Yılların usta
tiyatrocusu Genco Erkal “Parasız kaldım, salon dolmuyordu, bu yolu
denedim, bayağı da başarılı oldu” itirafını sanıyorum hepimiz
okuduk, gördük.. Genco Erkal deyip geçmeyin.. Adam yıllarını
tiyatroya vermiş, bu işin duayenlerinden, işini de hakkıyla
yapıyor..
Tabii, hakkıyla
yaptığı bu işten hakkıyla para kazanıyor mu, o ayrı.. Son yaptığı
taktiğe bakılırsa hakkıyla para kazanamadığı ortaya çıkıyor. Erkal
açık açık çıkıyor ortaya ve “arkadaş ben para kazanamıyorum, bunun
için de bu tür bir oyun sergilemek zorunda kaldım” diyor..
Hani padişahın,
vezirine “öyle bir şey yap ki özrü kabahatinden büyük olsun” diyor
da, bir gün padişah balkondan aşağı bakarken vezir padişaha bir
parmak hareketi yapıyor, padişah hışımla döndüğünde de “özür dilerim
padişahım, ben sizi zevceniz sanmıştım” diyor; Genco Erkal’ınki de
aynen buna benziyor..
Genco Erkal’ın
siyasi görüşlerini beğenmem; siyasi görüşlerini tiyatro oyunlarına
taşımasını da pek tasvip etmem; ama tiyatroculuğu üzerine laf
söyleyemem. Dolayısıyla, onun gibi bir ustanın, salon dolsun, para
kazanayım diyerek böylesi bir oyun sahnelemesi, sonra da bunu “ne
yapayım, oyunun kuralı bu” şeklinde gerekçelendirmesi oldukça
tuhafıma gitti.
Tuhafıma
gitmeyense, tv ve gazete sayfalarında oyundan sahnelerin yer
almasından hemen sonra oyuna halkımızın büyük teveccüh
göstermesiydi. TV’deki yarışmaların hicvedildiği, bir anlamda
medyanın eleştirildiği bu oyunda, kadın oyuncu oyunun bir yerinde
–veya tamamında- iç çamaşırlarıyla arz-ı endam ediyor. Bayan
oyuncunun bu kostümle ne kadar sahnede kaldığı, bu bölümün oyun
içinde ne kadar kaldığı önemli değil tabii ki.. Ama medyamız
sağolsun, oyunun sadece bu bölümünü “önemli” hale getirip, ana haber
bültenleri dahil, bütün programlara konu malzemesi haline getirince
“sanatsever” halkımız birdenbire tiyatroya gitmeye karar veriyor ve
biletler hemen tükeniveriyor..
Oyunun kuralı yine
tutuyor.. Genco Erkal, bakmış ki böyle olmuyor, gidiyor Fransa’da
kapalı gişe oynamış bur oyunu getiriyor; Türkçeleştiriyor ve sahneye
koyuyor.. Daha baştan, bu oyunun ses getireceğini ve koltukların
dolacağını biliyor. Gelişmeler de onu yanıltmıyor..
Çünkü biliyor ki
Genco Erkal, bu ülkede istersen saygın bir heykeltıraş ol, nitelikli
bir müzisyen ol, ressam ol, sinemacı ol, ne olursan ol, yeter ki
vatandaşın “cinsel iştahına” yönelik “sanat” yap.. Sanat açısından
değilse bile “kasa” açısından karlı çıkarsın.. Ticaretin önemli bir
parçası reklamdır ya, bu tür girişimciler için reklam da sorun
olmuyor.. Açarsın Alo Reha Muhtar hattına, “bak böyle bir oyun
sergiliyorum, haberiniz olsun” dersiniz.. Dolayısıyla bütün ülkeyi
haberdar etmiş olursunuz.. Sonra? Sonra gelsin paralar, dolsun
koltuklar..
Kariyer mi? Eh,
artık kim takar kariyeri? Genco Erkal’ın kariyeri böyle bir oyunla
sarsılsa ne olur? Mühim olan para kazanmak, salonu doldurmak değil
mi? Devrimcilerin devrimcisi Genco Erkal, para uğruna bir kadın
oyuncunun vücudunu sahnelesin, bu vücuttan para kazansın, her
vesilede eleştirdiği “et ticareti”ne bu kez de kendisi soyunsun ne
çıkar?
Meşhur olmak için
Çankaya Köşkünün kapısından soyunmanın yeterli olduğu; hele hele bu
tür ucuzlukları pazarlayarak raiting kazandığını sanan medyamızın
var olduğu bir ülkede, Genco Erkal da salon dolsun diye kendisi de
sahnede bir tezgah açsın ne çıkar?