|
Yanından gelenler senin kölelerinle
ahbapça geçindiğini söylüyorlar; buna çok memnun oldum. Senin
bilgeliğine, irfanına zaten bu yakışır. "Onlar köledir"
diyecekler; ama aynı zamanda insandırlar. Onlar köledir: evet ama
bizim hayat yoldaşımızdır. "Köledirler": evet, ama
bizim düşkün dostlarımızdır. "Köledirler" evet, ama
bizim de onlar kadar talihin elinde olduğumuzu düşünürsen, biz de
onlarla beraber birer köle değil miyiz? Bunun için gülerim kölesiyle
yemek yemeyi ayıp sayanlara. Niçin mi? Çünkü şu köle kalabalığını
yemek yiyen efendinin etrafına diken gayet gururlu bir alışkanlıktan
başka nedir?
Efendi midesinin alabildiğinden
fazla yer; her şeyi, boğazına tıkarken aç gözlülükle doludur.
Bahtsız köle ise, konuşmak için dahi ağzını açamaz: Sopa her mırıltıyı
bastırır; öksürük, aksırık, hıçkırık gibi tesadüfi şeyler
yüzünden bile dayak esirgenmez. Herhangi bir sesle sükutu bozmanın
büyük cezası vardır. Sabaha kadar aç karnına ses çıkarmadan
dururlar. Netice olarak, efendilerinin önünde söz etmelerine izin
verilmeyen bu kimseler, efendilerinin ardından söz ederler. Halbuki
bir zamanlar yalnız efendileri yanında değil, fakat onlarla konuşup
görüşen, ağızları dikilmeyen köleler, efendileri yerine kelleyi
vermeye, çatan tehlikeyi kendi üzerine çevirmeye hazırdırlar;
ziyafetlerde konuşurlar, ama işkence sırasında ses çıkarmazlardı.
Sonra şu "Her köle, bir düşman" sözü hep o gururun
yaygarasıdır. Köleler bizim düşmanımız değildir, biz onları düşman
ediyoruz.
...
Daha fazla vaktini almak
istemiyorum. Zaten seni teşvik etmeye hacet yok. Temiz ahlakın bir
de şu iyiliği var ki, kendinden haz duyar ve süreklidir. Bozuk
ahlak ise sebatsızdır, sık sık değişir: Daha iyi değil daha kötü
olur. Sağ ol. |