|
Kompleksli
bir ülkeyiz galiba.. Kendimiz üretemiyor ve başkalarının ürettiklerini
alıp kullanma kolaycılığına kaçıyoruz. Bu, bizim tembelliğimizden
değil, "gelişmiş" ülkeler gibi olma kompleksimizden
kaynaklanıyor. "Onlar yaptıysa iyidir, öyleyse biz de aynını
alalım" mantığına hala körü körüne bağlıyız. Ne var ki
bu "hap" gibi alma ve yutma eylemi sadece "garip"
uygulamalar için geçerli..
Meseleyi yeni
"internet yasası"na getireceğim de önce böyle bir giriş
yapıp, birkaç örnekle, bu konuda da kompleksimizin nasıl hemen
devreye girdiğini göstermeye çalışacağım.
Biliyorsunuz
ki ülkemizde "gasp" ağır bir suçtur ve cezası da ağırdır.
Biz caza yasamızı İtalya'dan almışız; medeni kanunu İsviçre'den
aldığımız gibi.. İtalya ceza kanununda gasp suçu düzenlenirken
1930'ların İtalya'sı göz önüne alınmış; yani o dönemde gasp
suçlarında büyük bir artış görülünce yetkililer bu suçu önlemenin
tek yolunu bu suça inanılmaz oranda ağır suçlar vermek olduğunu
kanaat getirmişler. Bu yüzden mesela ülkemizde birinin parasını
ya da eşyasını zorla gaspederseniz (miktar önemli değil, bu bin
lira da olsa değişmiyor) bunun cezası 36 yıldır.
Biz bu garip
cezayı İtalya'dan almışız lakin aradan bunca yıl geçmiş ve bu
ceza aynen duruyor.
Geçenlerde
internet yasasıyla ilgili doküman ararken İtalya'da da benzer
konuda bir hazırlık olduğunu, internet suçlarına yönelik ağır
cezaların ve yaptırımların uygulanacağını bir dergide okudum.
Birkaç gün sonra da bizim ülkede internetle ilgili yasa taslağı
ortaya çıktı. RTÜK'ün yeniden düzenlenmesi çalışmaları altında
internetle ilgili garip yaptırımların yasa taslağına sokulmaya çalışıldığı
gündeme oturdu.
Meclis
anayasa komisyonuna kadar "normal" gelen bu yasa taslağına
o komisyonda nasıl olup da bu 27.maddenin eklendiği, bu madde içine
de böylesine garip suç tanımı ve çeza yaptırımlarının nasıl
sokulduğuna henüz kimse akıl erdiremedi.
Maksat
internet üzerinden işlenen suçları engellemek ve bu suçları işleyenleri
cezalandırmak mı yoksa yeni yeni palazlanmaya ve ayakta kalmaya çalışan
internet servis sağlayıcılarına ağır bir darbe mi indirmek? İşte
bu soruya cevap verebilmek önemli... İnternetin mantığından az çok
anlayan her insan da şüphesiz ki ikinci cevap seçeneğini işaretleyecektir.
Türkiye'deki
servis sağlayıcılarından hizmet alıp da suç işleyen kişileri
diyelim ki tespit ettiniz ve yakaladınız; uzantısı "com"
ya da başka bir şey olup da yurt dışından hizmet alan kişileri
nasıl tespit edeceksiniz ve cezalandıracaksınız?
Bu garip mantığın
tek bir sonucu olacaktır: Kişisel ya da kurumsal olsun, internette
sayfa açmak isteyen herkes -her ihtimale karşı- yurt dışındaki
servis sağlayıcılarından hizmet alacaklardır ve böylece
milyonlarca dolar tutarındaki para da yurtdışına gidecektir.
İnternetin
sonuçta özgürlük olduğunu bilmeyen; internet üzerinden suç işlenecekse
de bunu engellemenin mümkün olmadığını anlamayan zihniyet, bugün
kadar her türlü yasaklamacı tutumuyla bu ülkenin gelişmesini ve
kalkınmasını engelleyen zihniyettir.
ABD başta
olmak üzere birçok gelişmiş ülkede internet suçlarını önlemeye
yönelik çok daha farklı teknik önlemler geliştirilirken bizim ülkemizde
1930'lu yıllardan kalma bir zihniyetle "külliyen yasak"
benzeri bir tutum ortaya konulması aslında bana pek de şaşırtıcı
gelmedi.. Bugüne kadar öyle garip örneklerle karşılaştık ki,
internetle ilgili bu son garabet bizim için hiç de sürpriz olmadı..
Herkes ilerlemeye çalışırken bizimki gibi inadına geri geri
gitmeye çalışan başka kaç ülke var acaba dünya üzerinde?
- Adnan Şenel'in diğer yazıları: "Günü
Yaşa"
- Adnan Şenel'in diğer yazıları:
Kemal Sunal, "aydınlar" ve halk!
- Adnan Şenel'in diğer yazıları:
Teori ve Pratik
- Adnan Şenel'in diğer yazıları:
Önce İnsan
- Adnan Şenel'in diğer yazıları:
Tek Tip Gençler
- Adnan Şenel'in diğer yazıları:
Ekonomik
Krizin Beyinlere Yansıması
|