6 Temmuz 1941
Sayın
Warren Beck,
Makalelerinizi
gönderdiğiniz için teşekkür ederim. Görüşlerinize ben de katılıyorum. Yazdıklarımdan
benim gözümden kaçan anlamlar çıkarmışsınız. Onları üzerinde düşünüp, özellikle
yaratmış olmayı isterdim. Bildiğim bir şey varsa o da bütün bunları tesadüfen değil
ama planlamadan, doğal olarak yazdığımdır.
Hep şeref,
doğruluk, merhamet, başkalarını da düşünmek, büyük acılara, talihsizliğe, haksızlığa
göğüs germek, bunlara rağmen ayakta kalabilmek gibi konular üzerinde yazmışımdır.
Bunları yazarken göz önüne aldığım kişiler ise bu değerlere nam olsun diye değil,
erdemliliğin gereği olduğu için önem veren, onlara her biri başlı başına bir
erdem olduğu için de değil, sadece kendileriyle barışık yaşamak ve zamanı gelince
de huzur içinde ölebilmek için sıkı sıkıya bağlanmış insanlardır. Ama ben yazdıklarımla,
şeytan bu insanlar gibi olmayan her yalancıyı, her dolandırıcıyı ya da ikiyüzlülüğü
ölüm döşeğinde haykırırken bulup, yakasına yapışacaktır demek istemiyorum.
Yalancılar, dolandırıcılar da huzur içinde ölebilirler. Ben onlardan söz edip,
onları değiştirmek için yazmıyorum. Ama sayıları çok olmasa da Faulkner okuyan,
okuyacak olan ve "Evet, doğru olan bu. Ratliff olmayı Flem Snopes olmaya tercih
ederdim. Hatta onunla karşılaştırabileceğim Snopes gibi kötüler olmasa bile ben
yine Ratliff gibi olmayı isterdim" sonucuna varanlar olacağını sanıyorum.
Hala
yazdıklarımla yazma yöntemim arasında tam bir uyum sağlayabilmiş değilim. Galiba bu
benim için olacak şey değil. Bunda kısmen öğrenimimi okullarda sürdürmeyi kabul
etmeyişimin (Ortaokul üçüncü sınıftan terk, yaşlı bir adamım) ama daha çok
yazmak zorunda oluşumun etkisi olduğunu sanıyorum. Fazla hızlı ve uzun yazıyorum. Şimdi
bana çok uzun gibi gelen bir süre önce söylenecek bir şey varsa onun kötü söylenmesinin
hiç söylenmemesinden daha iyi olduğuna karar verdim. Zaten doğruluk, zorluklara
dayanma gücü, merhamet, yüreklilik gibi konular hep geçerli olacağı için bunlardan
söz edebilme şansı hep vardı. Derken, Pater yerine bütün kötü kelime oyunları,
tarihle ilgili yanlışlıkları, bazen bayağı olan üslubu ve herşeyi ile Shakespeare
okumuş olmayı yeğlediğimi; Pater'in tüm yazdıklarını yeni baştan ve ona bir
hoparlör ile okunduğunda kendisini bile tanıyamayacağı kadar kusursuz yazmaktansa,
Shakespeare gibi yazmaya çalışırken tamamen başarısız olmayı tercih ettiğimi fark
ettim.
Kusura
bakmayın, hep ben ben deyip durdum. Gördüğünüz gibi hala yazdıklarımla yazma yöntemim
arasında uyum sağlama arasında güçlük çekiyorum.
- Saygılarımla
- William Faulkner
|