-
Aşkların “ Son Durak” kavramından etkilenip
etkilenmediklerini, bu kavramın ortaya çıkışına ne gibi bir
katılım sağladıklarını hep merak etmişimdir doğrusu…
-
-
Çok uzaklardan gelen bir ses uyandırdı yılgın gönlümü. Sinmiş,
korkmuş, pısmış bir şeyleri şaha kaldırdı acımasızca. Şimdi
ayarını şaşırmış bir saat gibi tiktaklıyor hiç durmaksızın, ne
ileri ne geri gitmeden.
-
- Ne
ileri ne geri… oysa ömür yerinde sayıyor mu hiç?
Dinginliğinden gün eksiltiyor mu söyle? Ak perçemli görmeden,
öcünü almadan rahat bırakıyor mu?
- Devrik cümleler kurabildiğim
gibi devirmek istiyorum üzerimden uğursuzluğun çelmesini!
Neden kötü söyletmeyince yazdırmıyor kader? Neden her şeyin
nedenini aramakla yitiriyorum tümcesiz özlemlerimi/
-
-
Dokunsam dur desen sana ve diyebilsem o ana… gözyaşlarıyla
ıslatmadan yatağımı, değerli olabilse içimdeki yerin. Yitir,
yok et ama sen et demenin yolunu gösterecek bir klavye
istiyorum.
-
-
Sen inanıyorum ki aslında benim düşüncelerime der yelkenler
açıyorsun. Kabullenmek istemeyen kem gözlerin gölgesi
soğutuyor kalbimi . güneş eritecek ve son durakta
kabulleneceğim sevgimi.
- GECENİN SESSİZLİĞİ İLE
-
Havada yağmur kokusu vardı. Dar bir yolda, ayaklarımın altında
kuru yapraklar, yürüyorum. Gecenin sessizliği üzerime
çökmüştü. Yaprakların rüzgarla birlikte çıkardıkları sesler,
kulaklarımı tırmalıyordu. Yürüyordum, vakit geçti, hüzünlü
ama duygusal bir günün akşamıyla başbaşaydık. Ben ve benim
gibilerin yaprakların kapladığı Arnavut kaldırımlarda belki
aynı, belki farklı düşüncelerle yol aldığını biliyordum. Yine
o muazzam, dost gibi dost olan gece beni kollarına almış
sessizliğiyle büyülüyordu.
- Ayın onbeşiydi.
Bulutların arasında, bir elmas gibi parlayan ay, yüzünü bana
dönmüş, göz kırpıyordu. Ancak sevgiyi ve duyguyu anlatmanın en
güzel ortamıydı burası. Sevgim kaplamıştı her yeri, sevgin
kaplamıştı beni ve gece beni kucaklamıştı. Sıcak kollarıyla ve
güle yüzüyle bana gülümsüyordu.
- Adımlar çoğalıyor,
rüzgar yüzümü okşuyordu. Sanki bir şeyler anlatmak ister gibi,
bağırıyor ama ben bunu duyamıyordum. Çünkü ben, benliğimi
unutmuştum. Diyarlarda, o enginlerde bulunan, zirve dedikleri
yerde oturan sevgiyi yaşamaya çalışıyordum.
- Köşeleri dönerken,
attığım adımların sesleri yankılanıyor ve kulağıma bir vızıltı
şeklinde geri dönüyordu.
- Ansızın çıka
gelmişti. Varlığının sebebini bilmeden, sadece ve sadece
yalnızlığın acısıydı bunlar ve unutulmak. Dostum ve tek
sırdaşım olan geceyle ayrılık vakti gelmişti. Diğer dostlarını
yalnız bırakmamalıydı. Zor adımlarla zirveye çıkmanın tadıyla
yol alıyordum. Düşüncelerim bedenimi sarmış, bir şekilde yine
gecenin sonuna gelmiştim ve güneş, o altın saçlarıyla
gökyüzüne renk veriyordu.
- Hayat başlamıştı,
adımlar çoğalıyor ve sesler birbirlerine karışmış bir şekilde
yankılanıyordu. Ben, dostuma ve mekanıma tekrar buluşmak
umuduyla veda ediyordum.
-
- Dar yollardaydı sevgiler
- Gecelerde saklanıyordu artık
- Beklenmedik yerlerde
aranıyordu
- Umutsuz
bir vaka gibi !