.
Antoine De Saint-Exupéry' den
Renee De Saussine' e
|
Rinette,
Öykünüz hala bende olduguna göre, bagislanmaz derecede dalgin
oldugum ortaya çikiyor, ama sevimli bir yerin fotografini da bu
unutkanliga borçlu oldugumdan, hiç pisman degilim.
Pazar günü kendimi bagislatmak için telefon edeyim dedim, ama
evde yoktunuz, kara haberi Bayan Saussine’den aldim. Rinette,
size eski ve köklü dostlugumu animsatmaktan, yürekten bagli
bulundugumu söylemekten baska bir sey demiyecegim.
Dün aksam, bizim yakisikli Eusebio’nun müthis bir basarisina
tanik oldum. Tiklim tiklim dolu bir salonda, çan kulelerinden
daha dik daglara nasil tirmanildigini anlatiyordu. Gösterdigi
yigitlikleri hiç önemsemiyor, yasli hanimlar heyecandan
titriyordu. Anlati epey iyiydi. Rinette, ama betimlemeler...
göge dogru uzanan yüce doruklara, gündogumuna, günbatimina
reçel, akide sekeri renkleri vuruyordu. Çam yapraklari pembe,
ufuklar süt beyaz, kayaliklar da günesin ilk alevleriyle altin
sarisina boyanmisti. Bu görünüme bakanin agzi sulaniyordu. Onu
dinlerken, sizin öykünün yalinligini, özentisizligini düsündüm.
Çalismak gerek, Rinette. Nesnelerin özel yanini, onlara özel bir
canlilik veren ögeyi bulup çikariyorsunuz. Eusebio’daysa
mesmeler soyut. “Doruk” tan, günbatimindan, gündogumundan baska
bir sey yok ortada. Bütün bunlar, araç-gereç odasindan çikmis
seylere benziyor. O betimledikçe, nesneler özel niteliklerini
yitiriyor.
Yöntem kötü, daha dogrusu, görüs eksik. Insan yazmayi degil,
görmeyi ögrenmeli. Yazmak bir sonuçtur. O ise, bir nesneyi alip
güzellestirmeye çalisiyor. Söz konusu nesnenin temel özelligini
ortaya çikarmayip ona bir takim keyfi süsler ekliyor. Örnegin,
çam yapragindan söz ederken isin içine Tanri’yi, kizil rengi ve
kartallari katiyor. Böylece, sirayla yüceliyor, duygulaniyor,
korkuyorsunuz. Ustalik gösterisidir bu. Oysa insan kendi
kendine: “Su izlenimi en iyi nasil veririrm?” diye sormalidir. O
zaman nesneler bizde uyandirdiklari tepkiye göre dogar, derinlik
kazanarak betimlenmis olurlar. Ama bu, güzel söz söyleme oyunu
degildir.
...
gülünç oluyorum galiba, onun için burada kesiyorum. Bu mektubu
yazdigim küçük içkievinde, kendi kendine isleyen bir laterna,
dokunakli bir hava çaliyor. Kasadaki hanim hafifçe saga sola
sallaniyor. Artik hiçbir sey arzulamayan isveren esniyor.
Garson, dükkanda benden baska kimse kalmadigi ve uykusu geldigi
için, çevremde dört dönüyor – epey iç karartici bir hava-.
Gereksiz hissediyorum kendimi, az sonra kalkacagim.
Rinette, geçen gün bana çaldiginiz Bach parçalari için size
tesekkür etmemeistim. Tesekkür etmeyi beceremiyorum, büyük bir
zevk vermistiniz bana.
Rinette, garson gelip karsima dikildi, elindeki bezi süpürge
gibi salliyor.
Onun için, hosçakalin, Rinette.
- Antoine
|
 |