Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes)

Adnan Şenel

Mizaha gerek yok, ülke gündemi yeter..


Bazen aklıma "acaba bir mizah yazısı da yazabilir miyim?" sorusu gelir. Allah'tan çok zor bir soru olmadığı için cevabını da hemen veririm: Hayır! Çünkü mizah öyle her babayiğidin altından kalkabileceği bir şey değildir; zordur.. Konuyu bulmak, sonra onu zeka-akıl-bilgi-gözlem işbirliğiyle işlemek ve insanların gülebileceği hale getirmek hakikaten ayrı bir yetenek meselesidir.. Bende bu yok en azından..

Dolayısıyla, daha kolay olduğuna inandığım; en azından "güldürmek" gibi -bence-  çok ciddi ve zor olmadığını bildiğim konularda iki çift lafın belini kırmayı tercih ediyorum. Öyle ya, mizah yazacaksanız amacınız muhataplarınızı güldürmektir; böyle bir misyon yüklenmişsiniz demektir; başlıca göreviniz budur. Peki ya bunu başaramazsanız? Çuvalladınız demektir.. Oysa, amacı ve hedefi belirli bir misyona yüklenmemiş türden yazılar döktürürseniz, sonunda muhataplarınız misyon ile içerik arasında karşılaştırma yapıp karne notu vermeyecekleri için, "acaba başarılı oldum mu?" merakından ve heyecanından yırtmış olursunuz..

İşte bu yüzden, ben yine klasik; misyonu olmayan, bu yazıyı okuyanları da güldürme ya da ağlatma hedefi gütmeyen ve sadece ülke gündemini meşgul eden bir-iki konu üzerinde naçizane görüşlerimi serdetmek istiyorum.. Aslında görüş belirtmeye de gerek yok; olayların kendileri ve oluş biçimleri bile ne denmek istendiğini anlamaya yetiyor da artıyor bile..

Bunlarda ilki; Kızılelma Koalisyonu meselesi.. Teferruata gerek yok; bunlar Irak'a asker gönderme konusunda; ABD'ye hizmet etmeme hususunda aynı cephede yer alıyorlar. Neyse, bu koalisyonda yer alanlardan İşçi Parti'nin başkanı Perinçek'in oğlu ile Ülkü Ocakları İstanbul Başkanı biraraya geliyorlar ve açıklama yapıyorlar. Açıklama şu: "Biz Saddam Irak'ın ve Miloseviç Yugoslavyası'nın arkasındayız!" Güzel değil mi? Saddam'ı Atatürk'e benzeten; Atatürk olsaydı Saddam'ı desteklerdi diyenler,  Miloseviç ve Saddam gibi katil, psikopat ve insanlık düşmanı despotların arkasında olduklarını söyleyenler var bu ülkede!!

Benzer kafa yapısında olanlar, yani hala 21. yüzyıla girdiğimiz farkında olmayan, 1940'lı yıllarda takılıp kalan "gençler", rektörlerin Anıtkabir'e yürüyüşü sırasında "Ordu Göreve" yazılı pankartlar taşıdı bu ülkede.. Utanmadan, sıkılmadan.. Gerekçeleri de ilginç: "Şu an iktidarda AKP var.. Bunlar gerici.. Ülkeyi şeriata götürüyorlar.. Öyleyse, Ordu hemen buna dur demeli.." Yaa, böyle gençler de var bu ülkede!!

Sonracıma, bir CHP kurultayı var.. Hani demokrasiden, çoğulculuktan, katılımcılıktan söz açılınca mangalda kül bırakmayan partiden bahsediyorum. Ve onun Genel Başkanı Baykal'dan.. Yap tüzük değişikliğini, senden başka kimse aday olamasın ve sen yine hiç zorlanmadan genel başkan ol partiye.. Ne güzel değil mi?

Sonra sonra, resepsiyon hikayesi.. Davetiye rezaleti.. Böyle bir kepazeliğin dünyanın başka hiç bir yerinde; hatta muz cumhuriyetlerinde bile olmadığını ve olmayacağını biliyorsunuz velakin siz bizzat bu ülkede bunu yaşıyor, görüyor ve gülüyorsunuz..

Yetmiyor; devletin başı, cumhurun temsilcisi olarak, tören konuşması esnasında, üstelik canlı tv yayını esnasında, göstere göstere, su içiyorsunuz, müslüman bir ülkede, nüfusunun büyük çoğunluğunun oruç tuttuğu bir ülkede.. Kaş yaparken göz çıkarma diye buna demezler mi? Hadi resepsiyonda içki servisi de yapıldı ama kasıtlı ve mesaj verircesine su içmenin kime ne yararı oldu? Kimler prim kazandı? Hepimiz bu sorunun cevabını biliyoruz değil mi?

Daha bir çok örnek yazılabilir burada.. İmar Bankası ve Uzan olayı; ek vergilerin iptali, YÖK, meslek liseleri, Irak krizi, vesaire vesaire..

Mizah yazmaya gerek yok; bu ülkedeki çok ciddi gibi görünen konular bile özüne ve şekline bakıldığında tam bir komedi.. Uluslararası değerlendirme raporlarında Türkiye'nin her alanda ne kadar gerilerde kaldığı gözümüze, beynimize çivi gibi çakılırken; bizler hala nelerle uğraşıyoruz.. Bizler bugün uğraşıyoruz da; korkarım ve eminim ki bu gidişle bizim torunlarımız da benzer konularla uğraşıyor olacak önümüzdeki onlu yirmili yıllarda..

 

 

Adnan Şenel'in diğer yazıları: "Günü Yaşa"
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Kemal Sunal, "aydınlar" ve halk!
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Teori ve Pratik
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Önce İnsan
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Tek Tip Gençler
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Ekonomik Krizin Beyinlere Yansıması
Adnan Şenel'in diğer yazıları:İnternet mi? Külliyen Yasak!
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Zevkler ve Renkler
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Ünlülerin Son Sözleri
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Küçük Prens'i Hala Okumadınız mı?
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Sanat "para kazanmak" içindir
Adnan Şenel'in diğer yazıları: İnsanların beyni yıkanabilir mi?
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Bilin bakalım sayfamız neden görüntülenemedi?
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Savaş ve Şüphe

 KAPAK