Hangi gazetedeydi hatırlamıyorum; ilk sayfada büyük puntolarla şöyle
bir manşet vardı: UTANIN! Bu başlığın sağ ve sol yanlarında Bush ile
Saddam’ın resimleri yer alıyordu. Manşetin hemen altındaki alt
başlıkta şu okunuyordu: “Bush ve Saddam insanları ölümün kucağına
attı. Cephede savaşanlar ise onlara insanlık dersi verdi. Askerler
sivillere yardım etti. Iraklılar da yiyeceğini paylaştı”. Bu
başlığın altında da iki ayrı büyük resim vardı. İlk resimde Irak
halkında gıda yardımı yapan ABD’li askerler; ikinci resimde de
Amerikalı esir askerlere yiyecek veren Iraklı askerler görülüyordu.
Bazen bir kare resim, sayfalarca dolusu kitaptan daha fazlasını
anlatır. Hani, ellerinde beyaz bayrak, siperlerinde vurulup ölmüş
Iraklı askerleri gösteren fotoğrafta olduğu gibi.. Ya da, misket
bombasının şarapnel parçalarıyla yüzü yanmış küçük bir çocuğun
çektiği ıstırabı yansıtan o film karesi gibi… Tek oğlunu, belki
haritada bile gösteremeyeceği bir ülkenin topraklarında kaybetmiş
Amerikalı babanın acısını anlatan donuk gazete resminde olduğu
gibi..
Savaş hiçbir zaman ülkelerin, devletlerin, milletlerin savaşı
olmamıştır; savaşa ülkeler, devletler, milletler karar vermemiştir..
Dün olduğu gibi bugün de savaşın olup olmayacağına “lider”ler karar
verir. Diktatörler, krallar, imparatorlar, hükümdarlar, devlet
başkanları, cumhurbaşkanları ve bazen de başbakanlar karar verir,
savaşın olup olmayacağına.. Siz hiç, referandumla ya da kamuoyu
yoklamalarıyla başka bir ülkeye savaş açan bir toplum, bir devlet
gördünüz mü?
Savaşa, taraf ülkelerin “lider”leri “evet” derler; yeri gelir, önce
kendileri karar alıp halklarının da “evet” demelerini sağlarlar;
yeri gelir, halklarının ne dediğine bakmaksızın, tek başlarına
savaşın öncülüğüne soyunurlar..
Minare çalınmadan önce olsun, sonra olsun, eğer söz konusu savaş
ise, kılıf bulmak kolaydır. Bazen öyle kılıflar bulunur ki, asıl
kılıf kamufle edilir; halk ve dünya kamuoyu sahte ve suni kılıflarla
bu savaşın meşru olduğuna ikna edilmeye çalışılır.. Eğer siz “süper”
bir güç iseniz bu meşruiyeti yüzdeyüz sağlamak zorunda da
değilsiniz.. Böyle bir şeye zorunlu olmadığınız için “süper
güç”sünüzdür zaten..
Savaşı “lider”ler başlatır; ama savaşta başkaları ölür.. Askerler
ölür… Siviller ölür.. Çocuklar ölür.. “İNSAN”lar ölür.. Ama, her
şeyin ve herkesin öldüğü savaşlarda bazen İNSANLIK ölmeyebiliyor;
birkaç dakika önce öldürmek için ateş ettiği “düşman” askerine
birkaç dakika sonra bir sigara uzatan o asker; “düşman”ına ekmek
veren o asker, belki de bize her şeye rağmen “insanlık” dediğimiz o
güzel değerin ölmediğini gösteriyor; kendilerini o cepheye, buram
buram ölüm kokan o cepheye sürükleyen “lider”lerine inat..
İnsanlıksa değer verdiğimiz şey, bunu samimi bir şekilde hisseden,
yaşayan ve gösteren de sanıyorum o cephede birbirlerine sigara ya da
ekmek ikram eden askerlerdir. Birbirlerine “düşman” askerler..
Dünyanın şurasında burasında “savaşa hayır” diyenler; bunu derken
kendileri ayrıca birer “savaş” çıkaranlar; “savaşa hayır” diye
bağırırken gözlerinde başka birilerine nefret okunan o “barışsever”
insanlar, o cephelerdeki askerler kadar insanlık değerine ve
duygusuna yakın mıdırlar şüpheliyim.. “İncirlik kapatılsın, halı
saha yapılsın” narasıyla sokaklarda gösteri yapan “ünlü” sosyete
ressamı Bedri Baykam, eğer iktidarda CHP olsaydı bu şaklabanlığı
yine yapar mıydı ondan da şüpheliyim..
Savaşa elbette hayır.. Ama her yerde, her zaman, her halükarda, bir
savaşın aktörlerine bakmadan “hayır” diyeceksiniz.. O aktörlerden
birinin Bush ya da Saddam, ABD ya da Irak olup olmadığına bakmadan
“hayır” diyeceksiniz.. Yarın aktörler değiştiğinde, yakınımızda veya
uzağımızda başka savaşlar çıktığında da aynı samimiyet ve
dürüstlükle “hayır” diyeceksiniz..
“İkiz kuleler”e yapılan saldırıya içinizden “oh oldu” deyip de,
Irak’lı çocukların üzerine bomba yağdıran Amerika’ya lanet
okuyorsanız; Filistin kamplarını yerle bir eden İsrail’i kınayıp,
belinde bombayla otobüslere dalıp onlarca insanı öldüren
Filistinlilere alkış tutuyorsanız; bir gün dahi, PKK eşkiyasının
katlettiği insanlarımız için sokağa çıkmazken, F Tipi cezaevlerini
protesto için yırtınıyorsanız… İşte ben bu yüzden sizlerin “savaşa
hayır” tepkilerinizden ve duygularınızdan şüphe duyarım..
Marifet; savaşa, ölüme ve teröre, “aktör”lerine bakmaksızın ve tabii
ki kendi ideolojik gözlüklerinizi kullanmaksızın; her yerde ve her
zaman “hayır” diyebilmektir… Şimdi samimi bir şekilde kendimize
soralım bakalım: Bunu gerçek anlamda başarabilen kaç kişi var
etrafımızda?