Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

PSİKOLOJi

Şizofreni

Nazan Özcan / Radikal2 / 24.03.2002


Şizofreni Türkiye'nin ve dünya gündeminin tepesine Oscar adayı "Akıl Oyunları" filmiyle yerleşti. Türkiye'de kayıtlı 600 bin, dünyada ise yaklaşık 60 milyon şizofreni hastası var. Türkiye'deki Şizofreni Dostları Derneği duruma dikkat çekmek için bu haftasonu çeşitli etkinlikler düzenledi. Bütün şizofrenler birbirine benzer mi? Tedavisi ne kadar mümkün ve nerede?
 

Uykuyla uyanıklık arasında
İlk nöbeti 16 yaşındayken gelmiş Orhan Üsküner'in. "Uyku ile uyanıklık arasında oluyordu. Elim ayağım kilitleniyordu, hareket etmek istiyordum, edemiyordum. Müthiş bir korku duyuyordum. 99 depremini hepimiz yaşadık. Benim yaşadığım o korku, 10 bin tane depreme bedel" diye başlıyor anlatmaya.
"Neden korktuğumu bilmiyordum. Zifiri bir karanlığın içinde oluyordum. Nazileri, genaralleri, orduları görürdüm. İnsanlık tarihi gözümün önünden geçiyordu. Sürekli savaşların içindeydim. Anne ve babama söyledim korktuğumu, bana besmele çekip yat dediler. Geçmedi, sonra bir arkadaşıma söyledim, iki duble iç yat dedi. O korkunun geleceğini hissettiğim zaman bir iki bira içerdim, o cesaret verirdi, uyurdum." Sonraları o da yetmemiş. "İlaçları kestiğim dönemde üç sene evden dışarı çıkamadım. Haftada bir kitap tezgahımın kirasını almaya giderdim. Kirayı alır, eve kapanırdım. Dışarıdan korkuyordum. Araba gürültüsünden çok rahatsız oluyordum. Kendimi sağır etmeyi bile düşünmüştüm. O motor sesi çok rahatsız ediciydi, meğerse onlar sanıymış. İlaçları düzenli kullanınca geçti. Fatih'te oturuyorum, 10 sene kadar Fatih'in dışına çıkmamıştım". Daha kötüsü de var. "Ağır dönemlerimde bir kedi ve bir ifrit vardı. Kaplan gibi siyah, kediye benziyordu, gözleri filan simsiyah, beni korkutuyordu. Kedi zararsızdı, senin en iyi arkadaşın benim diyordu, ben de ona ben de senin. Bir arkadaşıma anlattım, cin dedi bana. İnancım yoktu, sonra dönüş yaptım. Din ruh sağlığının sigortası. Sabahları evden çıkıyorum, ezberlediğim duaları okuyarak dolaşıyorum, rahatlıyorum. Arada bir gelirlerdi, hâlâ geliyorlar. Bizim zekamızda bir sorun yok. Beynin kimyası bozuk. O da oyun oynuyor, bunlar çıkıyor, bunların bilincindeyim. Kabul ediyorum, dalga da geçiyorum onlarla". Orhan Üsküner şimdi 44 yaşında, şizofreni hastası, ikinci el kitap satarak geçiniyor. 30 yaşından beri ilaçla tedavi oluyor. 5 sene öncesine kadar günde 20 tane hap alıyordu. Şimdi yalnızca iki. Çünkü 95 yılından beri remisyonda. Yani iyi olma halinde.
İhsan Erdoğan, 33 yaşında, Milli Piyango seyyar bayii. Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde okurken tanısı konulmuş. 88'den beri şizofren. "Banyodayken sanki üzerime bir şeyler geldi. Kendimi kötü hissetmeye başladım, ilaç içtim, intihar etmek için" diye başlıyor hikâyesi. 14 yıldır bir sürü hastanede tonla tedavi gördü ve hâlâ devam ediyor. İki sene de bir hastaneye yatmak zorunda kaldığını söylüyor. Atak dönemlerinde. "Şu anda bile yaşıyorum. Hastaneye yattığım dönemlerde korkunçtu, insanlarla konuşmadan anlaşıyordum. Bu hâlâ var. Her insanla anlaşıyordum düşünce yoluyla. Düşüncelerimi okuyorlar. Gerçek yani. Ben müdahale ediyorum beyinsel olarak ve benim dediklerim oluyor. Şimdi azaldı, hastane döneminde çok çok yukarı çıkmıştı. Haziran'da yatmıştım, o zaman herkes okuyordu benim düşüncelerimi. Telefon diyorlar ya, açtılar sonuna kadar telefonu bana. Ve herkesle konuşuyordum konuşmadan, düşünce yoluyla iletişim kuruyordum. Şu anda az. Ben diyazem kullanırken, acilde, uç notlara kadar çıktım, iletişim arttı. Uğultular yok bende". Artık zaman zaman bunların gerçek olmadığını da düşünüyor. Hayatına devam etmeye çalışıyor, ilaçları, eşi ve bir yaşındaki kızıyla. "Hayatı zorlaştırmıyor, oyun gibi, her zaman herkesle konuşmuyorum, istediğim zaman bırakıyorum" diyor ve devam ediyor. "Gerçi bana yasakladılar onları ama benim daha farklı düşüncelerim var. Türkiye'yi ben bir haftada kurtarırım. Söyledim doktora bunu, ilacın dozajını yükseltti. Ama inanıyorum, ben yapabilirim".
 

Şizofreni nedir?
İhsan Erdoğan ve Orhan Üsküner, Şizofreni Dostları Derneği'nin 400 üyesinden, Türkiye'deki kayıtlı 600 bin ve dünyadaki 60 milyon şizofrenden yalnızca ikisi. 1996 yılında kurulan derneğe ikisi de son bir yıldır üye. Hastalıklarından utanmıyorlar. Şeker, kalp, tansiyon nasılsa, şizofreni de bir hastalık. Orhan Üsküner'in deyimiyle "Beynin kimyası ile ilgili bir şey. İnsanın beyninin ona oyunu".
Tıbbi tanımı ise "beyindeki yapısal değişikliklerin ve beyindeki kimyasal maddelerin rolü ile kalıtımsal nedenlerle oluşan bir beyin hastalığı". Sonuç olarak kişinin sağlıklı düşünme, hissetme ve davranma yeteneğinde gerilemeye yol açıyor. Genellikle 16-25 yaş arasında başlıyor. İlaçlar ve etkili tedavi ile düzelme mümkün. Her yüz kişiden birinde görülüyor. İ.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Alp Üçok'un verilerine göre de tedavi ile hastaların dörtte biri normal yaşama dönecek şekilde, dörtte biri birtakım kayıplar yaşamakla birlikte orta derecede iyileşme gösteriyor. Yüzde 40-60 ise kendi bakımını zorlaştıracak kadar işlev kaybına uğruyor. Belirtilerine gelince. En önemlisi düşüncede bozukluk. Takip edildiğine, çevresindekilerin kendisine kötülük yapmak istediklerine, özel güçleri olduğuna, düşüncelerinin okunduğuna inanmak gibi hezeyanları oluyor. Halüsinasyonlar, içe kapanıklık, isteksizlik, arkadaş çevresinden uzaklaşma, kendine bakımda zorlanma, dikkat dağınıklığı ve iş başarısında gerileme ise haberci belirtileri. Öte yandan önyargılar da var. Şizofrenlerin tedavisi olmadığı, tehlikeli ve saldırgan olduğu, hastaların çalışamadığı gibi düşünceler tamamen önyargı. "Saldırgan değiliz biz. Bir futbol maçına gidin. Elinde döner bıçağı olan bir sürü insan vardır, onların içinde bir şizofreni hastasına rastlayamazsın" diyerek bunun altını çiziyor Üsküner.
 

Derneği
Şizofreni Dostları Derneği, 1996 yılında kuruldu. Hasta ve yakınlarına uzmanlar tarafından terapiler ve bilgilendirme yapılıyor. Yalnızca bunlar değil tabii. Cumartesi günü bir basın toplantısı düzenlediler ve 2. Şizofreni Yürüşüyüşü'nü de yaptılar. Derneğin başkaca resim, müzik, el işleri gibi bir sürü etkinlikleri var. Dernek İkinci Başkanı Aysel Doğan da bir şizofren annesi. İki yıldır dernekte. Oğlu da. "Benim oğlum 18 yaşında uyudu, 30 yaşında uyandı. O kadar zaman içinde dünyayı bir pencereden gördü. Nasıl bir acı, nasıl bir cehemnem! Ben diğer çocuklarıma annelik edemedim". Oğlu ile dokuz sene hastanede yaşamış. "Şok tedavisi için ben oğlumu kendi ellerimle bağladım" diyor. Şizofreninin çok ihmal edilen bir hastalık olduğunu da vurguluyor. Oğlu hastalandıktan sonra etrafındaki herkes gitmiş. Ama dernek herkese iyi gelmiş. Hem bizim gibi daha birçok insan var diyen hastalara hem de ailelerine. "Bu hastalıkta sevgi ve sabır şart. 2000'den beri derneğe devam eden hastaların hastaneye yatışları azaldı" diye anlatıyor. Ama durum o kadar da parlak değil. Bir ay önce derneğin merkezi soyulmuş, her şeyleri gitmiş. Tekrar almak için çok da paraları yok. Tabii tek problem bu değil.
 

Hastalar desteklenmeli
Yapmak istedikleri ama maddi imkanları olmadığı için yapamadıkları o kadar çok şey var ki. Mesela en başta Belediye'nin verdiği ücretsiz seyahat kartlarının kaldırılması sorunu var ki bunu çok önemsiyorlar. Çünkü çoğu işsiz olan hastalar için derneğe gelmek bile ciddi maddi sorun. Sonra yatak sayısı yeterli olmadığı için hastalar gerektiği zamanda ve gerektiği kadar hastanelerde kalamıyor. Bu yüzden gündüz hastanelerinin yapılmasını istiyorlar. Hem orada atölyeler kurup bir şeyler üretmeyi de istiyorlar. Yurtdışında örnekleri var. Alman Hükümeti şizofreni hastasına aylık 2500 mark veriyor, Türkiye hükümeti ise eğer raporu varsa üç ayda 60 milyon lira. Üstelik kimsesi olmayan hastalar da var. Hastaların aylık ilaç masrafları zaman zaman 1 milyarı buluyor. Raporu olanlar ya da sosyal güvencesi olanlar bir nebze rahat. Fakat Üsküner gibi hiçbir güvencesi olmayanlar da çok. Gene de iyimserler. Bakın Üsküner ne diyor. "Resim çalışmalarına, terapilere katılıyorum. Kendime güven kazandım, insanlara daha yakın hissediyorum. Burası iyi".
 

Başvurulacak kurumlar:
 

  • İ.Ü. Tıp. Fak. Psikiyatri Kliniği:
    0212 - 534 00 00 / 13 28
     
  • Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi:
    0212 - 543 65 65 / 393
     
  • M.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği:
    0216 - 325 06 12
     
  • Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği:
    0212 - 588 48 00 / 20 04
     
  • Şizofreni Dostları Derneği:
    0212 - 256 36 61


  •  

    KAPAK PSiKOLOJi