Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

YAŞAM

Kırmızı Damlı Ev


Uykusuzluktan gözleri kan çanağına dönmüştü."Uykularımı geri ver Allah'ım " diye yüksek sesle konuştu.Geceler...Upuzun geceler...Işık yanan evleri saydı.Horul horul uyuyan kocasını kıskandı.Sinirleri bu denli mi yıpranmıştı?İlaç almadan uyumak istiyordu.Ama ilaca alışmıştı işte..Ani bir kararla yataktan fırladı.İki hapı peşpeşe yuttu.İçi rahatlamıştı. "En çok yarım saat sonra uyuyabilirim artık " diye düşündü. Yatağa uzandı ve gözlerini yumdu.Gözlerini yumar yummaz tüm geçmişi bir bir canlanmaya başladı.Gözlerini açtı. Yanında horlayan adama baktı.İlk tanışmaları geldi aklına. Okul dönemi beraberlikleri, bitirme sınavları...İlk elini tuttuğu gün kalbi nasıl delice çarpmıştı. "Seni seviyorum " demişti genç "Seviyorum ve seninle evlenmek istiyorum ".

Düğünleri olmadı.Balayına da çıkamadılar.Paraları yoktu..İkisi de gençti.Ve her şey ne güzeldi..Anneler, babalar, kardeşler girdi işin içine.

-Senin annen...

-Hayır senin annen...

Kavgalar...Kısa dargınlıklar..Coşkuyla barışmalar...Saatin tiktakları beyninde uğulduyordu..Tik tik tak...Kalktı, saatin yerini değiştirdi. Sesler daha uzaktan geliyordu.Ama yine hep bir düze tikkk.Takkk...Gecenin sessizliğinde bu sesler beyninde yankılıyordu.Sanki çekişle beynine vuruyorlardı.Kulaklarını tıkadı.Ne yapsa uyuyamıyordu.Tüm anıları bir kenara itip başka şeyler düşünmek istedi.

Gözlerini sımsıkı yumdu..Yemyeşil tarlaların arasında düşündü kendini..Yeşil tarlaların arasında yürüdü, yürüdü...Hayalinde küçücük, kırmızı damlı bir ev kondurdu yeşil tarlaların ortasına.Hep böyle bir evi olmasını ne kadar istemişti.Küçücük, kırmızı damlı bir ev...

Gözlerini açtı yine. Sessiz gecede uyuyanların derin nefesleri duyuluyordu. Bir de saatin tik takları... Yeşil tarlalar kayboldu.Yine anılar gözlerinin önünde bir bir canlanmaya başladı.Beyni çatlayacakmış gibi ağrıyordu.İstemiyordu düşünmek..Ama geçmişteki anılar onu rahat bırakmıyordu bir türlü.

Kocasının işsiz kaldığı günler..Para yüzünden kavgalar...Kavgalar....Sonra kumar ve peşinden içki...Bazı geceler hiç gelmezdi kocası. Sabaha karşı gelir gün boyu uyurdu.Kimi neşeli..Çoğu kez kaybetmenin verdiği buruklukla dönerdi eve.Gecenin sessizliğini kamyon gürültüsü bozdu.Peşinden bir araba geçti.Bir fren sesi, köpek acı acı havladı. Kadın "Uyumam olanaksız " dedi kendi kendine. "İki hap daha içsem belki uyuyabilirim". Kalktı, çocukların odasına yöneldi.Üstlerini örttü ,nasıl da büyümüş , serpilmişlerdi...Yıllar ondan aldıklarını çocuklarına vermişti.Hele büyük oğlu kocaman bir delikanlı olmuştu.İlk hamile kaldığı günü anımsadı.Doktordan çıktığı gün ...Çocuğu olacağını öğrendiği gün sevinçten başı dönmüştü.Herkese koşup, sarılmak istemişti.Onlara "Ben anne olacağım biliyor musunuz ? "demek istiyordu.Oysa haberi alınca hiçbiri sevinmemişti onun kadar. Ne kocası... Ne kayınvalidesi..Çocuğu aldırmak istemişlerdi....

Üveeee.....Üveeeee...Bir oğlun oldu diyen doktorun sesini duyar gibi oldu. Oğlunu ilk defa kucağına aldığı günü anımsadı.İçi anlatılmaz bir sevgiyle dolmuştu..O minicik eller, minicik yüz...Anlamsız bakan gözler...Allahım demişti bu minicik varlık nasıl büyüyecek ? İşte büyümüşlerdi.Sonbahar...Kar , yağmur... Çamur, pislik...Yaşam herkese göre ayrı ayrı sürüp gitmişti.Değişen birşey yoktu doğada..Değişen insanlardı.Hergün biraz daha hırslı...Hergün biraz daha acımasız... İki kardeşin çekişişleri geldi gözünün önüne...Onlar bile şimdiden başlamıştı sen ben kavgasına..

İlaç dolabından şişeyi aldı..İçinden iki hap alacakken tümünü boşalttı eline...Uyumak değil, uyumak ve hiç uyanmamak..Ne kolay şunların hepsini yutuversem.. Sonra yine şişenin içine doldurdu hapları..Yalnızca ikisini yuttu.Yatağa uzandı.Geçen gün büyük oğluyla tartışmaları kulaklarında yankılandı :

-Babama laf söyletmiyorsun.Ama mutsuz olduğunu biliyorum.Sizin yüzünüzden biz de mutsuzuz işte.Bıktım dırdırlarınızdan..Kardeşimi korumandan da bıktım.

-Kardeşin o senin.

-Öbürü de babam.

-Evet, o da baban...

Biliyorum sen de annemsin ,ama ben hepinizden de bıktım.Kapıyı vurup hızla çıkmıştı evden..Az sonra dönmüş "Affet beni anneciğim " diye boynuna sarılıp koskoca çocuk ağlamıştı."Ne söylediğimi bilmiyorum ne olur affet beni... "Gözleri yaşlarla doldu.Mutluyum demişti oğluna Oysa mutlu muydu gerçekten bilmiyordu ki...Eğer mutluluk buysa...Belki kocası da mutsuzdu.Aradıklarını bulamamışlardı. Neydi aradıkları? Gençlik günlerindeki o sevgi dolu bakışlar yerini kin dolu bakışlara bırakmıştı şimdi.Evet...Evet...İkisi de mutlu olamamıştı.Yine yeşil tarlaları düşünmeye çalıştı.Belki kimbilir düşlediği gibi yeşillikler içinde kırmızı damlı bir evi olurdu birgün...

Saatin canhıraş sesiyle uyandı. Nasıl...Ne zaman uyuduğunu anımsamıyordu bile..Mücadeleden yenik düşüp bir ara dalmıştı demek.Kalktı, serin havayı ciğerlerine çekti. Çaydanlığın altını yaktı.Artık ne yeşil tarlalar...Ne kırmızı damlı ev...Ne de anılar kalmıştı..Biraz sonra tüm canlılar uyanacak ve hızlı bir yaşam başlayacaktı.Hızlı ve de acımasız.İnsanlar tek tük sokağa dökülmeye başladılar bile.Çocukları ve kocasını uyandırmak için odanın yolunu tuttu......

(1980'li yıllarda Hürriyet gazetesinde yayınlanan bu yazı  http://www.hatkuz.com'dan alınmıştır)

KAPAK SU