Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

sinyal1.gif (2171 bytes)

Adnan Şenel

Savaş ve şüphe


Hangi gazetedeydi hatırlamıyorum; ilk sayfada büyük puntolarla şöyle bir manşet vardı: UTANIN! Bu başlığın sağ ve sol yanlarında Bush ile Saddam’ın resimleri yer alıyordu. Manşetin hemen altındaki alt başlıkta şu okunuyordu: “Bush ve Saddam insanları ölümün kucağına attı. Cephede savaşanlar ise onlara insanlık dersi verdi. Askerler sivillere yardım etti. Iraklılar da yiyeceğini paylaştı”. Bu başlığın altında da iki ayrı büyük resim vardı. İlk resimde Irak halkında gıda yardımı yapan ABD’li askerler; ikinci resimde de Amerikalı esir askerlere yiyecek veren Iraklı askerler görülüyordu.

Bazen bir kare resim, sayfalarca dolusu kitaptan daha fazlasını anlatır. Hani, ellerinde beyaz bayrak, siperlerinde vurulup ölmüş Iraklı askerleri gösteren fotoğrafta olduğu gibi.. Ya da, misket bombasının şarapnel parçalarıyla yüzü yanmış küçük bir çocuğun çektiği ıstırabı yansıtan o film karesi gibi… Tek oğlunu, belki haritada bile gösteremeyeceği bir ülkenin topraklarında kaybetmiş Amerikalı babanın acısını anlatan donuk gazete resminde olduğu gibi..

Savaş hiçbir zaman ülkelerin, devletlerin, milletlerin savaşı olmamıştır; savaşa ülkeler, devletler, milletler karar vermemiştir.. Dün olduğu gibi bugün de savaşın olup olmayacağına “lider”ler karar verir. Diktatörler, krallar, imparatorlar, hükümdarlar, devlet başkanları, cumhurbaşkanları ve bazen de başbakanlar karar verir, savaşın olup olmayacağına.. Siz hiç, referandumla ya da kamuoyu yoklamalarıyla başka bir ülkeye savaş açan bir toplum, bir devlet gördünüz mü?

Savaşa, taraf ülkelerin “lider”leri “evet” derler; yeri gelir, önce kendileri karar alıp halklarının da “evet” demelerini sağlarlar; yeri gelir, halklarının ne dediğine bakmaksızın, tek başlarına savaşın öncülüğüne soyunurlar..

Minare çalınmadan önce olsun, sonra olsun, eğer söz konusu savaş ise, kılıf bulmak kolaydır. Bazen öyle kılıflar bulunur ki, asıl kılıf kamufle edilir; halk ve dünya kamuoyu sahte ve suni kılıflarla bu savaşın meşru olduğuna ikna edilmeye çalışılır.. Eğer siz “süper” bir güç iseniz bu meşruiyeti yüzdeyüz sağlamak zorunda da değilsiniz.. Böyle bir şeye zorunlu olmadığınız için “süper güç”sünüzdür zaten..

Savaşı “lider”ler başlatır; ama savaşta başkaları ölür.. Askerler ölür… Siviller ölür.. Çocuklar ölür.. “İNSAN”lar ölür.. Ama, her şeyin ve herkesin öldüğü savaşlarda bazen İNSANLIK ölmeyebiliyor; birkaç dakika önce öldürmek için ateş ettiği “düşman” askerine birkaç dakika sonra bir sigara uzatan o asker; “düşman”ına ekmek veren o asker, belki de bize her şeye rağmen “insanlık” dediğimiz o güzel değerin ölmediğini gösteriyor; kendilerini o cepheye, buram buram ölüm kokan o cepheye sürükleyen “lider”lerine inat..

İnsanlıksa değer verdiğimiz şey, bunu samimi bir şekilde hisseden, yaşayan ve gösteren de sanıyorum o cephede birbirlerine sigara ya da ekmek ikram eden askerlerdir. Birbirlerine “düşman” askerler..

Dünyanın şurasında burasında “savaşa hayır” diyenler; bunu derken kendileri ayrıca birer “savaş” çıkaranlar; “savaşa hayır” diye bağırırken gözlerinde başka birilerine nefret okunan o “barışsever” insanlar, o cephelerdeki askerler kadar insanlık değerine ve duygusuna yakın mıdırlar şüpheliyim.. “İncirlik kapatılsın, halı saha yapılsın” narasıyla sokaklarda gösteri yapan “ünlü” sosyete ressamı Bedri Baykam, eğer iktidarda CHP olsaydı bu şaklabanlığı yine yapar mıydı ondan da şüpheliyim..

Savaşa elbette hayır.. Ama  her yerde, her zaman, her halükarda, bir savaşın aktörlerine bakmadan “hayır” diyeceksiniz.. O aktörlerden birinin Bush ya da Saddam, ABD ya da Irak olup olmadığına bakmadan “hayır” diyeceksiniz.. Yarın aktörler değiştiğinde, yakınımızda veya uzağımızda başka savaşlar çıktığında da aynı samimiyet ve dürüstlükle “hayır” diyeceksiniz..

“İkiz kuleler”e yapılan saldırıya içinizden “oh oldu” deyip de, Irak’lı çocukların üzerine bomba yağdıran Amerika’ya lanet okuyorsanız; Filistin kamplarını yerle bir eden İsrail’i kınayıp, belinde bombayla otobüslere dalıp onlarca insanı öldüren Filistinlilere alkış tutuyorsanız; bir gün dahi, PKK eşkiyasının katlettiği insanlarımız için sokağa çıkmazken, F Tipi cezaevlerini protesto için yırtınıyorsanız… İşte ben bu yüzden sizlerin “savaşa hayır” tepkilerinizden ve duygularınızdan şüphe duyarım..

Marifet; savaşa, ölüme ve teröre, “aktör”lerine bakmaksızın ve tabii ki kendi ideolojik gözlüklerinizi kullanmaksızın; her yerde ve her zaman “hayır” diyebilmektir… Şimdi samimi bir şekilde kendimize soralım bakalım: Bunu gerçek anlamda başarabilen kaç kişi var etrafımızda?

 

Adnan Şenel'in diğer yazıları: "Günü Yaşa"
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Kemal Sunal, "aydınlar" ve halk!
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Teori ve Pratik
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Önce İnsan
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Tek Tip Gençler
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Ekonomik Krizin Beyinlere Yansıması
Adnan Şenel'in diğer yazıları:İnternet mi? Külliyen Yasak!
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Zevkler ve Renkler
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Ünlülerin Son Sözleri
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Küçük Prens'i Hala Okumadınız mı?
Adnan Şenel'in diğer yazıları:Sanat "para kazanmak" içindir
Adnan Şenel'in diğer yazıları: İnsanların beyni yıkanabilir mi?
Adnan Şenel'in diğer yazıları: Bilin bakalım sayfamız neden görüntülenemedi?

 KAPAK