Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

PSİKOLOJi

Çelişik (Parodoksik) Niyet

"Hıçkırmaya devam etmeye çalışırsanız, hıçkırık ortadan kalkacaktır"


Avusturyalı psikiyatrist Victor E.Frankl günümüzün en önemli isimlerinden biri. "Psikiyatrinin insancıllaştırılması" olarak adlandırılan ekolünün kurucusu olan Frankl özellikle yine kendi geliştirdiği "Logoterapi" yöntemiyle ünlenmiş bir psikiyatristtir. Ülkemizde "İnsanın Anlam Arayışı" ve "Duyulmayan Anlam Çığlığı" adlı iki nefis kitabıyla tanınan Frankl, teorilerini varoluş, sorumluluk, sevgi ve acı gibi kavramlar üzerinde temellendirmiş; insanın her şeyden önce "anlam" sahibi olduğu zaman ruhen ve bedenen sağlıklı olabileceğini öne sürmüştür. Başka bir ifadeyle her türlü sıkıntının temelinde insanın anlam bulamaması, anlam boşluğuna düşmesinin yattığını ileri sürer Frankl...

Burada, Frankl'ın Logoterapi'nin en önemli iki tekniğinden biri olan "Çelişik (Parodoksik) Niyet" hakkında kısa bilgi ve konuyla ilgili olarak, yine onun verdiği, yaşanmış örnekleri bulacaksınız.

Çelişik niyet adı verilen logoterapi tekniği, korkunun, korkulan şeyi yarattığı ve aşırı niyetin, arzulanan şeyi imkansızlaştırdığı gerçeğine dayanmaktadır. (Bir şeyden ne kadar kaçınırsanız o kadar onun etkisinde kalırsınız;  o kaçınmak istediğiniz şeyi ne kadar arzularsanız o kadar da ondan uzaklaşmış olursunuz). Daha açık anlaşılması için basit bir örnek: "Diyelim ki, hıçkırığa yakalandınız. HIÇKIRMAYA DEVAM ETMEYE ÇALIŞIRSANIZ, HIÇKIRIK ORTADAN KALKACAKTIR!"

Çelişik niyet tekniği genellikle saplantılı-zorlanmalı (mesela, uykusuzluk gibi, ya da yaptığınız bir seyde emin olmayarak sürekli aynı şeyi tekrar yapmak gibi -evden çıktığınızda kapıyı kapatıp kapatmadığınızdan emin olmayıp sürekli geri dönüp kapıyı tekrar kilitlemeniz gibi) ve fobik olaylarda (karanlık, kapalı yer, trafiğe çıkma gibi) etkili olmaktadır. Bununla birlikte Frankl bu tekniğin bütün bu tür problemleri yüzde yüz çözen sihirli bir değnek de olmadığını vurgulamaktadır.

Teknik-teorik açıklamaları bir kenara bırakıp, konunun daha iyi anlaşılması için bir kaç yaşantı örneği verelim.

Yaşantı: 1

"Dün bir sınava girmek gerekiyordu ve sınavdan yarım saat önce, kelimenin tam anlamıyla korkudan donup kaldığımı hissettim. Notlarıma baktım, kafamın içi boşalmış gibiydi. Uzun süre çalıştığım konular bana tamamen yabancı geliyordu; bu nedenle paniğe kapıldım: "Hiç bir şey hatırlamıyorum! Sınavı geçemeyeceğim!" Dakikalar ilerledikçe korkumun arttığını, notlarımın daha çok yabancı gözüktüğünü, terlediğimi, notlara her baktığımda korkumun arttığını söylemeye gerek yok! Sınavdan beş dakika önce, bu ruh halimin sınavda da devam etmesi halinde başarısızlığın kesin olduğunu biliyordum; sonra sizin paradoksik niyet teorinizi hatırladım. "Nasıl olsa başarısız olacağım için, başarısız olmak için elimden geleni de yapabilirim!" dedim kendi kendime. "Bu profesöre öylesine kötü bir kağıt vereceğim ki, günlerce kafası karışacak! Kağıdı tam bir laf salatasıyla dolduracağım ve sorulara kesinlikle ilgisiz cevaplar yazacağım! Ona, bir öğrencinin sınavda gerçekten nasıl başarısız olabileceğini göstereceğim! Bu, onun meslek hayatında aldığı en aptalca kağıt olacak!" Bu düşüncelerle oyanalırken sınav saati gelmişti ve ben kahkahalarla gülüyordum. İster inan, ister inanma, her soru bana çok anlamlı gelmişti; rahatlamıştım ve garip gelibilir ama, havam müthişti! A.P.S alarak sınavı geçtim!"

Yaşantı: 2

"Kırk yaşındayım ve en az on yıldır bir nevrozdan muzdaribim. Psikiyatrik yardım aldım, ama aradığım rahatlamayı bulamadım (on sekiz ay terapi gördüm). 1968 yılında verdiğiniz bir konferanstan sonra, birisinin size uçak korkusunu nasıl yeneceğini sorduğunu duydum. Benim de böyle bir fobim olduğu için dikkatle dinledim. "Parodoksik niyet" tekniği sandığım teknikle, ona, uçağın infilak ederek düştüğünü ve kendisini param parça olduğunu hayal etmesini söylediniz! Bir ay kadar sonra 4000 km.lik bir yolu uçmam gerekiyordu ve her zamanki gibi korkuyordum. Ellerim terliyor, kalbim çarpıyordu; o adama verdiğiniz öğüdü hatırladım. Uçağın infilak ettiğini; bulutlardan aşağı doğru süzüldüğümü hayal ettim. Fantezimi bitirmeden, birdenbire, çok sakin olduğumu ve sonuçlandırdığım bazı işleri düşündüğümü farkettim. Fantaziyi bir kaç kere daha denedim ve kendimi yerde bir kan birikintisinin içinde görene kadar devam ettim. Uçak indiğinde sakindim, hatta yeryüzünün kuş bakışı manzarasından zevk almıştım. Eğitimde ve tedavide Freudçu olarak, paradoksik niyetin dokunmadığı bir patolojinin daha derin düzeylerini merak ettiğimi farkettim. Şimdi ise patolojik olanlardan daha derin olan, temelde insanca olan ve paradoksik niyetle ortaya çıkarılabilen terapi kaynaklarının olup olmadığını merak ediyorum."

Yaşantı: 3

"Bir adam gece yatağa girmeden önce ön kapıyı kontrol etme zorlanımından şikayetle toplum ruh sağlığı merkezine gelmişti. İki dakika içinde, ön kapıyı on kere kontrol etmeye zorlandığı noktaya gelmişti. Bundan kurtulmak için kendine telkin verdiğini, ama işe yaramadığını söylüyordu. Ondan, iki dakika içinde kapıyı kaç kere kontrol edebileceğini görmesini, yeni bir rekor kırmaya çalışmasını istedim! ilk  önce aptalca buldu, ama üç gün sonra zorlanım diye bir şey kalmamıştı."

Yaşantı: 4

"İsterik (histeri: organik bir problemi olmadığı halde organik rahatsızlıkların semptomlarının ortaya çıktığı ruhsal takıntı; bazı aşırı örnekleri de vardır: felç olma, görememe gibi)   teşhisi konan kırk sekiz yaşındaki Bayan N., titreme nöbetleri geçiriyordu. Bir fincan kahveyi dökmeden tutamayacak kadar fazla titriyordu. Yazamıyor, kitabı okuyabilecek kadar sabit tutamıyordu. Bir sabah odama geldi; masanın karşı tarafında oturduğu yerde titriyordu. Çevrede başka hasta olmadığı için, paradoksik niyeti gerçekten mizahi bir tarzda kullanmaya karar verdim.

Terapist: Titreme konusunda benimle yarışabilir misiniz Bayan N.?

Hasta: (şoke olmuş durumda): Ne?

T.: Bakalım kim daha hızlı ve daha uzun süre titreyecek?

H.: Siz de mi titremekten şikayetçiniz?

T.: Hayır, böyle bir rahatsızlığım yok, ama istersem titreyebilirim.(Titremeye başladım.)

H.: Ah! Daha hızlı titriyorsunuz. (Hızlanmaya çalışıyor ve gülümsüyor.)

T.: Daha hızlı, Bayan N., hadi, daha hızlı.

H.: Yapamıyorum. (Yorulmaya başlıyor.) Bırakalım. Artık yapamayacağım. (Ayağa kalktı, salona gitti ve kendine bir fincan kahve aldı; ve tek damla dökmeden içti.)

T.: Eğlenceli değil mi?

Daha sonra, ne zaman onu titrerken görsem, "Hadi Bayan N., gel yarışalım", diye takılıyordum, o da "Tamam. İşe yaradığı kesin", diye karşılık veriyordu."

 

KAPAK PSiKOLOJi