Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

SİNEMA

OSMANLICA SİNEMA DERGİLERİ


 

Sinema yayıncılığımızın tarihi, Osmanlı dönemine kadar gidiyor. Sinema salonlarının açılıp film sayısı arttıkça, seyirciler filmler üzerine daha çok bilgi sahibi olmak istiyor ve ilk dergiler bu bilgi açlığını bastırmak amacıyla yayın hayatına atılıyor...

Lumiere Kardeşler'in Sinematograf'larıyla (Cinematograph) 28 Aralık 1895'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de yaptıkları ilk film gösterimiyle sinema, sosyal hayata ilk adımını atmıştır. Ancak sinemanın rüştünü ispatlayıp saygınlık kazanması ve bir "sanat" dalı olduğunu kanıtlaması için önünde kat etmesi gereken uzun bir yol vardı. Görülenin, birer dakikalık sessiz filmlerle, belli bir kadrajdan beyaz perdeye, daha estetiksel ve gerçekçi yansıması izleyicileri büyülemiştir. 1896-97'de hızla yayılan ve seyirciyi çeken film gösterimleri, film yapımcılığının kazançlı bir meslek olduğunu göstermesi, doğmak üzere olan bu sanat dalının yirminci yüzyılın ilk çeyreğine kadar ticari bir girişim olarak örgütlenmesi ve gelişimini sağlamıştır. Yapılan filmler aracılığıyla tanımlanmaya başlayan bu ticari sektörün diğer özelliklerinin keşfedilmesi, duygu ve düşüncenin estetik dışavurumunun kitleler üzerindeki olağanüstü etkileme gücünün; aydınlar, sanatçılar ve yenilikçi kanat tarafından kavranması yedinci sanatı ortaya çıkarmıştır. İzleyicilerin, görmediği, gidemediği ülkelerin, tanığı olmadığı farklı yaşam tarzlarının sinema aracılığıyla ayaklarına kadar gelmesi, sinema denilen yeni olayın meraklılarını arttırmış, hiçbir ülke sinemaya kayıtsız kalamamıştır. Sinemanın kazançlı bir yatırım aracı olarak tanınması yapımcıları daha fazla film yapmaya; gösterimcileri de daha fazla seyirci toplamaya zorlamıştır. Yapımcı ve gösterimcilerin kazançlarını daha da arttırmak amacıyla bir dizi "tanıtım" faaliyetlerinin içine girmesi, halkın sinemaya gösterdiği müthiş ilginin de yardımıyla sinema yayıncılığına giden yol açılmıştır. Film ve salon patronlarının, "tanıtım eşittir daha fazla kazanç" prensibiyle ortaya çıkan ilk sinema dergileri, ilk önceleri tek sayfalık el ilanlarıyla yapılan film tanıtımlarının dört-beş sayfadan müteşekkil halidir. Dolayısıyla bu dergiler anlayış ve içerik olarak dergi yayıncılığından uzak zihniyettedir. Ticari kaygı taşımakla birlikte gerçek anlamdaki sinema dergilerinin ortaya çıkışı bir sebepten değil bir zorunluluktan kaynaklanmıştır. Bu zorunluluğun ilki, sinemanın olağanüstülüğündedir. Çünkü sinema, diğer sanatların yapamadığını yapmış, sıradan insanla diğer sanatlar arasında varolan mesafeyi kaldırmıştır. Bu nedenledir ki, sinema doğduğu günden itibaren her türlü insanı içinde barındıran muazzam bir taraftar kitlesi kazanmıştır. Dolayısıyla bu ilginin kaynağı olan sinemanın, dönem yayınlarında tartışılmasını zorunlu kılmış, bu tartışma kısa bir sürede içeriği sinema olacak dergilere taşınmıştır. İkinci zorunluluksa: sinema sektöründe olmayıp da bir şekilde sinema adına bir şey yapmak isteyen sinema sevdalılarının izleyiciyi bilgilendirme ve merakını giderme çabalarıdır. İzleyicilerin perdede imrenerek izledikleri yüzlerin, yaşam öykülerini ve nasıl yaşadıklarını merak etmeleri de sinema dergilerinin magazin boyutunu oluşturmuştur.

Ülkemizde II. Meşrutiyet'in ilanıyla sağlanan kısmi özgürlük ortamında sinemaya dair faaliyetlerde hissedilir bir hızlanma olmuştur. II. Meşrutiyet'ten I. Dünya Savaşı'na kadar geçen süreçte artarda açılan sinema salonları (Pathe', Eclair, Oryantal, Cine-Theatre, Santral, Oryanto' Gaumont, Lion, Sine-Palas, Majik, Milli ve Ali Efendi Sineması) ve yapılan film gösterileri, sinema yayınlarının ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'na girmesi, yayınları ve yayınlanması muhtemel diğer sinema dergilerini -her şeyde olduğu gibi- sekteye uğratmıştır. Bu dönemden itibaren 1923'e kadarki süreçte içeriğini sinemanın oluşturduğu herhangi bir süreli yayına rastlanmaz.

1914'ten Latin harflerinin kabulüne kadarki geçen süreçte bir toplumun kültür hayatına tanıklık eden Osmanlıca Sinema Dergileri, her şeyden önce; o yıllardaki seyirci profilini, rağbet edilen filmlerin niteliklerini ortaya koyması açısından, dönemin en önemli süreli yayınlarıdır.

SİNEMA GAZETESİ
(Haftada üç kez yayımlanır. Bilim ve sanat gazetesidir. Osmanlıca. Sorumlu Müdür: A. Cemil. İdare yeri: Cağaloğlu Daire-i mahsusa. Nüshası: 10 paradır. Basıldığı yer: Zarafet Matbaası) Bugün elimizde var olan en eski tarihli, ilk sinema gazetesi olma özelliğine sahiptir. Elimizde sadece 5 Şubat 1914 tarihli 62. sayısı bulunan derginin, ayda on iki sayı yayınladığı varsayımından hareketle çıkış tarihini saptamak mümkün gibi görünse de yayınında kesinti olabileceği ihtimali derginin çıkış tarihini kesin olarak saptamamızı engellemektedir. Dört sayfadan müteşekkil olan 62. sayıda yeralan "Sinematograf Hakkında Düşünceler" adlı imzasız makale, dönemin sinemaya bakışını ve nasıl algılandığını göstermesi bakımından önem taşır. Gazetede sadece Şehzadebaşı Müdafaa-i Milliye Sineması'nın gösterim programının verilmesi ve bu sinemada gösterilecek filmlerin uzun uzadıya konu anlatımının M. Şadi (Prenses Elena) tarafından yapılması, Sinema Gazetesi'nin Müdafaa-i Milliye Sineması'nın bir yayını olduğunu göstermektedir.

SİNEMA POSTASI (LE COURRİER DU CİNEMA)
(Haftalık sinema gazetesi, Osmanlıca, Fransızca. Renkli kapak. Çıkış tarihi; 8 Aralık 1923. Sahibi ve müdürü; Hikmet Nazım. Nüshası 10 kuruş)

Cumhuriyet döneminin ilk sinema dergisi olma özelliğine sahiptir. İleriki yıllarda çıkacak sinema dergilerinin mizanpaj ve içeriğine temel oluşturmuştur. Tamamen okuyucuyu bilgilendirme kaygısıyla ortaya çıkmıştır.

1923'ün son ayında yayın hayatına başlayan sinema gazetesinin ilk sayfalarında, Türkiye'de gösterime girecek en popüler filmlerin hikaye edilen konularına, dönemin sinema yıldızlarının biyografik hikayeleri ve magazin basınına yansıyan yaşantılarından kesitler sunan çeviri yazılarına (okuyucunun merakını gidermek maksadı) yer verilmiştir. İleriki yıllarda sinema dergilerinde bir gelenek halini alacak "Sinema Romanları" dizisinin ilk örneği bu dergide yeralmıştır. Derginin diğer sayfalarında Avrupa ve Amerika'daki sinema faaliyetleri, sinema sektöründe yaşanılan gelişmeler ve kavgalar hakkında bilgi veren imzalı ve imzasız yazılara yer verilmiştir. Derginin yayın hayatını idame ettirmesi için alınan ilanlar (Film-ürün-firm vb.) derginin her sayfasına dağıtılmıştır.

6. sayıdan bazı konu başlıkları: Yeni Filmlerden, Pola Negri, Douglas Fairbanks, Konuşan Sinemalar, Amerika, Temaşa Haberleri ve Sinemada Çocuk Artistler.

SİNEMA YILDIZI
(Haftalık sinema dergisi: Osmanlıca. Siyah-beyaz kapak. Çıkış tarihi 12 Haziran 1924. Sorumlu Müdürü: Mehmet Rauf. Nüshası 5 kuruş. Basıldığı yer Amedi Matbaası.)

Osmanlıca sinema yayınları arasında en ciddi, en istikrarlı ve en özenli dergi olmasıyla müstesna bir yeri vardır. Dergi anlayış ve içerik olarak diğerlerinden farklılık gösterir. Salt sinema merakı ve sevgisiyle ortaya çıkan dergi, bir ilke imza atarak ortaya çıkış nedenlerini ilk sayısında okuyucuya iletir. Derginin eli ayağı olan Kemal Bey tarafından kaleme alınan yazıda, derginin ortaya çıkış nedenleri şöyle izah edilmektedir: "Sinemanın, memleketimizde bulunan hararetli taraftarlarını, sinemayı taparcasına sevenleri mutlu edecek, dünyadaki sinema olaylarına dair sıcağı sıcağına bilgi verecek, sinemayı, yaşayan ve yaşatan sanatkarlar ve dahileri tanıtacak bir mecmuanın yayımlanmasını uygun bulduk. 'Sinema Yıldızı' işte bu maksatla çıkıyor." Kendisinden önce ve aynı süreçte yayınlanan sinema dergilerinde sinemaya dair hiç kullanılmayan "Yedinci Sanat" kavramı ilk kez bu dergide Kemalettin Bey tarafından "Yedinci Sanat" başlığıyla kaleme alınan sunuş yazısında kullanılmıştır. Bu yazı 1924'ler Türkiye'sinde sinemanın "Yedinci Sanat" olarak kabul gördüğünün önemli bir kanıtı sayılabilir. Ayrıca "Sinemada Sansür" kavramına da ilk kez bu dergide değinilmiştir. "Sansür-Açık Resimler" başlığıyla kaleme alınan yazıda, Amerika, Fransa ve Türkiye'de hangi kriterler baz alınarak sansür uygulamalarına gidildiğinin karşılaştırmalı örnekleri verilmiştir. "Sinema Yıldızı"nın diğer dergilerden ayırt edilir bir özelliği de sinemaya dair yapılan istatistiklere yer vermesidir. Bu istatistikler, bazen yabancı basından alınmış, bazen de dergi tarafından hazırlanmıştır. İzmir'de kaç sinema salonu var? Ya da dünyada hangi ülke, kaç sinema salonuna sahip? türünden sorulara cevap arayan bu istatistiklerin doğruluğu tartışılır olmakla birlikte dünyanın sinemasal faaliyetlerini yansıtması bakımından önem taşır. İlk üç sayıdan seçtiğimiz bazı konu başlıkları ise şöyle: Sinemada Buse Meselesi, Sinema Hileleri, İzmir'de Sinema Hayatı, İstanbul Sinemaları, Sansür ve Sinema İstatistikleri

OPERA-SİNE (OPERA-CİNE)
(Opera-Sinemasının haftalık mecmuasıdır. Çıkış tarihi 4 Kasım 1924. Osmanlıca-Fransızca. Renkli kapak. Sahibi ve Müdürü: Osman Mazhar. Başyazar: Vedat Örfi (Bengü). Nüshası 8,5 kuruş)

Opera-Sinemasının kendi salonunda gösterilecek filmlerin tanıtımını yapmak ve gişe hasılatını arttırmak amacıyla yayınlanmıştır. Uzun süreli bir yayın olmuştur. Derginin elimizde ikinci yıla ait, var olan 2'nci sayısı 23 Eylül 1925'e aittir. Bundan sonra derginin kaç sayı yayınlandığı bilinmemektedir. Derginin ilk yıla ait sayılarında görülen sinemaya dair doyurucu bilgi ve önemli çeviri yazılarına ikinci yılda rastlanmaz. Özellikle ikinci yılda bolca ilana ve Opera Sineması'nda gösterilecek filmlerin hikaye edilen uzun hülasâları (özet) yeralır. Sayfa sayısında herhangi bir sınırlama (bazen 28 bazen 10) yapılmamıştır. Dergide "Sinema Aleminden Haberler, Memlekette Sinema Hayatı, Küçük Muhaberat, Sinemalarda Bu Hafta" başlıkları altında sabit sayfalar oluşturulmuş, derginin ebatları ikinci yılda kitap formatına dönüştürülmüştür. Opera-Sine'yi diğerlerinden ayıran özellik Türkiye'de ilk defa yapılan film kritiklerine yer vermesidir.

3. sayısından seçme bazı konu başlıkları: Sinema Sanatkarlığı, Sinema Entrikaları, Sanatkarları Tanıyalım, Harbden Evvel Rus Sinemacılığı, Ziraat ve Sinema

SİNEMA MECMUASI (LE CORURİER DU CİNEMA)
(Haftalık, resimli sinema ve temaşa mecmuası. Çıkış yılı: 1924. Sahibi ve müdürü: Hikmet Nazım. Baş yazar: Vedat Örfi (Bengü).) Hikmet Nazım'ın daha önce çıkardığı "Sinema Postası"nın devamı niteliğinde bir dergidir

SİNEMA REHBERİ
Çıkış yılı 1924 olan dergi hakkında başka herhangi bir bilgi yoktur

FİLM MECMUASI (LE FİLM)
(Sinema cereyanlarını takip eder. Haftalık resimli mecmuadır. Çıkış tarihi: 1 Kasım 1926. Osmanlıca-Fransızca. Renkli Kapak. Sahibi ve müdürü: E. Kemal. Baş Yazarı: Ekrem Reşit. Nüshası 5 kuruş. Ahmet Kamil Matbaası)

Film mecmuası (Le Film) adıyla yayın hayatına başlayan dergi ikinci yılda, "Film" adını almıştır. Uzun süreli bir yayın olan derginin elimizde on iki sayısı bulunmaktadır. Derginin tam olarak kaç sayı yayınlandığı bilinmemekle beraber elimizde ikinci yıla ait altıncı nüsha 2 Kasım 1927 tarihlidir.

Film Mecmuası hemen hemen her sayısında taşradaki sinema faaliyetlerine yer vermesiyle devrin diğer sinema yayınları ile arasındaki farklılığı ortaya koyar. Dergi muhabirinin Lale Film sahiplerinden biri olan Cemil Bey ile "Taşradaki Sinema Faaliyetleri" üzerine yaptığı röportaj, Türk sinema basınında ilk röportaj olma özelliğine sahiptir. Röportajın bir diğer önemi ise Cemil Bey'in taşradaki sinema faaliyetleri hakkında verdiği bilgilerdir.

Türk sinema basınında görülen ilk müstehcen fotoğrafta bu dergide yayımlanmıştır. Josephine Baker'in göğüsleri açıktadır. 1927 Türkiye'sinde müstehcenliğe bir hayli cesur bakış.

Derginin ileriki sayılarında yayımladığı bir beyanat, dönemin film acentaları, sinema salonları ve sinema dergilerinin kendi maceralarındaki yaşanılan rekabeti göstermesi açısından önemlidir. Dergi, tarafsız olmamak, bazı sinema ve film acentalarının adamı olmakla suçlanmış, bunun üzerine tarafsız olduğunu herhangi bir müesseseye ve sinema salonuna bağlı olmadığını, ilan sayfalarının tüm sinema salonlarına açık olduğunu belirten bir beyanat yayınlamak zorunda kalmıştır.

Dergiden seçme bazı konu başlıkları: Sinemada Musiki (Cemal Reşit), Metropolis, Avrupa ve Amerika'nın En Meşhur Yıldızları Kimlerdir ve Nasıl Yaşarlar?, Büyük Sanatkarlar (Rudolph Valentino), Cambazhane Herkülü, Paramount ve Metro Goldwyn Filmleri, Sinema Reklamı Nasıl Yapılmalı, Sinema Romanları (M. Burhanettin).

SİNEMA MİHVERİ
(Haftalık Sinema ve Tiyatro Mecmuası. Çıkış tarihi: 11 Mart 1926. Sahibi: Cevat Rıza. Sorumlu müdür: Necil Düsri. Fiyatı: 10 kuruş.)

Elimizde tek nüshası var olan bu derginin kaç sayı yayınlandığı hakkında herhangi bir bilgi olmadığı gibi ilk sayıda ayırt edici herhangi bir özelliğe rastlanmaz

ARTİSTİK-SİNE (ARTISTIC-CINE)
(Haftalık Şark ve Balkan Sinema Mecmuası. Osmanlıca-Fransızca-Renkli Kapak. Çıkış tarihi: 4 Kasım 1926. Sahibi: Piyer Sarıyan. Sorumlu Müdür: Leon Antonyan. Başyazar: Antonine Paul. Tercume eden: Ragıb Rıfkı. İdare memuru. Anthony P. Stoll.)

Derginin ikinci sayısından anlaşıldığına göre: Artistik Sine'nin, çıkacağı haberi duyulduğunda, pazara açılacak yeni bir tezgahın endişesini taşıyan diğer dergi sahipleri, dergi yönetimine böyle bir teşebbüsten vazgeçmeleri, aksi halde büyük bir ticari başarısızlığa uğrayacaklarını belirten tavsiyelerde bulunmuşlar. Ancak dergi yönetimi tüm bu tavsiyeleri göz ardı ederek yayın hayatına atılmış ve herkesi şaşırtan bir başarı kazanmıştır.

Artistik-Sine, ilk dönem sinema dergileri arasında en yüksek tiraja sahip sinema dergisidir. İlk sayısında 2500 gibi bir hayli iddialı sayı ile yayın hayatına başlayan dergi, basılan sayının 2000'ini satmayı başarmıştır. Yayınını sadece Türkiye ile sınırlı tutmak istemeyen Artistik-Sine, dünya çapında prestijli bir sinema dergisi olabilmek için çaba göstermiş, ilk sayının 400'ünü Amerika, Fransa, İtalya ve İngiltere'deki sinema müesseselerine göndermiştir. Dönemin en iddialı dergisi olan Artistik-Sine, güçlü yazar kadrosu ve sağlam içeriğiyle yurtdışında da önemli bir okur kitlesine sahip olmuş ve Türk sinema dergiciliğinde bir ilke imza atarak yurt dışı aboneliğine geçmiştir.

1925-28'de hiçbir yerli filmin çekilmediği ülkemizde, Artistik-Sine'de ağırlığını, (diğer sinema dergilerinin yaptığı gibi) yabancı sinema sektörünün faaliyetleri üzerine koymuştur. Derginin her sayısında yeralan Anthony Stoll ve Antonine Paul'ün sinema üzerine düşüncelerini içeren yazıları, dönemin sinemaya bakışını ve yaklaşımını göstermesi açısından önemlidir.

Yayınına Artistik-Sine olarak başlayan bu dergi, Eylül 1927'den itibaren Türk Sineması adıyla devam etmiştir

TÜRK SİNEMASI (CINE-TURC)
(Haftalık Şark ve Balkan Sinema Mecmuası. Osmanlıca-Fransızca-Renkli Kapak. Çıkış tarihi: 8 Eylül 1927. Sahibi ve Sorumlu Müdürü: Ragıb Rıfkı. İdare müdürü: Anthony P. Stoll. Başyazar: Antonine Paul. Tercüme eden: Ragıb Rıfkı. Nüshası: 5 kuruş.)

Derginin künyesinde belirtilen idare kadrodan da anlaşılacağı gibi bu dergi Artistik-Sine'nin el değiştirilmiş halidir. Piyer Sarıyan'ın Artistik-Sine'yi Ragıb Rıfkı'ya devretmesiyle derginin ismi Türk Sineması olmuştur. Yazar kadrosu ve içeriğinde herhangi bir değişiklik olmamıştır.

Türk Sineması, Türkiye'deki sinema dergileri arasında tüm zamanların en uzun süreli sinema dergisidir. Dergi dokuz yıl gibi uzun bir sürede 219 sayıya ulaşarak kırılması zor bir rekora imza atmıştır. Derginin Ragıb Rıfkı'dan sonraki patronu, aynı zamanda "HA-KA" filminin de sahibi olan Halil Kamil Bey olmuştur. Dergi ikinci kez el değiştirdikten sonra bir daha eski kalitesini yakalayamamış ve HA-KA Film Şirketi'nin tanıtım dergisinden öteye gidememiştir

SİNEMATOGRAF CERİDESİ
Bu derginin sadece adı bilinmektedir

OSMANLICA SİNEMA DERGİLERİNİN BENZER ÖZELLİKLERİ
Cumhuriyet'in ilanından, Latin harflerinin kabulüne (1928) kadar geçen sürede yayınlanan sinema dergilerinin birbirinden ayırt edici özellikleri az; benzerlikleri fazladır. Küçük farklılıklar dışında bu yayınları birbirinden ayırt etmek kolay değildir. Çünkü yerli yapımların azlığı her dergiyi, yabancı sinema sektörünü konu edinmeye yöneltmiş ve dergi içerikleri de bu doğrultuda oluşmuştur. Ayrıca bu dergilerin ticari kaygılarını da işin içine katarsak farklılıkların azalması, benzerliklerin artması kaçınılmaz olmuştur. Bu dönem sinema yayımları Osmanlıca-Fransızca olmak üzere (Sinema Gazetesi - Sinema Yıldızı. Osmanlıca) iki dilde yayınlanmıştır. Osmanlıca sayfa sayısı ile Fransızca sayfa sayıları her zaman eşit olmamakla beraber Osmanlıca sayfa sayısı fazladır. Dergilerin sabit sayfa sayıları yoktur. Sayfa sayılarında dönem dönem artış ya da azalmalar olmuştur. Ebat olarak Opera-Cine dergisi hariç diğer dergilerin ebatlarında bir değişiklik görülmemekle birlikte bu dönem sinema dergilerinin ebatları, günümüz dergi ebatlarına yakındır. Dönemin en popüler oyuncularının portre fotoğrafları ya da en son filmlerinden bir fotoğraf dergilere kapak yapılmıştır. "Sinema Yıldızı" hariç diğer tüm dergileri kapakları renklidir. Arka kapak Fransızca; ön kapak Osmanlıca'dır. Sinema Gazetesi hariç (Haftada üç kez yayımlanır) diğerleri haftada bir kez yayımlanmaktadır. Aylık yayınlanan sinema dergisi yoktur. Dergi fiyatları beş ile on kuruş arasında değişmekle birlikte, yayın hayatının ikinci yılına geçen dergilerin fiyatları ikiye katlanmıştır. Her dergi, tirajı arttırmak amacıyla aboneliği teşvik edici girişimlerde bulunup fiyat indirimine gitmiştir. Türk Sineması ve Artistik-Sine hariç diğerlerinin aboneliği yurt içiyle sınırlı tutulmuştur. Diğer dergilerin iç sayfalarında fotoğraf kullanımı önemli bir yer tutmaktadır. "Opera - Cine" hariç diğerleri herhangi bir sinema salonuna ya da bir film acentasına bağlı olmaksızın yayınlanmaktadırlar. Mizanpajlarında pek farklılık yoktur. Her derginin çıkış amacı birbirinden çok az farklılık gösterse de hepsinde okuyucu bilgilendirme kaygısı görülür. Bu nedenle her derginin değişmeyen sayfaları vardır. Okuyucu Sualleri, Sinemalarda Bu Hafta ve Yeni Filmler gibi yabancı sinema dergilerinden yapılan çeviriler, yerli basında önemli bir yer kaplar. Yabancı yayınlarda genellikle film acentalarının dışarıdan getirdiği sinema dergilerinden oluşmaktadır. Bu dönem sinema dergilerinde film konularının, hülasa (özet) başlığıyla uzun uzadıya hikaye edilerek anlatılmış, dönemin en popüler Amerikan aktör ve aktristlerinin hayat hikayeleri magazinsel yönleriyle de ele alınarak anlatılmıştır. Bir diğer önemli ortak özellik de gelenekselleşmiş "Sinema Romanları"dır. Bu romanlar bir filmin, hikayeleştirilerek uzun uzun anlatılmasından oluşmaktadır. Her sayıda iki sayfa halinde yayımlanan film hikayesi arkası var mantığına uygun olarak derginin diğer sayılarında da devam etmektedir. Ayrıca, her dergi tirajını arttırmak amacıyla birtakım çekilişler düzenlemiş ve sinema biletleri için indirim kuponları yayımlamıştır.

( Ali Özuyar, Sinema Dergisi, Ocak 2001)

KAPAK SiNEMA