|
Müzikle tedavi yani insanın ruhsal ve bedensel sorunlarına
müzikle çözüm bulma yöntemleri yeni kullanılan bir tedavi
biçimi değil. Yaklaşık 2500 yıldır bu yöntem Anadolu’da
uygulanıyor. Başta Yunan medeniyetinde olmak üzere
Anadolu’da kurulan çeşitli medeniyetlerin müzikle tedavi
yöntemini uyguladıkları bilinmekte. Müziği her türlü erdemin
kaynağı sayan Yunanlılar, müziği ruhun eğitimi ve
arınmasında kullanırlarmış. Eski Yunan mitolojisinde Apollon,
lir çalarak insanların sıkıntılarını giderir ve onlara neşe
verirmiş. Yunan filozof Sokrates’in öğrencisi Platon
(Eflatun) da M.Ö. 400’lü yıllarda, müziğin ahenk ve ritim
ile ruhun derinliklerine etki ederek, kişiye bir hoşgörü ve
rahatlık verdiğini belirtir. Yine Platon, şarkıyı
iyileştirici özelliği olan bir çare olarak kabul etmekle
birlikte, şarkı olmaksızın hastaya uygulanan reçetelerin
etkisiz olacağını da ekler. Tıbbın babası sayılan
Hipocrates’in de 2400 yıl önce, bazı hastaları ilahi
dinlemeleri için tapınaklara götürdüğü rivayet edilir.
Özellikle hastaların kendine güveninin gelmesinde, sosyal
ilişkilerinin gelişmesinde olumlu sonuçları hekimler
tarafından da kabul edilen müzikle tedavinin Anadolu’da
başlıca merkezleri vardır. Anadolu’da kurulan medeniyetler
içerisinde müzikle tedavi yöntemini en fazla uygulayan
medeniyetler Selçuklu ve Osmanlı’dır. Ancak müzikle tedavi
yöntemi Osmanlılar döneminde zirveye ulaşır. Başta Edirne
olmak üzere Kayseri, Sivas, Amasya, Manisa ve Bursa’da
tedavi yöntemleri kurulur. Sultan II. Bayezid’in, Edirne’de
1488 yılında yaptırdığı darüşşifada hastalara su sesi ve
müzikle tedavi yapılmasını emrettiği bilinir. Bu konuda ünlü
seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde ‘ruh hastalarının
burada müzikle nasıl tedavi edildiklerini’ yazar. Evliya
Çelebi’nin anlattığına göre; “Müziğin insan ruhu üzerindeki
olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip
darüşşifanın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik
makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp ya da
yavaşladığına bakıyor, yararlandıkları uygun melodiyi
belirliyor ve ondan sonra tedaviye başlıyor.” Yine Çelebi,
aynı eserde hafıza ve hatırları güçlendirmede isfehan; aşırı
hareketli, heyecanlı hastaları sakinleştirmede rehavi;
sıkıntılı, karamsar durgun ve neşesiz hastalara da kuçi
makamının iyi geldiğini belirtir.
HANGİ
MAKAM HANGİ HASTALIĞA İYİ GELİYOR?
1) RAST MAKAMI: Kemik ve beyne etkili. Fazla uyumayı
engeller. Nabzın yükselmesine yardımcı olur. Özellikle çocuk
bünyesinde nem hakim olduğu için; bu nedenle oluşan
dengesizlikleri düzeltir. Akıl hastalıklarına iyidir.
2) IRAK MAKAMI: Kuşluk ve ikindi vakti etkilidir. Menenjit,
beyin ve akıl hastalıklarına faydalıdır. Omuz, kol ve ellere
etkilidir. Başın üst tarafına etkisi belirtilmektedir.
Lezzet verir, düşünme ve kavrama konusunda etkilidir. Korku
gidericidir. Saldırganlığı önleyici ve nevrotik hastaları
tedavi edici etkisi vardır.
3) ISFAHAN MAKAMI: Ateşli hastalıklardan vücudu koruyucu
özelliği vardır. Ense, boyun, omuzlar ve sol dirsek için
etkilidir. Güven hissi, uyum sağlama, hareket yeteneği,
zihin açıklığı, gönül yenileme, düzgünlük verme, zekayı açma
ve hatıraları tazeleme özelliği vardır.
4) ZİREFKEND MAKAMI: Sırt, mafsal ağrılarına ve kulunca
faydalıdır. Beyinle ilgili ağız çarpılmasına, kalp, ciğer,
göğüs, kalça ve sağ omuza etkilidir.
5) BÜZÜRK MAKAMI: Kulunç ve beyin hasarı ile ortaya çıkan
şiddetli hastalıklara yararlıdır. Güç kazandırır. Boyun,
boğaz, göğüs, ciğer kalp ve yan böğür (basen) için
etkilidir.
6) ZENGULE MAKAMI: Kalça eklemleri ve bacak içleri ile
ilgisi bulunur. Kalp hastalıklarına, menenjit ve beyin
hastalıklarına etkilidir. Beyin hastalıkları ve ruh
hastalıklarının tedavisi için mide ve karaciğer ateşini yok
eder. XIII. asırdan önce hicaz makamından ayrılarak
oluşmuştur. Hayal ve sırlar telkin eder, uyku verir, masal
duygusu verir.
7) REHAVİ MAKAMI: Sağ omuz, baş ağrıları, burun kanamaları,
ağız çarpıklığı ve balgamdan gelen hastalıklara, akıl
hastalarına faydalıdır. Doğuma yardımcı olur. Göğüs, mide ve
yan böğür için faydalıdır.
8) HÜSEYNİ MAKAMI: Güzellik, iyilik, sessizlik, rahatlık
verir ve ferahlatıcı özelliği vardır. Karaciğer ve kalbin
iltihabını söndürür. Mide hararetini giderici özelliği
vardır. Ateşli nöbetlerin giderilmesinde faydalıdır. Sol
omuza etkilidir. Sıtma hastalığına iyidir.
9) HİCAZ MAKAMI: Kemiklere, beyne ve çocuk hastalıklarına
tedavi edici etkisi vardır. Üro–genital sisteme ve
böbreklere etki gücü fazladır. Alçakgönüllülük duygusu
verir. Düşük nabız atımını yükseltir ve göğüs bölgesi diğer
önemli etki alanıdır.
10) NİHAVEND MAKAMI: Kan dolaşımı, karın bölgesi, kalça,
uyluk ve bacak bölgelerine etkilidir. Kulunç, bel ağrısı ve
tansiyon rahatsızlıklarına faydalıdır.
11) NEVA MAKAMI: Göğsün sağ tarafına, böbreklere, omurilik,
kalça ve uyluk bölgelerine etkisi vardır. Üzüntüyü giderir
ve lezzet verir. Gönül okşayan makam adıyla bilinir.
12) UŞŞAK MAKAMI: Kalp, ayak rahatsızlıkları ile nikriz
(damla) ağrılarına faydalıdır. Gülme, sevinç, kuvvet ve
kahramanlık duyguları verir. Çocukları etkileyen yellerde ve
erkeklerdeki ayak ağrılarına faydalıdır.
13) ACEMAŞİRAN MAKAMI: Kemiklere ve beyne etkilidir.
Yaratıcılık duygusu ve ilham verir. Durgun düşünce ve
duyguları canlandırır. Hanımlarda doğumu kolaylaştırır. Anne
karnındaki çocuğun yanlış duruşlarının düzelmesine yardım
eder. Ağrı giderici ve spazm çözücü özelliği vardır.
14) SEGAH MAKAMI: Şişmanlık, uykusuzluk, yüksek nabız, kalp,
ciğer ve kas rahatsızlıklarına faydalıdır. Beyin nöronlarına
etkisi vardır. Mistik duygular oluşturur.
15) PENTATONİK MELODİLER: Pentatonik müzik, Asya kökenli
Türk musıkîsinin en önemli ve karakteristik özelliğidir.
Kendine güven ve kararlılık verir, rahatlık sağlar.
Çocuklara, 9–10 yaşına kadar sadece pentatonik müzik
dinletilmesi öneriliyor. |