UYANIŞLAR - "Awakengins"
Yaşayan ölüler sınıfına sokulmuş, ileri derecedeki nörolojik
hastalar, ya da konuşmak, hareket etmek, kendilerini ifade etmekten yoksun, dondurulmuş,
"uyuyan" birtakım zavalıllar. Parkinson hastalığına benzer belirtiler
gösteren bu "illetle" uğraşan araştırmacı bir doktorla, bu tuhaf uyku
hastalığından muzdarip, yıllarca "sönmüş bir volkan gibi", hastanede
yaşamış hastanın öyküsünü anlatan Uyanışlar, bir ruhsal yeniden doğuş
efsanesi; insanın özündeki "varlık", sevgi ve insanın diğerine karşı
taşıdığı kaygı ve özene ilişkin temel soruları ortaya atan bir mucizenin
öyküsü.
Filmde Dr.Sayer, apansız kendini Bainbridge Hastanesi'nde ileri
derecede nörolojik hastaların bakımının yapıldığı uzak bir koğuşta içlerinde
Leonard Lowe'un da bulunduğu bir grup hastanın içinde buluyor. Bu unutulmuş
insanların, aslında "içlerinde" yaşadıkları ihtimali Dr.Sayer'ı dehşetle
sarsıyor. Leonard'la diğer diğer hastalarını, yaşamın coşkusu ve acılarıyla
uyandırmanın anahtarını bulmak, bu mahçup ve acayip doktora düşüyor. Böylece o
da, istemeyerek de olsa kendinde gizli kalmış sevgi ve dostluğa ilişkin
"duyarlılıklara" uyanıyor...
Gerçek bir hayat hikayesinden alınma, 1991 ABD yapımı bu filmin
yönetmeni Penny Marshall. Oyuncu kadrosu da muhteşem: Robin Williams, Robert de Niro,
John Heard, Julie Kavner, Maw Von Sydow..
ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ - "Dead Poets
Seciety"
"Gelibolu" adlı filmden tanıdığımız yönetmen Peter
Weir'in, birçok ülkede irili-ufaklı birçok ödül alan filmi "Ölü Ozanlar
Derneği", gerek yönetmenin kendisinin, gerekse senarist Tom Schulman'ın gençlik
yıllarındaki okul deneyimleriyle ortaya çıkarılmış ve ünlü oyuncu Robin
Williams'ın da olağünüstü oyunuyla, belki de bütün zamanların en iyi filmleri
listesinde yerini almayı hak etmiş bir yapım..
Zaman zaman güldüren ama son sahnelerinde ise hüzünlendiren bir
film Ölü Ozanlar Derneği.. Ama güldürürken de, hüzünlendirirken de, insanın
belleğine yapışıp kalan mesajı vermekten geri kalmıyor: Günü yaşa!...
İngiltere'nin disiplini, sert ve tavizsiz prensipleriyle ünlü
Welton Koleji'ne tayin olan "sıradışı" bir öğretmen ve onun etkisinde
kalan yedi öğrenci... Bir yanda ailelerin yönlendirmesi ve baskısı, diğer yanda okul
yönetiminin katı sınırları içinde sıkışıp kalan öğrencilerin, daha önce o
okulda okuyan kaçamak yaparak gittikleri ve orada şiir okudukları bir mağarayı
keşfetmeleri ve o mağarada kendilerini gerçekleştirmelerini anlatıyor film.. Bir
yanad her şeyin uyumlu, ölçülü ve katı olduğu okul düzeni, öte yanda herşeyin
yapılabildiği, insanloğlunun ilkel dönemlerini yansıtan bir sembol olarak mağara...
Bir zamanlar o mağarada şiir okuyan öğretmenin, o katı
disiplinli okulda, hem davranışları hem de öğretim yöntemiyle farklı bir kişilik
olması, öğrencilerin de bundan etkilenerek yeni bir yol bulmaya çalışmalarını
anlatıyor film.. Okulun (ve onun nezdinde günlük klişeleşmiş hayatın) dışında da
bir dünya vardır ve o dünya yaşanmalıdır.. Başka bir ifadeyle, "gün"
yaşanmalıdır...
|