4.3.1957
İki
gözüm Yücel,
Güzel
hoş ve tatlı mektubuna cevap vermek için benim de buna yakın bir şey yazabileceğim
anı bekledim. Fakat (deryadilik)te, “derviş mizaçlılık”ta sana erişmek ne
mümkün! Bununla beraber, itiraf ederim ki o mektubun beni sana hayli
yakınlaştırmıştır. Mesela sevimli arkadaşımız Osman Bey’den bahsediş tarzın
bana onun bütün vefasızlıklarını unutturmuş, onu tekrar dostlar siciline kaydetmek
hoşgörülülüğünü vermiştir. Şefkati hakkında verdiğin malumat ise beni çok
sevindirmiştir. Zira son zamanlarda bütün neşesini kaybetmiş görünüyor ve bu hali
beni üzüyordu. Hayatımın birçok safhalarında Şefkati benim için bir şevk ve
şetaret bir hafif ruhluluk kaynağı olmuştur. Bunun kuruyup gitmesine bittabi lakayıt
kalamazdım.
“Nasılsınız?”ı
okudum. O da mektubun gibi hakimane bir neşe ile doludur. Bilir misin ki
bu”Nasılsınız”” suali bizi ailede v ebenim çocukluğumda bir türlü
halledilemeyen bir terbiye ve adab-ı muaşeret meselesine meydan açmıştı. Ablam bu
suale hiç cevap vermezdi. Gelinlik kız çağına gelip görücüler önüne çıktığı
vakit de bu huyundan hiç vazgeçmedi. Annem kendini bu yüzden çok azarlardı. O da
“Görüyorlar ki sıhhatteyim, hasta değilim, neden iyiyim diye cevap vereyim” derdi.
İki üç defa büyükanne olduğu şu devirde dahi “Nasılsınız?”lara cevap
vermemekte musırdır (ısrarlı) sanırım.
Ben ise
son zamanlarda buna karşı “İçgüveysinden halliceyim” mukabelesinde bulunmakla
yetiniyorum. Hakikat-ı hal de hepimiz için de bu değil mi? Bütün memleket bir huysuz
ve cadaloz kaynana evine döndü. Sen buna gerçi tahhammül gerek diyorsun. Ama ne
yapalım ki cefaya tahammül biraz da kanıksamak meselesidir ve bunu kanıksadık mı
artık insanlığımızdan bir şey kalmamıştır. Anadolu ovalarında çoğununu
kalçaları üstündeki derilerinin soyulmuş oyduğunu görürdüm ve bunu bir hayvan
hastalığı sanırdım. Meğer ne imiş bilir misin? Yalın ayak askerlerimiz bu derileri
süngülerinin uciyle kesip yüzerek çarık yaparlarmış. Bizim bu menfur idare
karşısındaki tepkisizliğimiz aşağı yukarı böyle bir hissizlik derecesine
çıkmıştır. Emin ol ki ben politika yapmıyorum. Sadece nefretimi ifade ediyorum. Bu
bir nevi iç boşaltmasıdır. Aksi takdirde boğulup tıkanmak işten değildir.
Gözlerinden
hasretle öper ve Leman’la birlikte annenle, refikana hürmetler ederim.
Yakup |