükbabamın,
hikayelerini özlerim. Ben gidersem, beni
- ben yapan her anı özlerim. Sıradan
günleri farklı kılan sağanak yağmurları,
- yüreğini notaların kuşattığı
bir hukuk öğrencisini, içilen birkaç yudum
- çayı, Kafka'yı, İstiklal'i, Sıla'daki
Türkü dostunu, yaylaları, henüz açmış
- çiğdemleri,kendim yazmadığım
ama başrolünü oynadığım hayatımı özlerim. Ben
- aşkı için cehennemi tercih ettiğim
sevgiliyi özlerim. Et yemeği bıraktığım
- halde, anamın yaptığı güzel içli
köfteleri ,toprağımın aydınını özlerim. Ben
- sevmeyi özlerim, özlemeyi özlerim...
-
- Baharları ısrarla bekleyişim
bundandır.Yağmurlarda ısrarla
- sırılsıklam oluşum da.
Saatlerin geçip gitmesine izin vermem de bu
- nedenledir. Hani aniden çıkagelir
diye gidenler, tanınmadık yüzler zuhur
- eder diye kapımda. Sararmış
baharlar yine yeşile döner umuduyladır...
- Kanımın hala yüreğime hücumu
da gözümde parlayan nur da kendimi tanımaya
- çabalayışım da bundandır.
-
-
- *
* *
-
- Artık...
-
- Adresler yanlıştır.Kapısını
çaldığın her kapı yabancıdır. Gördüğün kadar
- derin değildir asla, ruhları.Öylesine
yüzeysel, öylesine basit, öylesine
- köhnemiş...
-
- Ve söylediğin her kelimeyi geri
almak istersin. Hiç söylenmemiş kılmak, hiç
- tanınmadık kılmak istersin yüzleri.
-
- Artık zamanı dolmuştur, bekleyişin.
Hatırlanmamak dokunmaz artık
- yüreğine. Artık, tek güzel söz
bile duymamak incitmez yüreğini. İnanmamak,
- inanmaktan daha az acı verir de
ondan. Artık bilirsin ki, tek bir ateş
- vardır yüreğinde.Tek bir
kanayan yara, bağrında. Ve dönülmesi zor bir yola
- sapmışsındır.
-
- Artık aynalarda,gözlerinde gördüğün
ışıltı, 17-18 yaşın heyecanını
- barındırmaz. Umudunu, sarıp
sarmalamıştır karamsarlık sarmaşıkları. Öylesine
- sıkı, öylesine zehirli... Ve çırpınmanın
faydası yoktur, isteksizce. Hiç
- yaşanmamış kılmak her anı, hiçlikte
var olmak istersin.
-
- Aklından geçen her bir anı
siyah beyazdır, solmuştur artık çiçekleri
- baharın. İlkbaharlar, sararmış
kostümler giyinip, sahnede yerlerini alırlar.
- Sarı sonbaharlar sahnelenir,
derinlere ilkbaharları gömerek. Ve her anı güz
- bir
ömrü yaşamaya başlarsın; baharlardan feragat ederek...
-
-
- Arzu Altun'un diğer yazıları:
Gözleri Açık
Ama Yürekleri Katranlı
- Arzu Altun'un diğer yazıları:
Issızlığı Dinledim
- Arzu Altun'un diğer yazıları:
Şiirler
|

|