Hollywood tarihinde tanıtım açısından en başarılı sinemacı olan Steven
Spielberg 18 Aralık 1947'de Cincinnati, Ohio'da doğdu. Her zaman büyük
bir sinema hayranı olan yönetmen, henüz çocukken kısa filmlerini çekmeye
başladı, daha sonra da California Eyalet Üniversitesi'nde okurken
1969'da kısa filmi "Amblin'" ile dikkat çekti. İlk başarısını
televizyonda elde etti; Rod Serling'in "Night Gallery"sinin pilot çekimi
için Joan Crawford'u yönetti ve "Columbo" ve "Marcus Welby, M.D."nin
bazı bölümlerini yönetti. Spielberg'in ilk uzun metrajlı çalışması
Dennis Weaver"ın başrolde olduğu "Duel" idi ve film televizyon için
yapılmış en iyi filmlerden biri olarak kabul gördü. Küçük ekranda o
kadar büyük bir başarı gösterdi ki daha sonra Avrupa'da sinemalara
dağıtıldı ve gişelerde büyük kazanç sağladı.
"The Sugarland Express" (1974) ile Spielberg sürekli olmak üzere sinema
filmlerine terfi etti ve bu filmden sonra "Jaws"ı yapmaya başladı ve bu
film onun bir yıldız olarak ününü pekiştirdi. 1975'in en başarılı filmi,
insan yiyen koca bir köpekbalığının hikayesi o dönemde yaz aylarının en
çok para getiren filmi oldu ve iki sene sonra arkadaşı George Lucas'ın
"Star Wars"ı ile sona erecek olan geniş bütçeli filmlere doğru eğilimin
başlangıcı oldu. Spielberg "Close Encounters of the Third Kind" (1977)
ile devam etti ve uzaylılarla olan iletişimi özel efektlerle anlatan bu
film de çok büyük başarı elde etti.
1979'daki savaş komedisi "1941" ile Spielberg ilk yanlış adımını atmış
oldu çünkü film gişelerde büyük bir başarısızlı sergiledi. Ancak 1980'de
bir önceki senenin seri filmlerinin anısına yaptığı "Raiders of the Lost
Ark" ile hızlıca kendini topladı. Lucas"ın yapımcılığını üstlendiği film
on yılın en büyük hitlerinden biri oldu. Ancak , Spielberg'i dönemin en
popüler sinemacısı yapan; bir çocuğun bir uzaylı ile arkadaş olmasını
anlatan "E.T. the Extra Terrestrial" (1982) anında bir klasik ve
pazarlama açısından tüm zamanların en başarılı filmi oldu.
"Raiders of the Lost Ark"ın devamı olan "Indiana Jones and the Temple of
Doom"dan (1984) sonra farklı bir tarza yönelerek Alice Walker'ın bir
grup siyah kadının hayatını ve yaşadığı zorlukları inceleyen ve çok
sevilen romanı "The Color Purple"ı sinemaya uyarladı. Film gişelerde 100
milyon dolardan fazla kazandı ve 11 dalda Akademi Ödüllerine aday oldu.
Ama Oscar gecesi hiç bir şey kazanmadı, bu dışlamanın endüstrinin
Spielberg'in inanılmaz başarısına olan kızgınlık yüzünden olduğu
düşünüldü. J.G. Ballard'ın romanı "Empire of the Sun"ın uyarlaması
bundan sonraki projesiydi ve gişede hayal kırıklığı yaratan birkaç
filminden biriydi. Duygusal bir film olan "Always"in ve savaş filmi "A
Guy Named Joe"nun tekrar yapımı da aynı kaderi paylaştı, ama Spielberg
1989'da "Indiana Jones and the Last Crusade" ile formunu yakaladı.
60 milyon dolarlık prodüksiyon "Hook" 1991, Spielberg'i yine negatif
eleştirilerin kurbanı yaptı ve pek satmadı, ama 1993'te bir özel efekt
gösterisi "Jurassic Park" ile müthiş bir dönüş yaptı ve film tüm
zamanların en iyi pazarlanmış filmi kabul edildi. Aynı sene, Yahudi
katliamını konu alan belgesel- dram "Schindler's List"ı yaptı. Yine
birkaç dalda Oscar adaylığı sunuldu, ama bu sefer başarılarından dolayı
Spielberg ödüllendirildi - film "En İyi Film" ve "En İyi Yönetmen"
dalları da dahil olmak üzere yedi dalda Akademi Ödülü aldı.
Tam anlamıyla bir Hollywoodlu olduktan sonra Spielberg ve şirketi Amblin
Entertainment içlerinde "Poltergeist" (1982), "Back to the Future"
(1985) yenilikçi "Who Framed Roger Rabbit" (1988) olmak üzere birçok
başarılı filmin yapımcılığını üstlendi. Ayrıca yönetmen televizyona da
el attı, 1985'te "Amazing Stories" dizisi ile başladı daha sonra "Tiny
Toon Adventures"ın ve sualtı macerası "Seaquest dsv"nin danışmanlığını
yaptı. Eski Disney başkanı Jeffrey Katzenberg ve müzisyen David Geffen
ile Dreamworks SKG'nın formasyonu üzerinde yoğunlaştılar ve sonuç olarak
Spielberg 90'ların ikinci yarısını çoğunlukla "Twister" (1996), "Men in
Black" (1997) ve 1998'in iki filmi "Deep Impact" ve "The Mask of Zorro"
gibi filmlerin yapımcılığı ile geçirdi. Yönetmen sandalyesine "The Lost
World" (1997) ile döndü. Bu film "Jurassic Park"ın kaçınılmaz devamı
idi. Aynı sene hem yapımcısı hem yönetmeni olduğu esaret filmi "Amistad"
filmi ile birkaç dalda Oscar'a ve Altın Küre Ödüllerine aday oldu. Bu
ödüllerin hiçbirini kazanamamanın hayal kırıklığı ertesi senenin "Saving
Private Ryan"ı ile giderilmiş olmalı. İkinci Dünya Savaşı'nı konu alan
ve Spielberg'in hem yönetmenliğini hem de yapımcılığını üstlendiği film,
dünya çapında beğeni topladı ve 11 dalda Akademi Ödülü adaylığı aldı.
Bunların beşini kazandı. Ayrıca en iyi film dalında Altın Küre ödülünü
aldı.
Filmleri |
 |