Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes) Adnan Şenel

İnternet mi? Külliyen yasak!


Kompleksli bir ülkeyiz galiba.. Kendimiz üretemiyor ve başkalarının ürettiklerini alıp kullanma kolaycılığına kaçıyoruz. Bu, bizim tembelliğimizden değil, "gelişmiş" ülkeler gibi olma kompleksimizden kaynaklanıyor. "Onlar yaptıysa iyidir, öyleyse biz de aynını alalım" mantığına hala körü körüne bağlıyız. Ne var ki bu "hap" gibi alma ve yutma eylemi sadece "garip" uygulamalar için geçerli..

Meseleyi yeni "internet yasası"na getireceğim de önce böyle bir giriş yapıp, birkaç örnekle, bu konuda da kompleksimizin nasıl hemen devreye girdiğini göstermeye çalışacağım.

Biliyorsunuz ki ülkemizde "gasp" ağır bir suçtur ve cezası da ağırdır. Biz caza yasamızı İtalya'dan almışız; medeni kanunu İsviçre'den aldığımız gibi.. İtalya ceza kanununda gasp suçu düzenlenirken 1930'ların İtalya'sı göz önüne alınmış; yani o dönemde gasp suçlarında büyük bir artış görülünce yetkililer bu suçu önlemenin tek yolunu bu suça inanılmaz oranda ağır suçlar vermek olduğunu kanaat getirmişler. Bu yüzden mesela ülkemizde birinin parasını ya da eşyasını zorla gaspederseniz (miktar önemli değil, bu bin lira da olsa değişmiyor) bunun cezası 36 yıldır. 

Biz bu garip cezayı İtalya'dan almışız lakin aradan bunca yıl geçmiş ve bu ceza aynen duruyor. 

Geçenlerde internet yasasıyla ilgili doküman ararken İtalya'da da benzer konuda bir hazırlık olduğunu, internet suçlarına yönelik ağır cezaların ve yaptırımların uygulanacağını bir dergide okudum. Birkaç gün sonra da bizim ülkede internetle ilgili yasa taslağı ortaya çıktı. RTÜK'ün yeniden düzenlenmesi çalışmaları altında internetle ilgili garip yaptırımların yasa taslağına sokulmaya çalışıldığı gündeme oturdu. 

Meclis anayasa komisyonuna kadar "normal" gelen bu yasa taslağına o komisyonda nasıl olup da bu 27.maddenin eklendiği, bu madde içine de böylesine garip suç tanımı ve çeza yaptırımlarının nasıl sokulduğuna henüz kimse akıl erdiremedi.

Maksat internet üzerinden işlenen suçları engellemek ve bu suçları işleyenleri cezalandırmak mı yoksa yeni yeni palazlanmaya ve ayakta kalmaya çalışan internet servis sağlayıcılarına ağır bir darbe mi indirmek? İşte bu soruya cevap verebilmek önemli... İnternetin mantığından az çok anlayan her insan da şüphesiz ki ikinci cevap seçeneğini işaretleyecektir.

Türkiye'deki servis sağlayıcılarından hizmet alıp da suç işleyen kişileri diyelim ki tespit ettiniz ve yakaladınız; uzantısı "com" ya da başka bir şey olup da yurt dışından hizmet alan kişileri nasıl tespit edeceksiniz ve cezalandıracaksınız?

Bu garip mantığın tek bir sonucu olacaktır: Kişisel ya da kurumsal olsun, internette sayfa açmak isteyen herkes -her ihtimale karşı- yurt dışındaki servis sağlayıcılarından hizmet alacaklardır ve böylece milyonlarca dolar tutarındaki para da yurtdışına gidecektir.

İnternetin sonuçta özgürlük olduğunu bilmeyen; internet üzerinden suç işlenecekse de bunu engellemenin mümkün olmadığını anlamayan zihniyet, bugün kadar her türlü yasaklamacı tutumuyla bu ülkenin gelişmesini ve kalkınmasını engelleyen zihniyettir. 

ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede internet suçlarını önlemeye yönelik çok daha farklı teknik önlemler geliştirilirken bizim ülkemizde 1930'lu yıllardan kalma bir zihniyetle "külliyen yasak" benzeri bir tutum ortaya konulması aslında bana pek de şaşırtıcı gelmedi.. Bugüne kadar öyle garip örneklerle karşılaştık ki, internetle ilgili bu son garabet bizim için hiç de sürpriz olmadı.. Herkes ilerlemeye çalışırken bizimki gibi inadına geri geri gitmeye çalışan başka kaç ülke var acaba dünya üzerinde?

 

Adnan Şenel'in diğer yazıları: "Günü Yaşa"
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Kemal Sunal, "aydınlar" ve halk!
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Teori ve Pratik
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Önce İnsan
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Tek Tip Gençler
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Ekonomik Krizin Beyinlere Yansıması

 KAPAK