Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

SİNEMA

Sinema salonunda Çin işkencesi


 
cin.jpg (23152 bytes)

Film izlemeyi işkence haline getirenlerin türleri, özellikleri ve onlara karşı alınabilecek önlemler.

 

Kokteylciler
Filmin ne zaman başladığını umursamadan, diledikleri saatte salona giren ve istiflerini hiç mi hiç bozmayan izleyicilere "kokteylciler" adını veriyoruz.

Işıklar karardıktan sonra salona girerler, büyük bir sohbet, muhabbet ve meşk halinde yerlerini ararlar, gayet ağır hareketlerle koltuklarına geçerler. Bu da yetmez, (buraya dikkat!) koltuklarının önünde ayakta durarak etrafı kolaçan ederler, yerlerinin stratejik konumunu tespit ederler, salonda daha iyi bir yer olup olmadığına bakarlar, ceketlerini ve çantalarını çıkarmak gibi işlerini de yine bu durumda, yani koltuklarının önünde ve ayakta yaparlar.

İkaz edip oturmalarını rica ettiğinizde, "daha fragmanlar oynuyor" veya "iki dakkasını kaçırsan patlar mısın?" diyerek, terbiyesizlik literatürünün en nadide örneklerini sergilerler. Fragmanların da sinemada film izlemenin bir parçası olduğunu, o pek sevdikleri kokteyllere giderken geç kalabileceklerini, bu durumda topu topu ilk servis eilen kanepeleri kaçıracaklarını, ama bir filmin her bir saniyesinin çok önemli olduğunu anlatmaya çalışmak beyhudedir.

Mısırcılar
Film başlamadan önce veya "on dakika ara"da hemen fuayeye koşup kendilerine bir kış boyunca yetecek kadar mısır stoklarlar. Sabırla filmin başlamasını bekledikten sonra, mısır paketlerini büyük bir hışırtıyla açıp çok daha büyük bir hışırtıyla mısırlarını yemeye başlarlar.

Bazıları ikaz edildikten sonra kendilerine çeki düzen verseler de daha ileri durumdaki hastalar umursamamayı tercih eder. Bunlara, sükunetinizi mümkün mertebe muhafaza ederek, mısır yemeden de film izlenebileceğini, mısır yemek istiyorlarsa bile poşetteki mısırı kucaklarına dökmek vb. yöntemlerle öğünlerine daha sessiz biçimde devam edebileceklerini, onlar mısır yiyecek diye filmi bize zehir etmeye haklarının olmadığını anlatmak gerekir.

En ileri örnekleri, "bana niye kızıyorsunuz, gidin sinema yöneticilerine söyleyin, mısır satmasınlar" şeklinde karşılık verirler, ki bu durumda sinirlenmemek gerçekten zordur. Ağız dalaşını sürdürmek pahasına "onlar satıyor diye siz almak zorunda değilsiniz, alıyorsanız bile ses çıkarmak zorunda değilsiniz; ne yani sigara sağlığınıza zararlıdır desem `git bakkal Fehmi Amca'ya söyle de satmasın' mı diyeceksiniz?" diye, olaya bir tür Siyaset Meydanı tadı kazandırmak mümkündür.

İnteraktifler
Gösterilen filmle interaktif ilişki kuran katılımcı seyirciler, sinemaseveri çileden çıkaran bir başka türdür. Bunlar, filmdeki karakterlere "dur yapma", "gitme oraya!", "dikkat et, adam arkanda, ateş edecek!" şeklinde seslenmekten tutun da, sevdikleri karakterlere "ah canım, şuna bak", sevmediklerine ise burada tekrar edemeyeceğimiz çeşitli sözler sarfeden bir seyirci türüdür.

Etrafınızda interaktif bir seyirci varsa, aklınızı ve kulağınızı ondan alıp filme konsantre olmak oldukça güçleşir. Katılımcılar, eylemlerini gerçekleştirirken bir tür trans halinde bulunduklarından, kendilerini ikaz ettiğinizde, ya neden bahsettiğinizi anlamazlar ya da özür diledikten sonra aynı hareketlere devam ederler.

Ekspresyonistler
Gösterilen film hakkında sohbet etmek, onu yorumlamak, eleştirmek vb. eylemleri filmden sonra değil, film esnasında gerçekleştiren tiplere "ekspresyonist", bir başka deyişle "dışavurumcu" adını veriyoruz.

İzlenimciler asla tek başlarına dolaşmazlar. Sinemaya mutlaka yanlarında en az bir kişiyle giderler. "Tek başıma sinemaya gitmeyi hiç sevmem" diyen birine rastlarsanız, onun bir dışavurumcu olduğunu teşhis etme yolunda önemli mesafe kaydetmişsiniz demektir.

Dışavurumcular, film boyunca, gittikleri eski filmlerle ve sinemalarla ilgili anılarını anlatırlar, o film hakkındaki görüş ve tepkilerini belirtirler, her sahne ve diyalogla ilgili fikir beyan etmeye gayret ederler. Onlara sinirlenmemek güç olup ikaz etmek yerine direkt boğazlarına sarılmak ne yazık ki son derece normal ve insani bir tepkidir.

İlgililer için, uzun mesajın kısası: salona zamanında gelin, film izlerken hışırtılı yiyecekler yemeyin, konuşmayın, gürültü yapmayın. Henüz nezaketimizi koruyabildiğimiz için ekleyelim: lütfen.

(UYGAR ŞİRİN Sinema Dergisi, Kasım 1998)

KAPAK SiNEMA