Ne kadar susuz kalınmış
olursa olsun, temiz olduğuna emin olunmayan su kesinlikle mikrop ve parazitlerden
arındırılmadan içilmemelidir.
Doğada yalnız kalmış bir
insanın kırık-çıkık, yara ve hatta yanıkları tedavi etmek için kendi kendine
uygulayacağı ve kısa zamanda iyileşmeye yüz tutmasanı sağlayan yöntemler vardır.
Maalesef, kirli su ile geçen hastalıkların tedavisi o kadar zor, sonuçları o kadar
vahimdir ki yaşamı sürdürme mücadelesinde karşılaşılan en büyük tehlikelerden
birini bu hastalıklar teşkil eder denilebilir. Dizanteri ve basılli dizanteri, kolera,
tifo gibi hastalıkların yanı sıra bazı kist, kurt ve parazitlerin de bünyeye girmesi
çok acı veren ve hatta ölümle sonuçlanan ağır vakalara neden olur.
Dolayısıyla; içme, yemek pişirme, bulaşık yıkama, ağız yıkama gibi
hususlarda sular kullanılmadan önce dezenfekte edilerek mikroorganizmalardan
arındırılmalıdır. Mikroorganizmaların insan dışkısının sulara karışması ile
ürediği, dolayısı ile yerleşim merkezlerinden uzak vahşi yerlerde bulunan suların
temiz olacağı görüşü yanlıştır. Hayvanlar ve kuşlar da mikrop taşır. Akar su
mikrop tutmaz görüşü de yanlıştır. Bir dere veya nehire, geçtiği yerlerde
mikroplu unsurlar karışabilir. Suyun akar oluşu mikroorganizmaları öldürmez. Bazı
parazitlerin kirli su içinde yıkanmakta olan insanın derisinden bünyesine girdiği,
dolayısı ile bu gibi sularda içmek bir yana yıkanmanın dahi doğru olmadığı bir
gerçektir.
Su mikroorganizmalardan nasıl
arındırılır?
Suyu dezenfekte etmenin en kolay yolu kaynatmaktır. Deniz düzeyinde 5
dakika süre ile, deniz düzeyinden yukarıda beher 300 metre için bu süreye bir dakika
eklenmesi suretiyle su kaynatıldığı takdirde tüm mikroorganizmalardan
arındırılmış olur.
Kaynatılmış suyun havası kaçmış olduğu için tadı azalacaktır. Elde
iki kap mevcut olduğu takdirde suyu bir kaptan diğer kaba birkaç kez aktararak suya
eski lezzeti kazandırılabilir.
Bilindiği gibi şehir suları klorlanarak mikroorganizmalardan
arındırılmaktadır. Aynı şekilde az bir miktar suya bizde bazı kimyasal maddeler
katarak arındırabiliriz.
Bu kimyasal maddelerin başında iodin hapları veya kimyasal adı ile
tetraglisin hidroperiodid gelmektedir. Bazı batı ülkeleri ordularında kullanılan bu
maddenin suda yaşayan bakterilere, dizanteri yapan kistlere ve sair parazitlere karşı
etkili olduğu söylenmektedir. Bu haplardan elde mevcut olduğu taktirde tarife uygun
olarak kullanmak esas olmak kaydıyla, genellikle bir küçük hapın bir litre suya
atıldığında temizlemeye yeterli olacağı ve en az yarım saat ağzı kapalı
bekletildikten sonra içilebileceği söylenebilir.
İçine iodin hapı atılan bir su klor kokacaktır. Bu kokunun azalmasını
sağlamak üzere kabın ağzı su içilebilir hale geldikten sonra açık bırakılmalı
veya bir kaptan diğerine aktarılarak klorun uçması sağlanmalıdır.
İodin hapı bulunmadığı taktirde, yaklaşık bir litre suya %2,5 'luk 8
damla tentürdiyot damlatıldığı ve çalkalanıp 20 dakika bekletildiği takdirde aynı
etki sağlanmış olur. Tentürdiyotun kapalı bir şişede saklanmış durumda etkisini
kaybetmemiş olması gereklidir.
Su ile ilgili temel bilgiler
Su çok az olduğu zaman hiçbir şey yenmemelidir. Yemek, vücudun su
rezervini azaltıcı etki yapar. Sindirim için karbonhidratlar az su gerektirmekle
beraber proteinler oldukça fazla su ister. Dolayısıyla, çok acıkılmışksa az bir
miktar karbonhidratlı besin alınmalı, proteinli gıda almaktan kaçınılmalıdır. Ne
kadar az yenirse, böbreklerin vücut artıklarını atmak için gereken su miktarı o
kadar az olur.
Tuzlu su içilmemelidir. Çünkü "katartik" etki yapar, yani
vücudun su kaybını hızlandırır. Fazla miktarlarda içildiği takdirde ise zehirlenme
yapar. Zehirlenmenin yanı sıra, vücudun almış olduğu aşırı tuzun bünyeden
atılması için vücuttaki su hızla azalır. Bir süre sonra böbrekler çalışamaz
hale gelir ve ölüm yaklaşır.
İdrar, aşırı tuzlu olmasının yanı sıra bir takım vücut artıkları
içerdiğinden, durum ne kadar vahim olursa olsun, kesinlikle içilmemelidir. Susuzluğu
giderme açısından kan içmenin etkileri de idrardan farklı değildir.
Bununla beraber tatlı suyun kesin olarak bulunmadığı bazı durumlarda
yaralı yıkamak için idrar kullanılabilir. Ayrıca, vücudun terleme yolu ile su
kaybını nispeten azaltabilmek için elbiseler idrarla ıslatılabilir.
Sigara içme vücudun su kaybını hızlandırır. Sert alkollü içkiler de
vücut suyunu azaltıcı etki yapar. Suyun bulunmadığı bir ortamda, şayet varsa, bira
veya şarap gibi hafif içkiler kullanılabilir. Ancak bunların da bir süre sonra
olumsuz etkileri görüleceğinden su aranmalıdır. Hiçbir şey asla tatlı suyun yerini
tutmaz.
Bazı macera filmlerinin çöl sahnelerinde su tüketiminin
kısıtlandığını, adeta mataranın kapağı ile su içilip, matarada yedek su
bulundurulma gayreti içinde olunduğu herkesçe bilinir. Bu husus, geçmiş asırlara ait
görüş olup uygulanması kesinlikle doğru değildir. Su tayınlanmamalıdır. Elde
mevcut olan su, susuzluk duygusu geçinceye kadar içilmelidir. Yedek su bulundurma
sevdasına, susuzluktan ölmüş kişilere çok rastlanılmıştır.
Suyun kısıtlı olduğu aşırı sıcak bir ortamda, tıpkı bir çöl
bedevisi gibi, hareketler yavaş ve ağır olmalı, burundan nefes alınmalı, mümkün
olduğu kadar az konuşulmalı, vücut mümkün olduğu derecede açık renkli ve hafif
giysilerle güneşten korunmalı; diğer bir deyişle, mümkün olduğu derecede nefes
tüketmemeye ve terlememeye çalışılmalıdır.
Şayet su bolsa, sağlıklı ve verimli kalabilmek için susuzluk duygusuna
kadar beklemeyip sık aralıklarla su içilmelidir.
Uzun bir süre susuz kalındıktan sonra su kaynağına kavuşulduğunda
birden kana kana su içilmemelidir. İçildiği takdirde mide krampları ve kusma vuku
bulacaktır. Su, yavaş yavaş, susuzluk duygusu en az bir saatte geçecek biçimde
içilmelidir.
Ağızda çiğnenen çiklet, yaş bir ağaç dalı veya yaprağı gibi
maddeler susuzluk duygusunu bir nebze azaltır ancak vücudun su kaybına engel olmazlar.
Mikroorganizmalarından arındırılmış ancak bulanık bir su dinlendirmek
veya bir ağaç kabuğu veya kumaş parçası içine konulan kumdan geçirilerek
süzülebilir.
Filtre etme işlemi suyun içinde süspansiyon halinde bulunan bitkisel
maddeleri ayırır ancak suyu bakterilerden ve parazitlerden temizlemez.
İçme suyu koktuğu takdirde içine odun ateşinden birkaç parça kömür
atarak 3-5 saat bekletilmelidir. Kömürün kokuları emerek suyu içilebilir hale
getirdiği görülecektir.
Soğuk mikropları öldürmez; ancak faaliyetlerini geçici olarak durdurur.
Bu nedenle temizliğinden kuşku duyulan kar veya buzu eritip su elde edildiğinde
dezenfekte etmeden kullanılmamalıdır.
Derecesi ne kadar yüksek olursa olsun, alkol veya alkollü içkiler buzdaki
ve sudaki mikroorganizmaları öldürmez.
Yakıtın kısıtlı olduğu bir ortamda kar veya buzu eritmek suretiyle su
elde etmek isteniyorsa, daha az enerji harcamak ve hızla sonuç almak için buz tercih
edilmelidir.
Suyun ve dolayısı ile gıda alımının kısıtlı olduğu bir durumda
sindirim sistemi yavaş işleyecektir. Koşullar normale döndüğünde biyolojik ritmin
tekrar normalleştiği görülecektir. Bu itibarla, kabız olunduğu düşüncesi ile
müshil ilaçlar almak son derece yanlıştır. Bu tip ilaçlar vücudun su kaybını
hızlandırarak vahim durumlar yaratabilir.