-

Sinema
yayıncılığımızın tarihi, Osmanlı dönemine kadar gidiyor.
Sinema salonlarının açılıp film sayısı arttıkça, seyirciler
filmler üzerine daha çok bilgi sahibi olmak istiyor ve ilk dergiler
bu bilgi açlığını bastırmak amacıyla yayın hayatına atılıyor...
Lumiere Kardeşler'in Sinematograf'larıyla (Cinematograph) 28 Aralık
1895'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de yaptıkları ilk film gösterimiyle
sinema, sosyal hayata ilk adımını atmıştır. Ancak sinemanın rüştünü
ispatlayıp saygınlık kazanması ve bir "sanat" dalı olduğunu
kanıtlaması için önünde kat etmesi gereken uzun bir yol vardı. Görülenin,
birer dakikalık sessiz filmlerle, belli bir kadrajdan beyaz perdeye,
daha estetiksel ve gerçekçi yansıması izleyicileri büyülemiştir.
1896-97'de hızla yayılan ve seyirciyi çeken film gösterimleri,
film yapımcılığının kazançlı bir meslek olduğunu göstermesi,
doğmak üzere olan bu sanat dalının yirminci yüzyılın ilk çeyreğine
kadar ticari bir girişim olarak örgütlenmesi ve gelişimini sağlamıştır.
Yapılan filmler aracılığıyla tanımlanmaya başlayan bu ticari
sektörün diğer özelliklerinin keşfedilmesi, duygu ve düşüncenin
estetik dışavurumunun kitleler üzerindeki olağanüstü etkileme gücünün;
aydınlar, sanatçılar ve yenilikçi kanat tarafından kavranması
yedinci sanatı ortaya çıkarmıştır. İzleyicilerin, görmediği,
gidemediği ülkelerin, tanığı olmadığı farklı yaşam tarzlarının
sinema aracılığıyla ayaklarına kadar gelmesi, sinema denilen yeni
olayın meraklılarını arttırmış, hiçbir ülke sinemaya kayıtsız
kalamamıştır. Sinemanın kazançlı bir yatırım aracı olarak tanınması
yapımcıları daha fazla film yapmaya; gösterimcileri de daha fazla
seyirci toplamaya zorlamıştır. Yapımcı ve gösterimcilerin kazançlarını
daha da arttırmak amacıyla bir dizi "tanıtım"
faaliyetlerinin içine girmesi, halkın sinemaya gösterdiği müthiş
ilginin de yardımıyla sinema yayıncılığına giden yol açılmıştır.
Film ve salon patronlarının, "tanıtım eşittir daha fazla
kazanç" prensibiyle ortaya çıkan ilk sinema dergileri, ilk önceleri
tek sayfalık el ilanlarıyla yapılan film tanıtımlarının dört-beş
sayfadan müteşekkil halidir. Dolayısıyla bu dergiler anlayış ve
içerik olarak dergi yayıncılığından uzak zihniyettedir. Ticari
kaygı taşımakla birlikte gerçek anlamdaki sinema dergilerinin
ortaya çıkışı bir sebepten değil bir zorunluluktan kaynaklanmıştır.
Bu zorunluluğun ilki, sinemanın olağanüstülüğündedir. Çünkü
sinema, diğer sanatların yapamadığını yapmış, sıradan insanla
diğer sanatlar arasında varolan mesafeyi kaldırmıştır. Bu
nedenledir ki, sinema doğduğu günden itibaren her türlü insanı içinde
barındıran muazzam bir taraftar kitlesi kazanmıştır. Dolayısıyla
bu ilginin kaynağı olan sinemanın, dönem yayınlarında tartışılmasını
zorunlu kılmış, bu tartışma kısa bir sürede içeriği sinema
olacak dergilere taşınmıştır. İkinci zorunluluksa: sinema sektöründe
olmayıp da bir şekilde sinema adına bir şey yapmak isteyen sinema
sevdalılarının izleyiciyi bilgilendirme ve merakını giderme çabalarıdır.
İzleyicilerin perdede imrenerek izledikleri yüzlerin, yaşam öykülerini
ve nasıl yaşadıklarını merak etmeleri de sinema dergilerinin
magazin boyutunu oluşturmuştur.
Ülkemizde II. Meşrutiyet'in ilanıyla sağlanan kısmi özgürlük
ortamında sinemaya dair faaliyetlerde hissedilir bir hızlanma olmuştur.
II. Meşrutiyet'ten I. Dünya Savaşı'na kadar geçen süreçte
artarda açılan sinema salonları (Pathe', Eclair, Oryantal, Cine-Theatre,
Santral, Oryanto' Gaumont, Lion, Sine-Palas, Majik, Milli ve Ali
Efendi Sineması) ve yapılan film gösterileri, sinema yayınlarının
ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun
Birinci Dünya Savaşı'na girmesi, yayınları ve yayınlanması
muhtemel diğer sinema dergilerini -her şeyde olduğu gibi- sekteye uğratmıştır.
Bu dönemden itibaren 1923'e kadarki süreçte içeriğini sinemanın
oluşturduğu herhangi bir süreli yayına rastlanmaz.
1914'ten Latin harflerinin kabulüne kadarki geçen süreçte bir
toplumun kültür hayatına tanıklık eden Osmanlıca Sinema
Dergileri, her şeyden önce; o yıllardaki seyirci profilini, rağbet
edilen filmlerin niteliklerini ortaya koyması açısından, dönemin
en önemli süreli yayınlarıdır.
SİNEMA GAZETESİ
(Haftada üç kez yayımlanır. Bilim ve
sanat gazetesidir. Osmanlıca. Sorumlu Müdür: A. Cemil. İdare yeri:
Cağaloğlu Daire-i mahsusa. Nüshası: 10 paradır. Basıldığı
yer: Zarafet Matbaası) Bugün elimizde var olan en eski tarihli, ilk
sinema gazetesi olma özelliğine sahiptir. Elimizde sadece 5 Şubat
1914 tarihli 62. sayısı bulunan derginin, ayda on iki sayı yayınladığı
varsayımından hareketle çıkış tarihini saptamak mümkün gibi görünse
de yayınında kesinti olabileceği ihtimali derginin çıkış
tarihini kesin olarak saptamamızı engellemektedir. Dört sayfadan müteşekkil
olan 62. sayıda yeralan "Sinematograf Hakkında Düşünceler"
adlı imzasız makale, dönemin sinemaya bakışını ve nasıl algılandığını
göstermesi bakımından önem taşır. Gazetede sadece Şehzadebaşı
Müdafaa-i Milliye Sineması'nın gösterim programının verilmesi ve
bu sinemada gösterilecek filmlerin uzun uzadıya konu anlatımının
M. Şadi (Prenses Elena) tarafından yapılması, Sinema Gazetesi'nin
Müdafaa-i Milliye Sineması'nın bir yayını olduğunu göstermektedir.
SİNEMA POSTASI (LE COURRİER DU CİNEMA)
(Haftalık sinema gazetesi, Osmanlıca,
Fransızca. Renkli kapak. Çıkış tarihi; 8 Aralık 1923. Sahibi ve
müdürü; Hikmet Nazım. Nüshası 10 kuruş)
Cumhuriyet döneminin ilk sinema dergisi olma özelliğine
sahiptir. İleriki yıllarda çıkacak sinema dergilerinin mizanpaj ve
içeriğine temel oluşturmuştur. Tamamen okuyucuyu bilgilendirme
kaygısıyla ortaya çıkmıştır.
1923'ün son ayında yayın hayatına başlayan sinema gazetesinin
ilk sayfalarında, Türkiye'de gösterime girecek en popüler
filmlerin hikaye edilen konularına, dönemin sinema yıldızlarının
biyografik hikayeleri ve magazin basınına yansıyan yaşantılarından
kesitler sunan çeviri yazılarına (okuyucunun merakını gidermek
maksadı) yer verilmiştir. İleriki yıllarda sinema dergilerinde bir
gelenek halini alacak "Sinema Romanları" dizisinin ilk örneği
bu dergide yeralmıştır. Derginin diğer sayfalarında Avrupa ve
Amerika'daki sinema faaliyetleri, sinema sektöründe yaşanılan gelişmeler
ve kavgalar hakkında bilgi veren imzalı ve imzasız yazılara yer
verilmiştir. Derginin yayın hayatını idame ettirmesi için alınan
ilanlar (Film-ürün-firm vb.) derginin her sayfasına dağıtılmıştır.
6. sayıdan bazı konu başlıkları: Yeni Filmlerden, Pola Negri,
Douglas Fairbanks, Konuşan Sinemalar, Amerika, Temaşa Haberleri ve
Sinemada Çocuk Artistler.
SİNEMA YILDIZI
(Haftalık sinema dergisi: Osmanlıca.
Siyah-beyaz kapak. Çıkış tarihi 12 Haziran 1924. Sorumlu Müdürü:
Mehmet Rauf. Nüshası 5 kuruş. Basıldığı yer Amedi Matbaası.)
Osmanlıca sinema yayınları arasında en ciddi, en istikrarlı ve
en özenli dergi olmasıyla müstesna bir yeri vardır. Dergi anlayış
ve içerik olarak diğerlerinden farklılık gösterir. Salt sinema
merakı ve sevgisiyle ortaya çıkan dergi, bir ilke imza atarak
ortaya çıkış nedenlerini ilk sayısında okuyucuya iletir.
Derginin eli ayağı olan Kemal Bey tarafından kaleme alınan yazıda,
derginin ortaya çıkış nedenleri şöyle izah edilmektedir:
"Sinemanın, memleketimizde bulunan hararetli taraftarlarını,
sinemayı taparcasına sevenleri mutlu edecek, dünyadaki sinema
olaylarına dair sıcağı sıcağına bilgi verecek, sinemayı, yaşayan
ve yaşatan sanatkarlar ve dahileri tanıtacak bir mecmuanın yayımlanmasını
uygun bulduk. 'Sinema Yıldızı' işte bu maksatla çıkıyor."
Kendisinden önce ve aynı süreçte yayınlanan sinema dergilerinde
sinemaya dair hiç kullanılmayan "Yedinci Sanat" kavramı
ilk kez bu dergide Kemalettin Bey tarafından "Yedinci
Sanat" başlığıyla kaleme alınan sunuş yazısında kullanılmıştır.
Bu yazı 1924'ler Türkiye'sinde sinemanın "Yedinci Sanat"
olarak kabul gördüğünün önemli bir kanıtı sayılabilir. Ayrıca
"Sinemada Sansür" kavramına da ilk kez bu dergide değinilmiştir.
"Sansür-Açık Resimler" başlığıyla kaleme alınan yazıda,
Amerika, Fransa ve Türkiye'de hangi kriterler baz alınarak sansür
uygulamalarına gidildiğinin karşılaştırmalı örnekleri verilmiştir.
"Sinema Yıldızı"nın diğer dergilerden ayırt edilir bir
özelliği de sinemaya dair yapılan istatistiklere yer vermesidir. Bu
istatistikler, bazen yabancı basından alınmış, bazen de dergi
tarafından hazırlanmıştır. İzmir'de kaç sinema salonu var? Ya
da dünyada hangi ülke, kaç sinema salonuna sahip? türünden
sorulara cevap arayan bu istatistiklerin doğruluğu tartışılır
olmakla birlikte dünyanın sinemasal faaliyetlerini yansıtması bakımından
önem taşır. İlk üç sayıdan seçtiğimiz bazı konu başlıkları
ise şöyle: Sinemada Buse Meselesi, Sinema Hileleri, İzmir'de Sinema
Hayatı, İstanbul Sinemaları, Sansür ve Sinema İstatistikleri
OPERA-SİNE (OPERA-CİNE)
(Opera-Sinemasının haftalık mecmuasıdır.
Çıkış tarihi 4 Kasım 1924. Osmanlıca-Fransızca. Renkli kapak.
Sahibi ve Müdürü: Osman Mazhar. Başyazar: Vedat Örfi (Bengü). Nüshası
8,5 kuruş)
Opera-Sinemasının kendi salonunda gösterilecek filmlerin tanıtımını
yapmak ve gişe hasılatını arttırmak amacıyla yayınlanmıştır.
Uzun süreli bir yayın olmuştur. Derginin elimizde ikinci yıla ait,
var olan 2'nci sayısı 23 Eylül 1925'e aittir. Bundan sonra derginin
kaç sayı yayınlandığı bilinmemektedir. Derginin ilk yıla ait
sayılarında görülen sinemaya dair doyurucu bilgi ve önemli çeviri
yazılarına ikinci yılda rastlanmaz. Özellikle ikinci yılda bolca
ilana ve Opera Sineması'nda gösterilecek filmlerin hikaye edilen
uzun hülasâları (özet) yeralır. Sayfa sayısında herhangi bir sınırlama
(bazen 28 bazen 10) yapılmamıştır. Dergide "Sinema Aleminden
Haberler, Memlekette Sinema Hayatı, Küçük Muhaberat, Sinemalarda
Bu Hafta" başlıkları altında sabit sayfalar oluşturulmuş,
derginin ebatları ikinci yılda kitap formatına dönüştürülmüştür.
Opera-Sine'yi diğerlerinden ayıran özellik Türkiye'de ilk defa yapılan
film kritiklerine yer vermesidir.
3. sayısından seçme bazı konu başlıkları: Sinema Sanatkarlığı,
Sinema Entrikaları, Sanatkarları Tanıyalım, Harbden Evvel Rus
Sinemacılığı, Ziraat ve Sinema
SİNEMA MECMUASI (LE CORURİER DU CİNEMA)
(Haftalık, resimli sinema ve temaşa
mecmuası. Çıkış yılı: 1924. Sahibi ve müdürü: Hikmet Nazım.
Baş yazar: Vedat Örfi (Bengü).) Hikmet Nazım'ın daha önce çıkardığı
"Sinema Postası"nın devamı niteliğinde bir dergidir
SİNEMA REHBERİ
Çıkış yılı 1924 olan dergi hakkında
başka herhangi bir bilgi yoktur
FİLM MECMUASI (LE FİLM)
(Sinema cereyanlarını takip eder.
Haftalık resimli mecmuadır. Çıkış tarihi: 1 Kasım 1926. Osmanlıca-Fransızca.
Renkli Kapak. Sahibi ve müdürü: E. Kemal. Baş Yazarı: Ekrem Reşit.
Nüshası 5 kuruş. Ahmet Kamil Matbaası)
Film mecmuası (Le Film) adıyla yayın hayatına başlayan dergi
ikinci yılda, "Film" adını almıştır. Uzun süreli bir
yayın olan derginin elimizde on iki sayısı bulunmaktadır. Derginin
tam olarak kaç sayı yayınlandığı bilinmemekle beraber elimizde
ikinci yıla ait altıncı nüsha 2 Kasım 1927 tarihlidir.
Film Mecmuası hemen hemen her sayısında taşradaki sinema
faaliyetlerine yer vermesiyle devrin diğer sinema yayınları ile
arasındaki farklılığı ortaya koyar. Dergi muhabirinin Lale Film
sahiplerinden biri olan Cemil Bey ile "Taşradaki Sinema
Faaliyetleri" üzerine yaptığı röportaj, Türk sinema basınında
ilk röportaj olma özelliğine sahiptir. Röportajın bir diğer önemi
ise Cemil Bey'in taşradaki sinema faaliyetleri hakkında verdiği
bilgilerdir.
Türk sinema basınında görülen ilk müstehcen fotoğrafta bu
dergide yayımlanmıştır. Josephine Baker'in göğüsleri açıktadır.
1927 Türkiye'sinde müstehcenliğe bir hayli cesur bakış.
Derginin ileriki sayılarında yayımladığı bir beyanat, dönemin
film acentaları, sinema salonları ve sinema dergilerinin kendi
maceralarındaki yaşanılan rekabeti göstermesi açısından önemlidir.
Dergi, tarafsız olmamak, bazı sinema ve film acentalarının adamı
olmakla suçlanmış, bunun üzerine tarafsız olduğunu herhangi bir
müesseseye ve sinema salonuna bağlı olmadığını, ilan sayfalarının
tüm sinema salonlarına açık olduğunu belirten bir beyanat yayınlamak
zorunda kalmıştır.
Dergiden seçme bazı konu başlıkları: Sinemada Musiki (Cemal Reşit),
Metropolis, Avrupa ve Amerika'nın En Meşhur Yıldızları Kimlerdir
ve Nasıl Yaşarlar?, Büyük Sanatkarlar (Rudolph Valentino),
Cambazhane Herkülü, Paramount ve Metro Goldwyn Filmleri, Sinema
Reklamı Nasıl Yapılmalı, Sinema Romanları (M. Burhanettin).
SİNEMA MİHVERİ
(Haftalık Sinema ve Tiyatro Mecmuası.
Çıkış tarihi: 11 Mart 1926. Sahibi: Cevat Rıza. Sorumlu müdür:
Necil Düsri. Fiyatı: 10 kuruş.)
Elimizde tek nüshası var olan bu derginin kaç sayı yayınlandığı
hakkında herhangi bir bilgi olmadığı gibi ilk sayıda ayırt edici
herhangi bir özelliğe rastlanmaz
ARTİSTİK-SİNE (ARTISTIC-CINE)
(Haftalık Şark ve Balkan Sinema
Mecmuası. Osmanlıca-Fransızca-Renkli Kapak. Çıkış tarihi: 4 Kasım
1926. Sahibi: Piyer Sarıyan. Sorumlu Müdür: Leon Antonyan. Başyazar:
Antonine Paul. Tercume eden: Ragıb Rıfkı. İdare memuru. Anthony P.
Stoll.)
Derginin ikinci sayısından anlaşıldığına göre: Artistik
Sine'nin, çıkacağı haberi duyulduğunda, pazara açılacak yeni
bir tezgahın endişesini taşıyan diğer dergi sahipleri, dergi yönetimine
böyle bir teşebbüsten vazgeçmeleri, aksi halde büyük bir ticari
başarısızlığa uğrayacaklarını belirten tavsiyelerde bulunmuşlar.
Ancak dergi yönetimi tüm bu tavsiyeleri göz ardı ederek yayın
hayatına atılmış ve herkesi şaşırtan bir başarı kazanmıştır.
Artistik-Sine, ilk dönem sinema dergileri arasında en yüksek
tiraja sahip sinema dergisidir. İlk sayısında 2500 gibi bir hayli
iddialı sayı ile yayın hayatına başlayan dergi, basılan sayının
2000'ini satmayı başarmıştır. Yayınını sadece Türkiye ile sınırlı
tutmak istemeyen Artistik-Sine, dünya çapında prestijli bir sinema
dergisi olabilmek için çaba göstermiş, ilk sayının 400'ünü
Amerika, Fransa, İtalya ve İngiltere'deki sinema müesseselerine göndermiştir.
Dönemin en iddialı dergisi olan Artistik-Sine, güçlü yazar
kadrosu ve sağlam içeriğiyle yurtdışında da önemli bir okur
kitlesine sahip olmuş ve Türk sinema dergiciliğinde bir ilke imza
atarak yurt dışı aboneliğine geçmiştir.
1925-28'de hiçbir yerli filmin çekilmediği ülkemizde, Artistik-Sine'de
ağırlığını, (diğer sinema dergilerinin yaptığı gibi) yabancı
sinema sektörünün faaliyetleri üzerine koymuştur. Derginin her
sayısında yeralan Anthony Stoll ve Antonine Paul'ün sinema üzerine
düşüncelerini içeren yazıları, dönemin sinemaya bakışını ve
yaklaşımını göstermesi açısından önemlidir.
Yayınına Artistik-Sine olarak başlayan bu dergi, Eylül 1927'den
itibaren Türk Sineması adıyla devam etmiştir
TÜRK SİNEMASI (CINE-TURC)
(Haftalık Şark ve Balkan Sinema
Mecmuası. Osmanlıca-Fransızca-Renkli Kapak. Çıkış tarihi: 8 Eylül
1927. Sahibi ve Sorumlu Müdürü: Ragıb Rıfkı. İdare müdürü:
Anthony P. Stoll. Başyazar: Antonine Paul. Tercüme eden: Ragıb Rıfkı.
Nüshası: 5 kuruş.)
Derginin künyesinde belirtilen idare kadrodan da anlaşılacağı
gibi bu dergi Artistik-Sine'nin el değiştirilmiş halidir. Piyer Sarıyan'ın
Artistik-Sine'yi Ragıb Rıfkı'ya devretmesiyle derginin ismi Türk
Sineması olmuştur. Yazar kadrosu ve içeriğinde herhangi bir değişiklik
olmamıştır.
Türk Sineması, Türkiye'deki sinema dergileri arasında tüm
zamanların en uzun süreli sinema dergisidir. Dergi dokuz yıl gibi
uzun bir sürede 219 sayıya ulaşarak kırılması zor bir rekora
imza atmıştır. Derginin Ragıb Rıfkı'dan sonraki patronu, aynı
zamanda "HA-KA" filminin de sahibi olan Halil Kamil Bey olmuştur.
Dergi ikinci kez el değiştirdikten sonra bir daha eski kalitesini
yakalayamamış ve HA-KA Film Şirketi'nin tanıtım dergisinden öteye
gidememiştir
SİNEMATOGRAF CERİDESİ
Bu derginin sadece adı bilinmektedir
OSMANLICA SİNEMA DERGİLERİNİN BENZER ÖZELLİKLERİ
Cumhuriyet'in ilanından, Latin
harflerinin kabulüne (1928) kadar geçen sürede yayınlanan sinema
dergilerinin birbirinden ayırt edici özellikleri az; benzerlikleri
fazladır. Küçük farklılıklar dışında bu yayınları
birbirinden ayırt etmek kolay değildir. Çünkü yerli yapımların
azlığı her dergiyi, yabancı sinema sektörünü konu edinmeye yöneltmiş
ve dergi içerikleri de bu doğrultuda oluşmuştur. Ayrıca bu
dergilerin ticari kaygılarını da işin içine katarsak farklılıkların
azalması, benzerliklerin artması kaçınılmaz olmuştur. Bu dönem
sinema yayımları Osmanlıca-Fransızca olmak üzere (Sinema Gazetesi
- Sinema Yıldızı. Osmanlıca) iki dilde yayınlanmıştır. Osmanlıca
sayfa sayısı ile Fransızca sayfa sayıları her zaman eşit
olmamakla beraber Osmanlıca sayfa sayısı fazladır. Dergilerin
sabit sayfa sayıları yoktur. Sayfa sayılarında dönem dönem artış
ya da azalmalar olmuştur. Ebat olarak Opera-Cine dergisi hariç diğer
dergilerin ebatlarında bir değişiklik görülmemekle birlikte bu dönem
sinema dergilerinin ebatları, günümüz dergi ebatlarına yakındır.
Dönemin en popüler oyuncularının portre fotoğrafları ya da en
son filmlerinden bir fotoğraf dergilere kapak yapılmıştır.
"Sinema Yıldızı" hariç diğer tüm dergileri kapakları
renklidir. Arka kapak Fransızca; ön kapak Osmanlıca'dır. Sinema
Gazetesi hariç (Haftada üç kez yayımlanır) diğerleri haftada bir
kez yayımlanmaktadır. Aylık yayınlanan sinema dergisi yoktur.
Dergi fiyatları beş ile on kuruş arasında değişmekle birlikte,
yayın hayatının ikinci yılına geçen dergilerin fiyatları ikiye
katlanmıştır. Her dergi, tirajı arttırmak amacıyla aboneliği teşvik
edici girişimlerde bulunup fiyat indirimine gitmiştir. Türk Sineması
ve Artistik-Sine hariç diğerlerinin aboneliği yurt içiyle sınırlı
tutulmuştur. Diğer dergilerin iç sayfalarında fotoğraf kullanımı
önemli bir yer tutmaktadır. "Opera - Cine" hariç diğerleri
herhangi bir sinema salonuna ya da bir film acentasına bağlı olmaksızın
yayınlanmaktadırlar. Mizanpajlarında pek farklılık yoktur. Her
derginin çıkış amacı birbirinden çok az farklılık gösterse de
hepsinde okuyucu bilgilendirme kaygısı görülür. Bu nedenle her
derginin değişmeyen sayfaları vardır. Okuyucu Sualleri,
Sinemalarda Bu Hafta ve Yeni Filmler gibi yabancı sinema
dergilerinden yapılan çeviriler, yerli basında önemli bir yer
kaplar. Yabancı yayınlarda genellikle film acentalarının dışarıdan
getirdiği sinema dergilerinden oluşmaktadır. Bu dönem sinema
dergilerinde film konularının, hülasa (özet) başlığıyla uzun
uzadıya hikaye edilerek anlatılmış, dönemin en popüler Amerikan
aktör ve aktristlerinin hayat hikayeleri magazinsel yönleriyle de
ele alınarak anlatılmıştır. Bir diğer önemli ortak özellik de
gelenekselleşmiş "Sinema Romanları"dır. Bu romanlar bir
filmin, hikayeleştirilerek uzun uzun anlatılmasından oluşmaktadır.
Her sayıda iki sayfa halinde yayımlanan film hikayesi arkası var
mantığına uygun olarak derginin diğer sayılarında da devam
etmektedir. Ayrıca, her dergi tirajını arttırmak amacıyla birtakım
çekilişler düzenlemiş ve sinema biletleri için indirim kuponları
yayımlamıştır.
( Ali Özuyar, Sinema
Dergisi, Ocak 2001) |