Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes) Alim Süner

YARATIK


I

Evde yalnızdım.Kapı uzun-uzun çalıyordu.Dedemin ölümünden sonra yalnız yaşadığım,dağ evine pek gelen olmazdı. Kendimde hiçbir zaman hissetmediğim gücü hissetmeye başlamıştım.Solda verandaya açılan kapıya yaklaştım.Kapıyı açtığımda aile avukatımız Semih Bey aceleci ve bir o kadarda tedirgin bakışlarla beni süzüyordu...

Birbirimize ‘hangimiz söze başlayacak’ diyebakarken avukat konuşmaya başladı...

-Beni meraklandırdınız Aysun hanım.Uyumak için bir hayli erken olsa gerek. Bir şeyiniz yok ya?

-Sağ olun Semih Bey bir şeyim yok.Dedemin vefatından sonra eve kapandım.Bir takım korkularımı yenmeye çalışsam da içimde hep bir tedirginlik var.

-Sizi anlıyorumçeri buyur etmeyeceksen iki sandalye getirin bari burada konuşalım. Size söylemem gereken birkaç konu var.

-Ah... Özür dilerim. Dalgınlığımı bağışlayın lütfen.buyrun içeri girelim.

Avukat centilmen bir tavır sergileyerek Aysun’a yol verdi. Ve birlikte içeriye girdiler. Avukat etrafı incelerken kendi içinden de yorum yapıyordu. Evin temizliğini ve ahşap mobilyaların titizlikle seçilmiş olduğunu gördü.Söze başlamadan önce çantasından birkaç dosya çıkardı. İçinden seçtiği birkaç nüsha sayfayı da Aysun’a uzattı ve hiç vakit kaybetmeden söze başlama gereği duydu:

-Dedenizin tüm hukuki işlemlerini biliyorsunuz ben hallediyordum. Sanırım bundan haberiniz var.Artık bazı konuları konuşmanın zamanı geldi.Dedenizin bana verdiği vasiyetnameye göre dedenizin bütün mal varlığı size kaldı. Size verdiğim kağıtlarda dedenizin bana verdiği ve vasiyetname ve veraset belgelerinin birer fotokopisi bulunmakta.Sizinde onayınızla bir an önce bu miras işlerini halletmek istiyorum. Daha önceden de gelme olanağım vardı.Ama sizin psikolojik durumunuzu düşününce bugünü uygun gördüm. Umarım rahatsız etmedim.

-Yo...hayır  rahatsız etmediniz.Bilakis memnun oldum geldiğinize.Dedemin  yıllardır hem arkadaşısınız hem de avukatı.Gelmeniz gerçekten iyi oldu. Sizin verdiğiniz kağıtları okuma gereği bile duymuyorum siz imzalanacak yerleri söyleyin yeter. Dedemin güvendiği tüm insanlara benimde güvenim sonsuzdur.

-Sağ olun.

-Bu arada bir şey içer misiniz?

-Tabi neden olmasın.Yalnız soğuk bir şey olursa sevinirim.

-Alkollü alkolsüz nasıl isterdiniz?

-İçecekten önce ben bir samimiyet alsam olmaz mıydı.İzli kelimeleri kullanmasak sanırım bundan sonra daha sık görüşeceğiz. İçeceğe gelince bir viski alabilirim.

-Tabi bende sevinirim.bu kadar ciddiyet beni de sıkıyor aslında.

Aysun salondan çıkarak hole doğru ilerledi sağdan ilk kapıya girdi.Avukat da etrafı izlemeye devam ediyordu.Dedesi hızlı ve dolu dolu bir yaşam sürmüş, son ana kadar ölümü hiç düşünmemiş,çok çalışkan ve radikal bir insandı.Evin düzeni de bunu fazlasıyla yansıtıyordu.Eskilerin hep alışıla gelmiş tipik ev yapısı bu evde yoktu.Duvarların rengi,mobilyaların biçimi hatta yerdeki halının deseni rahmetli Rasim Dede'nin yaşam felsefesini ortaya koyuyordu.

Acaba Aysun Hanım da dedesine mi benziyordu...?Rasim Dedeyi nekadar sevdiğini düşünürken dışardaki ormanı farketti...

Ne güzel tabiatla iç içe olmak,yeşile doymak...

Pencereden bakıldığında her taraf ormanlıktı.Sakin ve gizemli bir havası vardı. Ama şehirde yaşayan biri için sıkıcı da olabilirdi. Pencereden uzaklaşırken duvardaki bir tablo gözüne ilişti.Tabloda demin pencere önünde dışarı bakarken gördüğü orman manzarası tasvir edilmişti.Yalnız ormanın içinde ağaçlar arasında bir çift değişik renkte göz görünüyordu.Bayağı ürkütücü görünümü vardı.Acaba bu neydi...?İnsanmı...?Yoksa bir hayvan gözümü...?

Aysun o sırada elinde bir şişe viski ve yarısına kadar buz dolu iki bardakla içeri girdi.

-Görüyorum ki sizde her eve gelen misafir gibi o tabloya takıldınız.O tablo bu evin ilk sahibine aitmiş. Dedem bu evi satın alırken tabloyu da satın almak istemiş ama adam zaten onu burada bırakacağını, üç yıl boyunca o tablonun  uğursuzluk getirdiğini kendisinede önceki sahibinden kaldığını söylemiş.

-Gerçekten çok ilginç. Peki senin böyle inançların var mı? Bana çok saçma geliyor aslında çünkü bu resimdeki gözler hiçbir hayvanın gözüne benzemiyor.Yani bunu çizen bir yaratıktan bahsetmek istemiş başarılı da olmuş gerçekten.

-Aslında batıl inançlarım yoktur ama bu devirde neyin ne olacağı belli değil.Neden olmasın ki bakarsın günün birinde belki de  tablodaki bu

gözler canlanıverir...!

Semih gülümseyerek şakayı algılamak istedi.Aysun' la birlikte gülmeye başladılar.Tablonun başından ayrılarak  kuş tüyü kadar yumuşak olan  koltuklara oturdular.

Aysun bardaklara viski koyarak birini Semih'e uzattı. Birkaç kadeh içkiden sonra geçmiş iyice kurcalanmış ve tüm olanlar yeniden yaşatılmıştı sanki.Uzun ama gayet zevkli bir muhabbet olmuş tu. Aysun şehirden biriyle ilk defa bu kadar çok konuşmuş ve ondan çok hoşlanmıştı.Semih müsaade istemek için kalkmaya çalıştı ama içtiği içkiden olsa gerek sendeleyip yeniden oturdu ikinci girişiminde başarılı oldu ve ayağa kalktı. Aysun da çakırkeyif sınırını hafiften aşmaya başlamış ama muhabbet arasında ne kadar içtiklerinin farkında bile olmamışlardı.

-Müsadenle ben gideyim artık.Hava karardı.Burası bayağı ıssız

geceleri korkmuyorsundur umarım...Ben valla korkarım...

İkisi de içkinin tesiriyle biraz abartılı bir kahkaha koparttılar.Aysun bu gecenin hiç bitmemesini istiyordu. Dedesinden ve doğadan başka pek arkadaşı olmamıştı.Ama asla şikayetçi değildi. Çünkü oda insanlarla iletişimi pek sevmeyen içine kapanık birisiydi.Avukatı hiç de bırakmak istemiyordu.Bunu nasıl dile getireceğinden de emin değildi.

Semih 1.80 boylarında yeşil gözlü sarışın ve atletik bir vücuda sahipti.Gerçekten de tüm kızların kalbini çalacak bir tipi vardı.Aysun da 1.70-1.75 boylarında mavi gözlü ve sarışındı. Okulda en favori kızlardandı ama kimseyle ilgilenmezdi.

Aysun sonunda cesaretini topladı ve Semih'in ne düşüneceğini umursamadan onun burada kalmasını isteyecekti.İyi bir insana ve güzel bir muhabbete çok ihtiyacı vardı.

-İşin yoksa biraz daha kalsan hatta burada da kalabilirsin boş oda çok  ama zaten gerek kalmayacak çünkü bütün gece konuşabilirim neden böyle oldu bilmiyorum ama çenem düştü galiba bugün.

-Çok isterim ama yanlış anlaşılmasından korkarım. Yoksa beni engelleyen bir şey yok. Yarında Cumartesi işim yok. Neden olmasın.

-Çok iyi yedekte bir şişe daha viskim var.

-İşte bu çok daha iyi.

Tüm gece sanki kırk yıllık ahbapmış gibi konuştular.Hava aydınlanmadan ikisi de içkinin tesiriyle oturdukları koltukta sızmıştı.

Semih hava aydınlanırken uyandı.Aysun da yanındaki koltukta hala uyuyordu.Onu uyandırmadan,sessizce yerinden kalktı  pencereden dışarıya baktı.Buranın hiçbir yere benzemediğini şehirden güzel ama birazda sessizlikten olsa gerek sıkıcı olduğunu düşündü.Verandaya açılan kapıdan dışarı çıktı.Hava hafif esintiliydi.Evin dört tarafı ormanlıktı. Yol evin ve kullanılmayan eski ahırın arkasından dolanarak öne doğru uzanıyordu.Semih arabasının yanından geçerek ormana doğru, evin kuzeyine ilerledi.Akşam ki içtiği içkiden olsa gerek başını kaldıracak hali yoktu ama orman havasının onu iyileştireceğine inancı da vardı.Yönünü çevirmemeye çalışıyordu geri dönüşü düşünüyordu. O sırada karşı ki çalıların hareket ettiğini gördü bir şey ona doğru bakıyordu sanki.Dikkatini çalılara toplamaya çalıştı ama ne kadar istesede beceremedi çünkü korku dikkatini dağıtıyordu.Çalıların arkasından bir kükreme sesi geldi. Semih olanca hızıyla geriye döndü ve eve doğru koşmaya başladı. Korkudan neredeyse bayılacaktı.Omuzundan başlayarak tüm vücudunu saran korku onun mantıklı düşünmesini engellemiş, sadece içgüdüsel hareket ediyordu.Ayağı uzun çınarın köküne takıldı ve yüz üstü yere düştü. O hırıltılı korkunç sesin hala arkasından geldiğini biliyordu. Kırılan dalların seslerini duyuyordu.Yerinden kalkmaya çalıştı başaramıyacağını anladı, ayağı iki kök arasına sıkışmıştı çünkü. Ses nerdeyse yaklaşıyordu artık. Son bir çabayla ayağını köklerin arasından çıkardı. Sendeleyerek evin olduğu yöne doğru koşmaya başladı.Neydi bu Allah'ım bir ayı mı,bir hayvanmı ?Yoksa bir yaratıkmı...

Avukat bu düşüncelerle savaşırken ev ağaçların arkasından görünmeye başladı.Adımlarını daha da hızlı atması gerekiyordu çünkü o gittikçe yaklaşmıştı.Ev iki yüz elli metre ilerde görünüyordu hiçbir hareketlilik yoktu demek ki daha Aysun uyanmamıştı.

 

Devamı>>

KAPAK