Parapsikolojik Silahlanma
CIA eski başkanlarından Richard Helms
Watergate soruşturmalarında Warren Komisyonu'na verdiği bilgilerde
şöyle demiştir:
Yapılan araştırma göstermiştir ki
SSCB kendi sisteminin isteklerine uygun politik görüşe bağlı
olacak şekilde, halkının davranışlarını düzenleyebileceği bir
kontrol teknolojisi geliştirmeye çalışmaktadır. Bundan böyle aynı
teknolojiyi daha karışık bir yaklaşımla, bilgiler kodlanarak
insan hedeflerine yöneltilebilecektir. Bu insan zihinleri harbi
olacaktır
1980 yılları başında ise, ABD'yi
uyaran daha enteresan ve ürkütücü haberler duyuluyordu. Başkan
Reagan ABD'de iktidara gelince Pentagon, CIA, FBI, DIA'nın kesin
bilgilerini kapsayan dosyalarla karşılaştı. Bu bilgilerin bir kısmına
açık basında da rastlıyoruz. Konu, Sovyetlerin zihin harbi ve
parapsikolojisi çalışmalarıdır.
Bu raporlarda, ABD'de yerleşen yeni
tip bir casusluk şebekesinin mevcudiyetinden söz edilmektedir.
Hipnoz, telapati., düşünce okuma ve nakli gibi özel yeteneklere
sahip ajanlar, Amerikan halkının şuuraltlarını etkileyerek düşüncelerini
KGB (Sovyet İstihbarat Örgütü)'nin programı çerçevesinde değiştirmeye
çalışmaktadır. Bu ajanlar çeşitli dini ve mistik topluluklara nüfüz
ederek, bu organizasyonları konsantrasyon ve imajinasyon çalışmaları
ile etkilemek yolundadırlar. Washington çevresi, ABD yöneticileri
ve politikacılarnı etkilemek için başlıca hedef bölgesi olarak
seçilmiştir.
Albay Alexander Raporu olarak basına
intikal eden bilgilerde; " Başkan Reagan'ın zihnini ve şahsi
kararlarını kontrol altına almak" şeklinde belirlenen çalışmalardan
bahsedilmektedir. Yine aynı raporda insan ve çeşitli tip hayvanları
etkileyebilmek için deneyler yapıldığı anlatılmaktadır. Sovyet
vatandaşı bayan Kulagina'nın PK gücüyle bir kurbağanın kalp atışlarını
durdurabildiği açıklanmıştır.
Albay Hodgson'un da, basına,
parapsikolojik harp konusunda yaptığı açıklamalar çok önemlidir.
Rapora göre, nükleer silah etkileri ESP gücü ile bir araya
getirilerek "Hyperspace Nuclear Howıtzer" Uzay Üstü
Nükleer Obüs adı verilmiştir. Sibiryanın ıssız bir bölgesinde
beton sığınak içinde meydana getirilen nükleler infilak etkisi,
bir grup yetenekli psjiko süje tarafından, tahribi istenen hedef üzerine,
zihinsel olarak nakledilmektedir. Mesafe sınırlaması yoktur.
Sovyetler'in; labaratuvarda ürettikleri
bakteri türlerini kullanarak, psişik süje yardımı ile uzak
mesafelerde, zihin yoluyla hastalık çıkarabildikleri de anlatılmaktadır.
Albay Hodgson, raporunda psişik güç
yükselticiden de bahsetmektedir. Düşüncelerin konsantrasyonu ve yükseltilmesi
yoluyla hedefler tahrip edilebilecektir. Bu işlem için askeri
hedefin fotoğrafını kullanmak yeterli olmaktadır.
ABD'de Hieronimus makinası olarak
bilinen ve patenti alınmış olan cihazla uzak mesafelerden zararlı
böcekler öldürülebilmektedir.
1963 yılında kaybolan ABDde Nükleer
Denizaltısı Tehresher'in, bu tür bir silahla batırıldığı söylenmektedir.
ABD'de parapsikolojik savunma için psişik
süje yetiştirme çalışmaları başlatılmıştır. Profesyonel
yetenekli medyumlardan da yararlanılmaktadır. Parapsikoloji
labaratuvarında ilk planda 34 medyum çalışmalara başlamıştır.
PARAPSİKOLOJİNİN ÖNEMİ
Yakın tarihlere kadar sansasyonel ve
ruhçu haberler olarak açıklanıp reddedilen parapsikoloji alanında
ortaya çıkan haberler; artık uzmanlar, bilim adamları hatta
askerler tarafından ciddiye alınmaya başlanmıştır. Bu sahada
Sovyet Bloku'nda hızlı gelişmeler olduğu hakkında haberler olduğu
artmaktadır.
Sovyet füze bilim adamlarının başında
gelen K.E.Tisioloski, 1930 yıllarında şunları söylemmiştir:
"Telepatik yeteneklerin gerekliliği
özellikle yakında başlayacak uzay yolculuğu çağında ortaya çıkacaktır.
Bu yetenekler insanlığın genel tekamülünü değiştirecektir.
Bulgaristan Parapsikoloji Kurumu Başkanı
Prof.Dr.Lozanov da ESP konusunda şöyle konuşmaktadır:
"Her insan telepattır (geleceği
bilme, prejognition). ancak kimse bu sahip olduğu yeteneği kullanamıyor.
Aynen musiki gibi. Herkes birkaç nota çalabilir, fakat onların içinde
iyi bir müzisyen yeteneğine sahip bir kaç kişidir."
Çekoslavakya Bruno Üniversitesi Rektörü
Biyolog ve Fizyolog Dr. Eduard Babak, parapsikoloji hakkında şu açıklamayı
yapmıştır:
"İnsan beş duyumdan daha fazla
duyuma sahiptir. Bugün hiç şüphe yok ki, bazı psiko-fizyolojik şartlar
altında insan ruhu başka bir insanın ruhunu etkilemektedir. Hem de
başka duyumların algılamaları karışmadan."
1970 yılları başında SSCB ' de
paranormal olayları inceleyen, parapsikoloji alanında çalışan
20'den fazla merkez mevcuttur.
Yakın komşumuz Bulgaristan ,1965 yılında
Prof.Dr. Lozanov başkanlığında 70 kişilik bir kadrosu olan,
"Telkinbilim ve Parapsikoloji" kurumu kurmuştur. Zihin
kontrolü, zihinsel şifa, retina ötesi görme, süratli öğrenme (saggestoloji)
açık çalışmaları arasındadır. Çekoslavakya' da psikotronik adı
altında bilimsel olarak ele alının ESP çalışmaları; telepati,
telegnosis ve psikoknesis branşlar içinde bir devlet kuruluşu olan
Çekoslovak Koordinasyon Komitesi tarafından yürütülmektedir.Çalışmalar
Bilim Sekreteri Dr. Zdenek Rejdak tarafından organize edilmektedir.
Çek Bilimler Akademesi, çalışmaları desteklemekte ve Charles Üniversitesi
Nörofizyoloji Bölümü deneylere yardımcı olmaktadır.
PARAPSİKOLOJİYE GİRİŞ
Sovyet bilim adamı Vlademir Bechterev
( 1857-1927), şartlandırılmış motor hareketlerini inceledi. İnsan;
bir metal üzerine konmuş eline elektrik akımı verilince, kolunu çekiyordu.
Dizinin altına çekiçle vurulunca ayağı havaya kalkıyordu. Bu
hareketler birçok kere tekrarlanır ve her etkide zil çalınırsa,
bir motor hareket teşekkül ediyordu. Yalnız zil çalmak suretiyle
ayak havaya kalkıyor veya insan elini çekiyordu.
Sovyet bimi adamı İvan P. Pavlov
(1849-1936), şartlı refleksler konusunu incelemiş, köpekler üzerinde
çeşitli deneyler yapmıştır. Köpeklerin guddeleri şartlandırılabiliyor
ve her zil çalışında salyaları akıyordu.ABD ve SSCB'de
Biheyviorizm gelişirken Avrupada da Sigmund Freud (1856-1939) alt şuur
üzerine teorisini geliştiriyor, tedavi buluyordu. Freud; insan
hareketlerinde, ruhi durumunuda cinsel duyguların önemi üzerinde
duruyordu.
Adler (1870-1937), Carl Gustav Yung
(1875-1961), alt şuur fikri üzerinde Freud ile birlikte çalıştılar.
Bilahare ayrılarak kendi görüşlerini geliştirdiler.
Amerikalı psikolog Prof. William
James, psikolojinin maksadını değişik bir biçimde açıklamıştır.
Normal şuur halimize akli şuur diyoruz. Ruh halimiz, özel bir şuur
halidir. Akli şuurdan ince bir örtü ile ayrılmıştır. Bu bölgede
tamamen farklı bir potansiyele sahip yaşantı hali uzanır. Biz ruhi
incelemelerimizde, beş duyumuzu kullanıyoruz. Bu metod yanlıştır.
Psikologlar, yeni gelişmelerin
ışığı altında, yöntemlerini değiştirmeye başlamışlardır.
Psikolojinin maksadı genişletilmiştir. Bilime karşı, karşıt kültürde
düşünen yeni gruplar; mantık, teknolojik makinalar, kompütürler
kullanmaktadırlar. Diğer bir grup bilim adamı da kimyevi maddeleri,
değişik şuur hallerini incelemekte kullanmaya başlamışlardır.
Prof. William James, uyuşturucu maddelerle bir seri deney yaparak,
normal şuur halinin , tek zihin durumu olmadığını ortaya koymuştur.
Eski "esoterik" batıli sprinlerin içinde binlerce yıllık
çalışmaların gizli olduğu ortadadır. Tibet Budizmi, Zen Budizmi,
Sufizm ve Yoga gibi öğretiler, Batı da tamamıyla bilinmemektedir.
Ancak bir çok düşünür ve bilim adamı, psikolojinin bilinen sınırları
dışında çalışan diğer şuur hallerinden bahsetmektedirler. Şuur
ve zihin sahalarını araştırmak için, yeni teknolojik cihaz ve
makinalar geliştirilmiştir. Şuur olayını, deneysel psikoloji ve
parapsikoloji artık labaratuvara sokmuştur. Yapılan yeni araştırmalar
insanın diğen şuur hallerin ortaya koymaktadır. Bugün,
normal akli ve teselsül halinde konuşmaya bağlı zihin halimizin
yanında, sezgiye dayanan şuur halimiz kabul edilmektedir. İnsanın,
akıl ile sezgiye dayanan kabiliyetleri arasında ki farklar
incelenmektedir. Normal şuur sahasında ki eğitim, lisana bağlı
ritmik fonsiyonlara dayalı fiziki bir çalışmadır. Heyecanlarımızı
ve sezgi kabiliyetlerimizi çok az incelemekte ve geliştirmektedir.
Dini ve mistik batıni sistemlerin, meditasyonu ve vecd halleri layıkiyle
anlaşılamamaktadır.
Günümüzde çalışmalar iki grup
halinde yönetilmektedir. Bir grup bilim adamı gündüz çalışmaktadır.
Eski öğretilerin batıni bilgilerini topluyor, müşahade ve
incelemelerini bir ışık elde edebilmek için geliştiriyorlar ancak
sonuçta başarısızlığa uğruyorlar. Bu durum, onları bir ışık
olmadığı görüşüne götürüyor. Bugün modern bilimin bulduğu
madde ve enerji kanunlarının medeniyetimizin temeli olduğu açıktır.
Ancak Galile, Nevton'dan Einstein'e uzanan bilim, özel bir haldir.
Yalnız maddeye uygulanabilmektedir. Canlıların duyumlar dışı
kabiliyetlerine yer vermemektedir. Sezgiye dayanan şuur halleri bildiğimiz
müşahade şartları altında ortaya çıkmamaktadır.
Diğer grup ise gece çalışmaktadır.
Metafizik ve mistik öğretilerden yola çıkarak dünya yaşantısının
bir hayalden ibaret, bir rüya hali olduğunu kabul ederek, çalışmalarını
sezgi sahasında yürütmektedirler. Ortaya koydukları araştırmalar
ve yazılar, bilim adamlarınca anlaşılamamaktadır.
Yeni bir bilim dalı olarak gelişen ve
kabul edilen Parapsikoloji, bu degişik iki şuur halinin sentezini
yapma yoluna girmiştir. Eskinin batılı öğretileri ve
bilgileri, modern teknolojik cihaz ve vasıtalarla incelenmeye başlanmıştır.
Psikoloji bilimi yeni anlayışı ve vasıtalarıyla insanlığı yeni
ufuklar açma yolundadır.
Londra Üniversitesi King's College
Matematik Profesörü John G. Taylor, The Shape of Minds to Come
(Zihnin Gelecekteki Şekli) adlı kitabında, zihin ihtilalinin
hakikatte yüzyıl önce başladığını söyleyerek şöyle
demektedir:
"Zihin ihtilalinin yarı yolunda
bulunduğumuz anlaşılıyor. Daha parlak gelişmeler olacak. Zihnin
yeni anlayışı; insanın hislerini, hareket tarzlarını yahut zekasını
kontrolde güçlü metotlar meydana getirdi. "
Prof. Toylor teknik araçlarla insan
zihninin kontrol edilebileceğine de değinerek şunları açıklamaktadır:
"Biz şimdi birçok zihin halini,
hemen hemen bütünüyle, fiziki vasıtalarla kontrol edebiliyoruz.
"
SRI "Stanford Research
institute" (Stanford Araştırma Enstitüsü) fizikçilerinden
Laser Uzmanı Russel Targ ve Dr. Harold Puthoff yazdıkları Mınd-Reach,
Positive Proof that E.S.P. Exısts (Zihin-Vüsat, ESP'nin Pozitif
Mevcudiyetinin ispatı) adlı kitapta, 20 den fazla süje üzerinde
yaptıkları, yüzden fazla bilimsel deneyde duyumlar dışı bir algılamanın
mevcut olduğunu anlatmaktadırlar. Deneylerinin sonuçlarını şöyle
toplamaktadırlar:
-Olay kısa mesafe ile sınırlı değildir.
-Elektriki şiltleme, algılamanın doğruluğunu
engellememektedir.
-Süjelerin verdiği doğru bilglerin
çoğu, isim yahut çalışma gibi analitik olmayan tabiatta değil,
şekil, form, renk ve maddeye tekabül etmektedir.
-Hislerin şiltlendiği şartlar altında
bilgi nakli, beynin sağ yarıküresinin çalışmasıyla ilgilidir.
-Tecrübeli ve tecrübesiz gönüllü
denekler arasındaki başlıca fark, tecrübesizler fakültelerini teşhir
etmiyorlar ve onların elde ettiği neticeler daha yetersiz. Bu bize
uzak mesafeden görmenin (Clairvoyance ) geniş miktarda yaygın bir
algılama kabiliyeti olduğunu muhtemelen uykuda (faaliyete geçmemiş)
olduğunu göstermektedir.
PARAPSİKOLOJİ
Parapsikoloji terimi ilk olarak 1880 yıllarında
Dessouir tarafından kullanılmıştır. Normal yaşantımızın kenarında,
yanında cereyan eden fakat mevcut müspet bilgilerimizle açıklanamayan
ruhi olaylar ifade edebilmektedir. Parapsikoloji beş duyumuzun dışında
bazı olayları sezebilmek, etkileyebilmek ve geleceğe, geçmişe ait
bazı şeyleri anlamayı kapsayan bir bilim dalı olarak ortaya atılmaktadır.
30 Aralık 1969 yılında
parapsikoloji, Amerikan Bilim Geliştirme Birliği (AAAS)'ne esas üye
olarak resmen kabul edilmiştir. Karar AAAS Meclisi tarafından alınmıştır.
Bu meclis, tıp, mühendislik gibi 300 bilimsel üye birlikleri
delegelerinden teşekkül etmektedir. Daha önce l963, l967, l968 yıllarında
parapsikologların yaptıkları müracaatlar reddedilmişti. Bu degişiklik
parapsikolojiye gelişmiş araştırma metotlarının getirilmesiyle
sağlanmıştır. Schmidt'in imal ettiği elektronik numara jeneratörü
ile yapılan araştırmalar ve Ulman'ın uyku monitörleri ile yaptığı
deneylerin başarıya uluşması sonucu gerçekleşmiştir. ESP'nin
varlığı konusunda yapılan bu deneylerin sonuçları tenkit
edilememektedir. Bu teknolojik cihazlarla yapılan son PSİ araştırmaları
bilim çevrelerince de ciddi olarak kabul edilmiştir. PSİ olayları
laboratuvara sokulmuş, olaylar üzerinde çalışmalar başlamıştır.
Şüphecilerin yegane üzerinde durdukları, aynı olayın aynı şartlar
altında meydana getirilemeyişidir. Yıllarca yapılan tecrübe ve
deneylere rağmen PSİ olaylarını tekrar meydana getiremiyoruz.
Hatta bazen de karşıt sonuçlar meydana gelmektedir. Ancak olayların
tekrar medana getirilmesi, fizik biliminde uygulanan bir metotdur.
Psikoloji ve fizyoloji bilimleri için
yeni kriterler ve metotlar geliştirilmesi daha uygun görülmektedir.
Duyumlar dışı idrak ve PSİ dalgaları
adını verdiğimiz paranormal olaylar:
-Parafizyolojik olaylar
(hipnoz, suni uyku),
-Parapsişik olaylar
(telepati, duru görü), olmak üzere üç grupta toplanabilir.
Parapsikoloji bilimi aşağıdaki PSİ
(psişik, ruhi yetenekleri ve olayları incelemektedir:
-Telepati (Teliepathy): Diğer bir
insanın zihin haline veya düşüncelerine karşı bir uyanıklık ve
alğılamadır.
-Duru görü (Clairvoyance, Telestezi):
Bir olay veya bir şeyin normal duyumlar dışında, uzaktan algılanmasını
sağlayan uyanıklıktır.
-Önceden bilme (Precognition,
Kehanet): Henüz cereyan etmemiş bir olayı görmek ve açıklamaktır.
-Zihnin madde üzerine etkisi
(Telekinezi): Bir insanın fiziki organlarını kullanmadan, diğer
bazı güçlerini kullanarak, maddeler üzerinde etkili olmasıdır.
-Psikometri (Psychometry): Bir insan
veya olay hakkında, geçmişte ve gelecekte olacak veya olmuş şeyler
hakkında cansız bir obje yardımıyla bilgi sahibi olmaktır.
-Radyestezi (Dawsing): Bir anten, çubuk
veya sarkaç ile cisimlerin ve canlıların neşrettikleri dalgaları
algılayarak, yeraltı su kaynakları ve madenlerin keşfedilmesi ve
hastalıkların teşhis edilmesidir.
-Psikotoğraf (Psychophotograph): Hasta
ile fiziki temas olmadan, uzaktan görme kabiliyetiyle tıbbi hastalık
teşhisi yapmaktır.
-Ön teşhis (Paradiagnostic): Hasta
ile fiziki temas olmadan, uzaktan görme kabiliyetiyle tıbbi hastalık
teşhisi yapmaktır.
-Para Medieine: Çağdaş tıbbın açıklayamadığı
değişik yollarla, hastalıkları iyileştirme metodudur.
Zihinle vücut kontrolü : irade dışı
çalışan organların nasıl kontrol altına alınabileceğini öğrenmektir.
Vücut dışı deney (Out of body
experience) OOBE, Astral Projeksiyon: Fiziki vücudun dışında, ruh
veya zihnin, mekan ve zaman içinde seyahatidir.
ESP (DDİ) DUYUMLAR DIŞI İDRAK
(Extra Sensory Perception)
Duyumlar dışında bir algılamanın
mevcudiyeti konusunda, ilk ciddi araştırmalar Dr. Josept Banks Rhine
tarafından başlatılmıştır. Bu konuda daha önce Prof. William
James ve İngiltere'den Dr. Mc. Dougall araştırmalar yapmışlardır.
Dr. Rhine insanın duyumlarını
kullanmadan, dış dünyadan ve diğer insanların zihinlerinden bazı
bilgiler alabileceğine inanıyordu. Bu hislere DDİ "Duyumlar Dışı
Algılama" adını verdi.
Rhine deneyler için kart tahmin, tekniğini
geliştirdi. Bir çok süje üzerinde yaptığı kart tahmin
deneylerini, matematik ihtimal hesaplarıyla karşılaştırıyordu.
Altı yıl süreyle yüz bine yakın deney yaptı. Sonuçları 1934 yılında
ESP adı altında yayınlandı. Rhine'ne araştırmaları, mekanistik
modern bilimin temellerini sarsıyordu. Duke Üniversitesi, ESP
deneyleri için büyük para desteği sağlıyordu. 1935 yılında
Rhine , Duke Üviversitesinde müstakil olarak parapsikoloji
laboratuvarını kurdu. Rhine'in araştırmalarına karşı büyük
bir tenkit kampanyası başlamıştı.
Mc. Gill Üniversitesi Psikologlarından
Prof. E. Kellogg insanlığı refahı için önem taşıyan araştırmaların
başka istikametlere saptırıladığını söylüyordu.
Prof. Rhine'in yürttüğü araştırmalar
devam ediyordu. Ancak Duke Üniversitesi'nce tahsis edilen para çok
azaldı . Başlıca tenkitler Rhine ve arakadaşlarını kullandığı
matematik usullere yöneltiliyordu. Deney usulleri üzerinde de
duruluyordu. Kayıt hataları, bilgi kartları, kartların hatalı karıştırlması
tenkitler arasındaydı. Yapılan tenkitler deneylerin geliştirilmesine
yardımcı oldu. Rhine'in başlangıç deneylerinde metot bakımından
bir çok noksanlıklar olabilirdi. Bu seriden yapılan en önemli
deney "Pearce Pratt" serisi olarak bilinmektedir.
1932 yılında Pratt, Dr. Rhine'in bir
konferasına katıldıktan sonra kendisinin ve ailesinin ruhi güçleri
olduğunu ileri sürdü. Pratt Dr. Rhine ile üniverrsitenin başka
bir odasında açılan kartları tahmin ediyordu. Kartlar çift kopya
olarak zarflar içinde veriliyordu. Sonuç hayret vericiydi. Tahminler
ihtimal hesaplarının çok üstündeydi. Mesafe 250 metreye kadar artırıldı
sonuç aynıydı. Dr. Rhine tahmin için kartlar üzerinde; yıldız,
daire, kare, artı işareti, dalgalı hat olarak beş adet geometrik
şekil kullanıyordu.
İngiltere'de de Prof. Rhine"ın
deneyleri şüpheyle karşılanıyordu. Londra' da Quenn Mary
College'den Prof. SG. Soal l939 yılında ESP konusunda bir seri deney
yaptı. Sonuçlar başarılıydı. Değişik şartlar altında
deneylerini yaparak araştırmaları geliştirdi. Gayretleriyle İngiltere'
de parapsikolojiyi kabul ettirdi. l945 yılında Londra Üniversitesi
Prof. Soal'a Bilim Doktoru unvanını verdi.
Parapsikoloji konusunda bu yıllarda
bir de mecmua çıkıyordu. l943 yılında mart sayısı sayfaları
arasında enteresan bir olayın haberi veriliyordu. Olaya PK (Psiko
Kinesis) adı verildi. Rhine'in bürosuna genç bir kumarbaz gelerek
zar ile deneyler yapabileceğini bildirdi. Genç adam istediği zarı
atabiliyordu. Rhine talebe leri üzerinde de aynı deneylere girişti.
PK olayı mevcuttu. Zihin, maddeyi etkiliyordu. Böylece PK çalışmaları
da ESP'nin yanında yer aldı. Bu iki fenomenin insanın iradi ve
gayri iradi sinir sistemiyle ilgili olduğu kabul ediliyordu. ESP
konusunda ilk çalışmaları başlatan William Mc. Dougall l933 yılında
öldü. Ölmeden önce çalışmalarının kısmi sonuçlarını gördü.
Parapsikolojinin ABD ve dünyada yayılmasına J. B. Rhine'in yenilmez
iradesi ve araştırma arzusu sebep olmuştur. 25 deneyde beş isabet
matematik ihtimal hesabına girmektedir. Beşin üzerinde elde edilen
doğru tahminler ESP kabul edilmektedir.
Rhine'ın bazı süjelerle elde ettiği
sonuçlar aşağıya çıkarılmıştır.
Rhine ve Soal'in yaptığı deneyler
l933 yılında ABD'de kimyağer Dr. George R. Price'in ortaya koyduğu
tenkitlerle, duyumlar dışı algılamaya inanış büyük bir sarsıntı
geçirdi. Dr. Price şöyle diyordu: "Rehine ve takipçileri gerçekleştirdikleri
deneyleri karşılıklı hipnoz halinde başarmışlardır. İstatistik
ve kabul hataları yapılmıştır.
Bu deneyler, bilim dünyasını bir
tercihle karşı karşıya bırakmıştır. ESP mevcutsa mekanistik
modern bilim yanlıştır. Yahut bu ESP deneylerini yapanlar
namuslu insanlar değildirler."
l960 yıllarında Parapsikoloji Price
Hansel Okulu'nun tenkitleri ve yetenekli deneklerin bulunamaması
sonucu kötü deneklerin bulunması sonucu kötü günler geçirmiştir.
l965 yılında Rhine emekli yaşına geldi. Duke Üniversitesi de
parapsikoloji laboratuvarını desteklemekten vazgeçti. Ancak dünyanın
çeşitli bölgelerinde münferit deneyler yapılıyordu. Prof. Hansel,
ESP hakkında yazdığı kitapta şöyle diyordu: "ESP yoksa genç
bilim adamlarının enerjileri daha faydalı sahalara çevrilmelidir."
Bu arada Hava Kuvvetleri (ll) laboratuvarlarında Amerika'da Veritac
adı verilen otomatik bir makineyle deneyler yapılmıştır. Veritac
otomatik bir makinedir. Rastgele kart atışları yapmakta denekler de
bu kartları tahmin etmektedirler. Makine isabet eden sonuçları da
kaydetmektedir. Bu makineyle yapılan deneyler ESP'nin mevcudiyetini
teyit ediyordu. Bu makineyle insanın yapacağı hata ve hile
ihtimalleri ortadan kalkıyordu.
İngiltere'de de Gn. Tyrreli bir cins
makineyle başarılı ESP deneyleri yapmıştır. IBM hesap
makineleriyle de bazı deneyler yapılmıştır.
l970 yıllarında geliştirilmiş yeni
metotlarla yapılan deneylerle parapsikoloji yeniden doğuyordu. Uzay
çağının başlamasıyla elektronik endüstrisinde bir patlama olmuştur.
Entegre devrelerle, silikon levhaları üzerine milimetrik işlemlerle
kompleks devreler meydana getirilmiştir. Böylece çok küçük
hacimlere sığan ESP makineleri yapılmıştır.
İlk ESP makinesini Boing Araştırma
Laboratuvarları'nda Dr. Helmut Schmidt meydana getirmiştir. Bu
maksat için Strontium 90 kullanılmıştır. Modern fiziğe göre
atomik çekirdeğin radyoaktif çözülmesi tamamen tesadüflere bağlıydı.
Bu nedenle matematik hesaplarla bilinmesi mümkün değildi. Strontium
90 atomu çözülmede yüksek hızla elektron fırlattığı zaman
Geiger-Müller tüpüyle kaydedilebiliyordu. Bu elektronlar tamamen
tesadüflere bağlı aralıklarla yayılıyordu. İşte bu elektronlar
Schmidt makinesi tahminleri için esas alınmıştır. Makine çalıştırılınca
içindeki sayaçta l, 2, 3, 4, rakamları görülmektedir. Her durumun
tekrar meydana gelmesi için ihtimal, saniyede milyonda birdir. Denek
panelin önünde dört renkli lamba mevcuttur. Her lambaya komuta eden
bir anahtar bulunur. Düğmeye basıldığı süre bir şey görülmez.
Geiger Müller tüpüne gelen elektronla o anda hangi durumda ise
Modulo-4 sayacını durdurur. Bu esnada çeşitli geçitler açılır
ve panel üzerindeki ilgili lamba yanar. Eğer denek doğru olarak
tahmini yapmışsa o lamba yanar ve cihaz otomatik olarak bu tahmini
kaydeder. Aynı şekilde başarısız deney de kayıt edilir. Ayrıca
bir kart delinmek suretiyle dışarıda da kayıt yapılmış olur.
Makine üzerinde sayacı değiştirme ihtimali yoktur. Bu suretle hile
ve yanılma ihtimalleri ortadan kaldırılmıştır.
Schmidt makinesi parapsikoloji
deneylerinde kullanılan en gelişmiş bir cihazdır.Schmidt bu
makineyle birçok deneyler yaptı. Bir kısmı şans hudutlarını aşıyordu.
Bir fizikçi olan Dr. DW. ile yaptığı çalışmalar çok başarılı
oldu. DW. 7.600 denemede 2.065'lik bir isabet sağlamıştı. Bu
şansa bağlı olan ihtimalden l65 daha fazla idi. Schmidt yeni süjeler
aradı. Scattle de bir grup psikabiliyetli spirütüalist arasında
deneyler yaptı. Şansa karşı başarılı sonuçlar aldı.
Schmidt'in ikinci deneyi: (l2)
DENEK HEDEF
DENEME ADEDİ ŞANS SAPMASI
YAKLAŞIK ODS.
OC
Yüksek 5.000
+ 66
30'a l
Yüksek 5.672
+ l03
6.200'e l
JB
Alçak
4.328
- l26
l20.000'e l
SC
Alçak
5.000
- 86
200'e l
Bu yapılan deneylerde iki ihtimal
ortaya çıkmaktadır. Süje yalnız tahmin yapıyorsa bu önceden
bilmektir. Eğer makineyi etkileyerek istediği lambanın yanmasını
sağlıyorsa PK, zihnin madde üzerindeki etkisi ortaya çıkmaktadır.
PK testleri için Schmidt makinesini değiştirerek
daha basit yalnız iki çıkışlı bir cihaz meydana getirmiştir.
Bir daire içine yerleştirilmiş dokuz lamba gözle görülür bir
panele bağlanmıştır. Schmidt bu yeni cihazla da yaptığı
deneylerde ESP ve PK'nın mevcudiyetini ortaya çıkarmış oluyordu.
Ancak şüphe edenler, Schmidt'in bütün deneylerinin hatalı olduğunu
ileri sürerek İPS realitesini kabul etmekten kaçınabileceklerdi.
Başka bilim adamları da Schmidt
makineleriyle deneyler yaparak müspet sonuçlara ulaştılar.
l969-l970 yıllarında Kuzey Karolina Parapsikoloji Enstitüsü'nden
Erlengur Haraldsson çeşitli kaynaklardan temin ettiği 74 denek arasından
en başarılı l2 tanesini seçti. Bunlarla yaptığı testlerde
2.000'de 1'lik bir sonuca ulaştı. l969 yılında, Boig
Laboratuvarı'na taşınmış, insanlar ve hayvanlar üzerinde çeşitli
başarılı deneyler yapmaktadır.
RÜYA TEST ÇALIŞMALARI
New York Maimonid Tıbbi Merkezi'nde de
parapsikoloji ile ilgili diğer bir seri deney, modern cihazlarla yapılıyordu.
Çalışmalar l960 yılında Dr. Montague Uliman tarafından başlatılmıştı.
Bir uyku monitörü tekniği kullanılarak telepatik rüyaların
meydana getirilmesi incelenecekti. Laboratuvar kurmanın pahalı olması
nedeniyle parapsikoloji tesisi başkanı çalışmalarda Mrs. Eileen
Garrett'ten yardım istedi. Garrett hayatında birçok ruhi olay yaşamıştı.
Konu bilimsel olarak incelendikten sonra yer ve teçhizat temin
edildi.
Garrett kendisi de denek olarak çalıştı.
İki yıllık bir çalışmadan sonra Uliman tam teşkilatlı bir rüya
laboratuvarının kurulmasına karar verdi. Menninger vakfından temin
ettiği para yardımıyla projeyi Maimonid Hastanesi'ne taşıdı.
Hastanenin akıl hastalıkları direktörü oldu. Modern rüya
laboratuvarları çalışmalar l950 yıllarında Şikago Üniversitesi'nden
Dr. Kleitman tarafından başlatılmıştı. Bu deneyler esnasında
denek rüya gördügü sırada, beyin dalgaları açık olarak EEG İile
kaydedilebiliyordu. Rüya gören insanda göz kürelerinde hafif
titremelerin meydana geldiği de tespit edilmişti. Rüyasız uykuda
bu titremeler meydana gelmiyordu. Bu olaya REM (süratli göz küresi
titremesi) adı verildi. Bu titremeler elektriki olarak bir cihaz yardımıyla
tespit edilebiliyordu. Bu buluşla rüya psikolojisinde ileri bir adım
atılmış oluyordu.
Yapılan deneylerde, uyuyan bir insanın
rüya görmeye başladığı an, tespit edilebiliyor, rüya bittiği
anda uyandırılarak gördüğü rüyayı anlatması isteniyordu. Bu
şekilde banda kaydedilerek yapılan çalışmalarda, rüyanın birçok
sırları çözüldü. Uyku esnasında rüya görme zamanının %25
olduğu tespit edildi. Normal bir insan gecede vasati dört rüya görüyordu.
İnsan ilk rüyayı uyuduktan bir saat sonra görmeye başlıyordu. Rüyanın
süresi de l5 dakikaydı.
REM deneyleri esnasıda denek rüya görürken
uyandırılırsa gördüklerini hatırlamaktadır. Eğer rüya görme
bittikten bir süre sonra uyandırılırsa hiçbir şey hatırlamamaktadır.
Ullman Rüya Laboratuvarlaı'nda tipik telepati alıcı olarak çalışacak
denek, EEG ve REM cihazına bağlanmaktadır. Bu alıcı denek
uyuyarak rüya görmeye başladığı anda, diğer bir odaya yerleştirilen
verici denek, rastgele seçilmiş resimler üzerine teksif olarak göndermeye
başlıyordu. Her uyku devresi sonunda uyandırılan alıcı, deneğin
rüyada gördüklerini teybe kaydediyordu. Deney sonunda değerlendirilen
resimlerin rüya halinde şansın üzerinde bir doğrulukta ortaya çıktı.
Aynı deney l964 yılında Dr. Şol Feldstein ve Miss Joyce Plosky
tarafından da yapılmış başarılı sonuçlar alınmıştır.
His bombardıman tekniği adı verilen
diğer bir deney de Dr. Re Masters ve Dr. Jean Houston tarafından değişik
şuur hallerini incelemek için yapılmıştır. Meydana gelen trans
hali, hipnotik uyku, astral seyahat gibi meditasyon metotlarıyla
meydana getirilen şuur haline benziyordu. Denek audio-visual bir çevreye
yerleştirilerek, 2,5 metre büyüklüğünde kavisli bir perdeye
slaytlarla çevresini kapayacak şekilde hayaller aksettiriliyordu.
Bir çeşit stereo hoporlörden ses de kulakları bombardıman
ediyordu. Bu müşterek ses ve hayal etkisi bir süre sonra deneği
ASC (Altered State Consiousnous) değişik bir şuur haline sokuyordu.
Bu hal içinde süje derin heyecan halleri yaşar. Bazıları da derin
mistik bir uyanıklık haline geçer. Maimonid'den Dr. Stanley
Krippner, süjenin telepatik kabiliyetini artırmak için bu sistemen
etkili olduğunu açıklamıştır.
Moden parapsikololoji artık ESP
olayları EEG, kompütür, tesadüfi rakam jeneratörleri ve uyku
monitörleriyle deneylere tabi tutulmaktadır. Çok değişik şartlar
altında yapılan deneyler PSİ varlığını ortaya koymuştur. Müspet
istatistiki sonuçlar çalışmaların geliştirilmesine yol açmıştır.
Bazı insanların olayları, meydana gelmeden önce
sezinledikleri ortaya çıkmıştır. Bunlar EP olaylarıdır. Bazıları
da zihinleriyle maddeye etkileyerek olayları isteklerine göre
meydana getirebilmektedirler. Bunlar da PK olaylarıdır. Bu değişik
tesirli olaylar belki de kaynağında birdir. Bizim henüz
mevcudiyetini bilmediğimiz bir mekan ve zaman içinde gerçekleşmektedir.
Gelecek yıllar içinde daha gelişmiş metot ve teknikler bulunarak
ESP'nin mevcudiyeti şüphe edenlere kanıtlanacaktır.
Günümüzde ABD'de Düke Üniversitesi, New York Maimonki Tıp
Merkezi, İngiltere'de Londra Üniversitesi, Hollanda'da Utrecht ve
Batı Almanya'da Freburg Üniversiteleri başlıca parapsikoloji ile uğraşan
merkezlerdir.
SSCB'DE PARAPSİKOLOJİ ÇALIŞMALARI
SSCB'de Prof. Vassiliyev'in l930 yıllarında
yaptığı araştırmalar ilgi çekicidir. Buluşları, Zihni Telkin
Tecrübeleri adı altında ancak l962 yılında Stalin devrinin
kapanmasından sonra yayınlanabilmiştir. Vassiliyev araştırmalarını
telepati yoluyla düşüncelerin beyinler arasındaki nakli sahasına
yöneltmiştir. Fizyolog l. F. Tomasevski ve psikiyatris A. V.
Dubroski çalışmalarında yardımca oluyorlardı. Bu maksat için
yetenekli iki süje buldular. Ruhen hasta olan İvanovna ve Fedorova,
Dr. Dubroski'nin tedavisi altında idiler. Yaşları yirmi beşti. İvanova
deney odasında beyin dalgaları, cilt direnci ve diğer biyolojik
fonksiyonları ölçülecek şekilde aletlere bağlanıyordu. İvanova'ya
telkin yapılmaya başlanınca hipnoza giriyordu. Cihazlar da bunu
kaydediyordu. İki kadın önceleri ayrı ayrı odalarda daha sonra da
uzak mesafelerde transa sokuldular. Beyin yoluyla birbirlerine gönderdikleri
mesajler kaydediliyordu. Beyin dalgalarında şiddetli değişiklikler
meydana geliyordu. Faraday kafesi içinde aynı deneyler yapıldı.
Telepatik neşriyat devam ediyordu. Bu dalgalar elektromanyetik
dalgaların özelliğine sahip değildi.
Vassilyev telepatik yayının radyasyon
olup olmadığını da araştırmıştır. Tomasevski kurşundan bir
tabut içine yerleştirilerek deneylere devam edilmiştir. Fedorova,
Tomasevski'nin verdiği kısa bir zihni telkinle uyku haline girmiştir.
Telepatik zihni dalgalar kurşun levhalardan da geçiyordu. Vassilyev
ruhi olayları mekanistik görüşe bağlayamayınca endişeye kapıldı.
Çünkü buluşları rejime karşıydı. Başlangıçta süjelerin karşılıklı
transa girmeleri şartlı refleks olarak düşünüldü. Deneyler değişik
süjeler üzerinde de yapıldı. Netice katiydi. Deneklerde şuur kaybı
oluyor, transa giriyorlardı. Prof. Vassilyev mesafeyi uzatarak da
deneyler yaptı. Tomasevski'yi Sivastapol'a gönderdi. Arada 1.500
kilometre mesafe vardı.
Tomasevaki kararlaştırılan saatte
konsantrasyona geçti. O anda Dubroski ile konuşmakta olan İvanova
uyuyarak trans halindeyken soru sorulup cevap da alınıyordu. Süjeler
arasında mükemmel bir haberleşme kanalı mevcuttu. Kendile rine
sorulunca bu hali telefona benzetiyorlardı. Bazen de iplere bağlı
birer kukla gibi hareket ettiklerini söylüyorlardı.
Prof. Vassilyev uyuşturucu ilaçlarla
da deneyler yapmıştır. Meskalin verdiği bir kızla başarılı
duru görü deneylerine ulaşmıştır. Sekiz adet kutu içine
pamuklara sarılı cisimler yerleştirerek bunların ne olduğunu
sormuştur. Üzerinde Moskova Merkez Postanesi'nin bulunduğu resimli
bir pulu "bu koca taştan binayı bu kutu içine nasıl
soktunuz" diye cevaplandırmıştır. Denek kız, beş kutu içindeki
cisimleri bilmeyi başarmlıştır.
Dr. Vassilyev l960 yılında yapılan
bir bilimsel toplantıda şöyle demiştir. "ABD Deniz Kuvvetleri
nükleer denizaltılarda haberleşme için ESP deneyleri yaptılar.
Bizim ortaya attığımız bilim üzerinde 25 yıldır inandırıcı
deneyler yapıldı. Peşin hükümlerden kurtulup çok önemli olan bu
sahada çalışmalara girmeliyiz. ESP yoluyla elde edilecek enerji ve
güçlerin keşfi nükleer enerji kadar önemli olacaktır."
Bir yıl sonra da Leningrad'da
Vassilyev yönetiminde üniversitede parapsikoloji laboratuvarları
kuruldu. SSCB'de l970 yılı başlarında 20 'den fazla ESP sahasında
çalışan laboratuvar mevcuttu. Genç bilim adamlarından Prof.
Edward Maumov biyologtur ve parapsikoloji sahasında çalışmaktadır.
SSCB'de bugün geniş çapta parapsikolojik araştırmalar yürütülmektedir.
Bilhassa Nikolayev Yuri Kaminski çifti üzerinde başarılı deneyler
yapılmaktadır.
Novosibirsk ile Moskova arasında 3.000
km. uzaklıkta Sovyet Bilim Akademisi tarafından aşağıdaki
deneyler gerçekleştirilmiştir: Deneyleri Dr. Kogan yönetmiştir.
Moskova' da Yuri Kaminski elektrikle tecrit edilmiş bir odaya bilim
adamları nezaretinde yerleştirilmiş kayıt cihazlarına bağlamıştır.
Kamiski biyofizikçidir. Krat Nikolayev
de Sibirya'da Novosibirsk'te bir otelde bilim adamları nezaretinde
deneye hazırlanmıştır.
Kaminski'ye evvela halkalı parlak bir
yay verilmiştir. Kamisnski bir süre gevşedikten sonra cisme ve
Nikolayev'e karşı kendini teksif etmiştir. Nikolayev aldığı
telepatik mesajları şöyle bildirmiştir. "Parmakları görünmeyen
bir şeyi tutuyor. Dairevi, madeni, parlak, bir bobinebenziyor."
İkinci cisim de siyah saplı bir tornavidaydı. Onu da kşöyle algılamıştır:
"Uzun ince, madeni, plastik. Siyah plastik," Kaminski müteakiben
zener kartlarıyla göndermeye geçmiştir. Nikolayev 20 karttan l2
tanesini başarıyla bilmiştir. Bu ihtimal hesaplarına giren 25'te
5'in çok üstünde bir sonuçtu. Dr. L. Kogan şöyle demektedir:
"Yapılan tecrübelerin sonuçları göstermiştir ki, sırrını
henüz bilemememize rağmen, parapsikoloji bir bilim dalı olarak
ortaya çıkmıştır."
Bir tiyatro aktristi olan Nikolayev de,
kendisinin doğuştan güçlü bir insan olmadığını telepatik
yeteneğini uzun çalışma ve egzersizlerle elde ettiğini, herkeste
mevcut olan bu yetenkleri geliştirebileceğini açıklamıştır.
SSCB'de l965 yılında Popov grubu geniş
bir programla çalışmalara girişmiştir. Bu grubun başkanı Dr.
Kogan ve yardımcısı Edward Naumov idi. l967 yılında Leningrad Üniversitesi
ile Moskova arasında değişik bir deney gerçekleştirildi. Karl
Nikolayev EEG ve diğer cihazlara bağlanmış olarak Leningrad Üniversitesi'nde
bir odaya konuldu. Yarım saatlik bir gevşemeden sonra tecrübeye başlandı.
Kaminski Moskova'dan telepatik mesajları göndermeye başladığı
zaman Nikolayev'in bağlı olduğu EEG'deki A ritmi halinde yayılmakta
olan beyin dalgalarının aniden değiştiği görüldü. Bu suretle
kağıt şerit üzerine çizilen grafik, Nikolayev'in beynine ulaşan
mesajlardı. Telepati olayı bu deneyle bilimsel olarak kanıtlanmış
oluyordu.
Karl Nikolayev, Yuri Kaminski çifti üzerinde
Leningrad Üniversitesi'nde yapılan diğer bir deneyde de başarı
elde edilmişti. Kaminski bir odada oturuyordu. Dürbüne benzer bir
cihaza bakıyordu. Cihazın içinde belirli frekansta titreşen farklı
aralıklarla yanıp sönen bir ışık görülüyordu. Bu ışık flaşları
deneğin beyin dalgaları üzerinde karakteristik degişimler meydana
getiriyordu. Aynı anda Kaminski Nikolayev'i tahayyül ediyordu. Gönderme
esnasında başka bir odada oturmakta olan Nikolayev telepatik mesaj
aldığını bildiriyordu. Başına elektrotlarla bağlı EEG'de de
ışık çakışları sıçramalarla görülüyordu.
Bioinformasyon konusunda Sovyetlerin
yaptıklarını öğrendiğimiz bir deney de nükleer denizaltı ile
kara arasında cereyan etmiştir. Denizaltıya yavru tavşanlar yerleştirilmiştir.
Merkezde de ana tavşanın başına EEG elektrotları bağlanmıştır.
Denizaltı uzaklaşıp dalışa geçtikten sonra yavru tavşanlar
belirli aralıklarla öldürülmüştür. Her yavrunun öldürülmesinde
ana tavşanın beyin dalgalarında tepkiler kaydedilmiştir. Bilindiği
gibi elektromanyetik dalgalar su içinde yayılmamaktadır. Bu deneyle
canlılar arasında mahiyeti bilinmeyen, haberleşmenin yayıldığı
bir vasatın mevcudiyeti kanıtlanmış oluyordu.
SSCB parapsikologu Naumov, ESP
konusunda görüşlerini şöyle açıklamaktadır:
"Biz insan düzeyinde şuur dışı
gerçekleşen bir haberleşme sistemini bulmak üzereyiz. İnsan
normal şuuru dışında başka bir insanı etkileyebilir mi? Bu
telesomatik akımların yayılmasına neden olan şartlar nelerdir? Bu
telesomatik akımlar belirsiz bir boyutun bilinmezliği içindedir.
İşte bu bilinmeyen enerji üzerinde yapılacak çalışmalar sonucu
elde edilecek buluşlar beşeri münasebetleri mükemmel bir ahenk içine
sokabilecekter."
SONUÇ
ABD New York Times Gazetesi'nin l6
Temmuz l977 sayısında şöyle bir haber yayınlanıyordu:
"ABD insanlığın esir
edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor. "
l978 yılında Walter Boward adındaki
Arizonalı gazeteci yazar, Operation Mind Control (Zihin Kontrol
Harekatı) adında yayınladığı kitabında şunları anlatmaktadır:
"CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla
yapılan deneyler ABD hükümetinin uyguladığı çok gizli
zihin kontrol projesinin yalnızca bir kısmıdır. Bu deneyler
binlerce kişi üzerinde 35 yıl devam etmiştir. Bu araştırmalar;
hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması,
ultrasonik, mikrodalgalar, alçak ses frekanslarıyla davranışların
etkilenmesi ve davranış değişiklikleri terapisidir.
CIA psikolojik silah stoklarını, psişik
silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır.
Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür.
Bu harf görünmez, muharebe sahası insan zihinleridir.
Parapsikolojik silahları devletler
vatandaşlarını kendi ideolojik ve politik sistemleri içinde tutmak
için veya diğer ülke insanlarının zihinlerini etkileyerek değiştirmek
ve kendi gayelerine uygun yönlendirmek maksadıyla kullanacaklardır.>
Yazar Walter Boward kitabında şunları
söylemektir:
"En büyük hayret edilecek şey,
milli güvenlik etiketi altında Crytocrasy (Bürokrasinin gizli planı)
zihinlerin kontrolünü araştırmaktadır."
Yazar Boward zihin kontrolü için
uygulanan MKUTRA projesi hakkında da şöyle demektedir:
"Senato istihbarat komitesine;
Amiral Turner, CIA uyuşturucu ilaç deneylerini durdurdu demiştir.
Sorulmadı ve kendisi de gönüllü olarak yeni zihin kontrol
projelerinden bahsetmedi. Turner zihin kontrol harekatının
durdurulduğunu söylemedi, yalnızca deneyler durduruldu dedi."
Doğu ve Batı Bloku ülkelerinde insan
zihninin kontrolü için ciddi araştırmalara girildiği anlaşılmaktadır.
Günümüzde insan zihinlerine çeşitli tip araçlarla (gazete,
kitap radyo ve televizyon) uluşma imkanları artmıştır. İnsan
denilen biyolojik varlık çok kolay bir şekilde
programlanabilmektedir. Beyin yıkama metotlarıyla şartlandırımış
robot katiller kolayca öldürülebilmektedirler.
Okult (batıni, gizli) bir bilgi olan
teknomaji (teknik büyü) 'nin sırları son 300 yıl içinde insanlar
tarafından çözülmüştür. Teknoloji adı altında uygulanarak doğaya
hakimiyet sağlanmıştır. Bu bilgiler korkunç silahları da
beraberinde getirmiştir. Teknokrat bilim adamı, askerlerden oluşan
bir grup bu güçlerin kontrolünü elinde bulundurmaktadır.
XX. yüzyılın son 25 yılı içinde
parapsikoloji ve psikotronik gibi adlar altında psikomaji
(ruhsal büyü) 'nin uygulama alanına konduğu yıllar olacaktır. Bu
majinin hedefi insan zihinlerini kontrolüdür. Geleceğin insanının
kaderini psikologlar, psikiyatristler, nörologlar, nörobiyologlar,
biyokimyacılar, kuantum fizikçileri çizecektir.
Türkiye l977'li yıllar içinde
parapsikolojinin harp şeklinde uyguladığı ve bunun
korkunç kabusunun yaşandığı bir ülke olmuştur. Bu görünmez
harbin gelecek yıllarda da devam edecektir. Yalnızca fiziki
tedbirlerle önlenmesi mümkün görülmemektedir. Alınacak
tedbirleri öğrenmek için en kısa zamanda parapsikolojik çalışmalara
girmek mecburiyetindeyiz. Ancak geniş ve sürekli bir araştırma içinde
bu harbin silahlarını tanıyarak gerekli savunma önlemlerini
alabiliriz. "
(Em.Kur.Alb.
Baha Kadıoğlu Silahlı Kuvvetler Dergisi.)