Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes) Arzu ALTUN

Şiirler


Nicedir halin?
 
Avuçlarımda sana sunmak için sakladığım aydınlık,
Ya mehtaba gönül verirse,
O vakit nicedir halin?
Nicedir halin sevgili?
Ya gecenin sonunda doğmasına alıştığın,
Ama derin uykundan uyanıp da hiç izlemediğin ,
Şafak artık hiç sökmezse...
Nicedir hali güneşin...
Nicedir hali yeşilin....
Bağın, bahçenin...
Nicedir hali sevişmelerin?
Yüreğimde sana söylemek için sakladığım cümleler,
Ya ıssızlığa gönül verirse,
O vakit nicedir halin?
Nicedir halin sevgili?
 
 
*  *  *
 
Halkalı-Sirkeci Treni
 
Kendi halinde,
Çamaşır asan bir kadın gördüm,
Trenin penceresinden,
Halkalı-Sirkeci hattında,
Yolculuk ederken;
Kenar bir mahalledir...
Ve pencereden bakan,
Sarı hırkalı bir küçük kız gördüm pencerede,
Masum ama kanatlarını açıp;
Çekip gitmek isteyen bir ifade sezdim yüzünde...
Resmedesim gelir o an gördüklerimi,
Her ayrıntıyı,
Eski, bakımsız, kalabalık olmayan,
Kendi sakinliğini yaşayan sokaklarda dolaşasım gelir...
Kokusunu almak isterim tarihlerinin,
Kendi halinde, ahşaptan evler görürüm,
Hüzünlenmişlerdir,
Terkedilmişlikten kaynaklanan bir hüzün...
Artık iyice kararmıştır yüzleri,
Camları olmayan pencerelerinden,
İçeriyi görmek için baktığımda,
Yorulmuş, karanlık bir ifade sezdim duvarlarında...
Her bir ayrıntıyı o an kazırım belleğimdeki anı defterine,
Belki zamanla eskiyecek, tozlanacak ama
Yine de bir zamanlar kazınmış olacak...
Hiç var olmamasındansa düşüncelerin...
Ben giderken hep sefalet gördüm,
Yol kenarında,
Yokluklarıyla varolan çocuklar gördüm,
Öylesine kirlenmiş üstbaşlarıyla
Tertemiz yürekli çocuklar...
Ben giderken, bir parçamı gördüm aslında sokaklarda,
Hiç tanımadığım insanlarda kendimi gördüm,
Zayıflıklarında, acılarında, umutlarında,
Kendilerine has hikayelerinde...
Ben hayatın nefes aldığını gördüm,
Halkalı-Sirkeci hattında,
Trenle yolculuk ederken kendini terkeden bir şehir gördüm,
Elemden, Sefaletten kaçan bir şehir...
Eski lahzalarını arayan bir şehir,
O eski şehri arayan insanlar gördüm...
 
*  *  *
 
Seni Çizdim
 
Kumbaramda sensizliği biriktirdim,
Onca zaman,
Hiç usanmadan,
Karakalemimle seni çizdim,
Sanki karşımdaymışsın gibi...
Her ayrıntıyı görerek...
Aslında ezberimdeki seni çizdim,
Seni anlattım ben odamın duvarlarına,
Yalnızken ağladım,
Öyle ağladım ki,
Rüzgarların canı yandı,
Ve bulutlar da ağladı,
En sevdiğim ayı bu ilkbaharın,
Ve en sevdiğimse sensin bu mevsimde
Ve her mevsim...
Yeniden hayat bulan toprağa,
Onca zaman,
Hiç usanmadan,
Ellerimle seni çizdim,
Sanki karşımdaymışsın gibi...
Her ayrıntıyı görerek...
Aslında ezberimdeki seni çizdim,
Ben bir seni ektim toprağına özgürlüğümün,
Bir seni biçti ırgatlar...
Bir seni harmanladım,
Zahiresin bir köylü için...
Yüreğim içinse rızk...
Onca zaman,
Hiç usanmadan,
Seni çizdim ben yüreğime,
Sanki karşımdaymışsın gibi...
Her ayrıntıyı görerek...
Aslında ezberimdeki seni çizdim,
Ben onca zaman,
Bir seni ezberledim;
Aşka dair,
 
*  *  *
 
Aşk!
 
Aşk!
Ey Aşk!
Çıkar kalbimi göğüs kafesimden,
İçin sızlamasın,
Zerreleri bile kalmasın!
Yak!
Hiç ağlamadan,
Yine de sevebilecek mi onu?
Aşk!
Ey aşk!
Usulca çek ruhumu damarlarımdan,
Hiç yas tutmadan,
Canımı çek , çıkar kanımdan,
Soğusun,pıhtılaşsın...
Yine de inanmaya devam edecek mi meleklere ?
Yine cenneti sevgilinin gözlerinde mi bulacak?
Aşk!
Keskin, bariz bir acısın sen bakışlarımda,
Sen kendini de at uçurumlardan,
Ve gitmeden gözlerimi de al,
Sözlükteki karşılığın ,
Yalnızca o!
Sen yokluğa karışırken,
O da kaybetsin anlamını seninle beraber,
Ve sen düşerken zeminine sonsuz mekanın,
Vuslat, kendini yeniden onun gözlerinde bulur,
Acısından kıvrandığım cehennem ateşi söner;
Ruhunun serinliği ile,
Yeniden Cennetin kapıları açılır,
Aşk!
Ey aşk!
Gülümse biraz,
Bir demet nergisi çok görme ellerime,
Yüreği kaskatı,
Nasırlı bir melek yüzünden bu çırpınışı yüreğimin, bedenimin,ruhumun...
Aşk,
Dön ve birkez bak gözlerime,
Zemheri ayının ortasında baharlar getirdim...
Aşk!
Korkmaktan vazgeç!
Ve kendini bana bırak...
 
*  *  *
 
Bir Memleketim Var
 
Bir ülkem var,
Memleket diye bildiğim,
Öyle andığım...
Karmaşa içinde...
Gördüğü bir kabus var,
Uyanamadığı,
Manda düşleyen yetişkinleri var,
Cebinde beş kuruşu olmayan,
İşçisi, memuru,
Cebinde Türk Lirası olmayan Türk insanı var,
Lira kum olmuş sızıyor parmakları arasından,
Bir ülkem var,
Memleket diye bildiğim,
Öyle andığım...
Karmaşa içinde...
Gördüğü bir kabus var,
Uyanamadığı
M.Kemal'i bekleyen 90'lık gazileri,
Umudu katranla kaplanan gençleri,
Toprağın küstüğü köylüleri,
Yiyecek peynir ekmeği olmayan insanı var,
Sansürü var yoksulluğun, Televolelerin abartısı...
Bir ülkem var,
Memleket diye bildiğim,
Öyle andığım...
Karmaşa içinde...
Gördüğü bir kabus var,
Uyanamadığı...
Bir memleketim var yüreğime koyduğum,
İnadına terketmediğim bir memleketim,
Memleketim ağladığında ağlayan bir yüreğim,
Ama en ufak bir zorlukta sırtını dönen bir milletim...
Sırtını dönmeyen bir memleketim var...
Bir ülkem var,
Memleket diye bildiğim,
Öyle andığım...
Karmaşa içinde...
Gördüğü bir kabus var,
Uyanamadığı...
 
 
*  *  *
 
Taçsız Sultan
 
Bir bakmışsın elinde bir kuru ekmek,
İstiklal caddesinin bir köşesine sığınmış,
Öylece ,
Gelip geçeni izliyorsundur,
Gençler gelip geçiyordur önünden,
Gülen,tasasız...
Henüz aynalara,
Şanslarına küsmemiş gençler...
Sonra ayağa kalkar ve yürümeye başlarsın,
Az sonra durup vitrinlerden birine bakarsın,
Ama vitrine değil!
Camda yansıyan kendi siluetine...
Nasıl oldu da bu haldesin?
Diye fısıldarsın usulca,
Toplumsal dengesizlikler yüzünden mi?
Sosyal statüler nedeniyle mi?
Ben kimin?
Diye sorarsın usulca,
Ben Ahmet'im , Zeynep'im ...
Ben sokaktaki sıradan bir vatandaşım...
Evsizim...Kimsesizim...
Ben insanım,
En azından öyle olmaya,
Öyle yaşamaya çabaladım,
Öyle kalmayı umdum,
Ve bu düşünceler geçer geçmez yüreğinden;
Bir damla süzülür yanaklarından,
Dudaklarına doğru,
Gözlerinde çilekeş bir ifade;
Sanki intikam almak istersin birilerinden,
Herşeyi, zamanı tersine çevirebilecek olsan...
Oysa herşey aynı kalır,
Sen gözlerini açtığında,
Yine,
Ve her zamanki aynı sensindir,
Kendi zincirlerini kırmadan,
Kendi özgürlüğünü ilan edemezsin,
Sen yine sokaklar,
Karanlığında, ıssızlığında...
Sadece sarhoş Beyoğluzadelerin konakladığı,
İstiklal caddesinin,
Taçsız sultanı...
 

Arzu Altun'un  diğer yazıları: Gözleri Açık Ama Yürekleri Katranlı
Arzu Altun'un  diğer yazıları:  Issızlığı  Dinledim
Arzu Altun'un  diğer yazıları:  Denemeler

KAPAK