"Yani bu kadar da olmaz" dediğimiz türden "gerçek"
olaylarlara rastladığımızda "bu, tam da filmlere, romanlara konu olacak türden"
gibisinden bir ilave yapmayı da unutmayız. Yalnızca kitaplarda ya da filmlerde
olabileceğini sandığımız olayların benzerine günlük hayatımızda rastladığımız
zaman şaşırmaz mıyız?
- "Eşeğin Gölgesi Davası" adlı kitap, içindekileri
okuduğunuzda, sizleri hayretlere düşürecek olaylarla dolu.. Abdera adında bir yerin
tarihte olması, Abderalıların da tarihte gerçekten yaşamış olmaları, bu kitapta
anlatılanları gerçekten ilginç kılıyor.
- Kitapta bir çok ilginç ve bir o kadar da komik olaylar var
ve siz bunları okuduğunuzda "yok artık bu kadar da olmaz" diyorsunuz. Ama,
gelin görün ki bunlar olmuş. Eğer Aziz Nesin'in mizahi hikayelerini okumuşsanız, tıpkı
Nesin'in kurmacaları gibi, bu Abdera'da da benzer hikayeler var. Mesela, kitaba adını
veren olayı kısaca özetleyim, gerisini siz tasavvur edin.
- Abdera'da, aynı zamanlad köy köy dolaşan bir dişçi
vardır. Bir gün uzakta bir yere gitmek için bir adamdan eşek kiralar. Eşeğin
sahibiyle birlikte bu dişçi yola çıkarlar. Çöle benzer bir yerde dişçi dinlenmek
ister ama etrafta bir tek ağaç bile yoktur. O da, iner, eşeğin gölgesine oturur ve güneşten
korunmak ister. İşte ne olursa o zaman olur. Eşeğin sahibi dişçiden ayrıca "gölge"
parası ister. Dişçi hayretle "ya ben bu eşeği kiraladım, gölgesinde de
otururum istersem, bu para neyin nesi der": Eşeğin sahibi "sen sadece eşeğin
bedenini kiraladın, gölgesini değil, onun için ayrıca para vereceksin" der ve iş
sonunda mahkemeye kadar gider. Bu kadarla da kalsa iyi, işin işine kendilerini ispat
etmek isteyen iki avukat da karışınca bu dava aylar, yıllarca sürer. Öyle ki sonunda
Abdera kenti ikiye bölünür; bir kısmı dişçi haklı, bir kısmı eşeğin sahibi
haklı der. Bu ikilik en sonunda kanlı kavgalara kadar gider. Neredeyse Abdera
"Cumhuriyeti" elden gidecektir..
- İkinci önemli olay da, kurbağalarla ilgilidir. Abdera
halkı içih kurbağa kutsal hayvandır. Onları öldürmek yasak ve günahtır. Gün
gelir, herkes evinin bahçesinde kurbağa havuzları açmaya başlar. Ne kadar çok kurbağası
olursa prestiji da o kadar artacaktır. Velakin, bir süre sonra bütün kenti kurbağalar
işgal eder..
- Bu iki olay özetle böyle ama kitap içinde bu olayların
gidişatı ve insanların düşünce yapıları ve olaylara yaklaşım biçimleri öylesine
ilginç ki, bazen gülmekten kasıklarınızı tutar hale geliyorsunuz..
Kitapta Yunan tiyatrosu, felsefesi ve müziği de olayların
arasında ele alınıyor. Her yönüyle çok ilginç, matrak ve düşündürücü bir
kitap. Kitabın kapağındaki iddialı kelime ve cümlelere aldanmayıp bu mizah şaheserini
herkesin okuması gerekir diye düşünüyorum.
Adnan Şenel
Kitabın arka kapağından:
- Tarihteki Abdera, Trakya'da Gümülcine dolaylarında, bugün
çağdaş Yunanistan'ın Avdhira kentinin bulunduğu yerde, MÖ 6. yy'da Batı Anadolu'dan
gelen Teos halkının kurduğu bir şehir devletidir. Abderalılar, Eski Çağın yergi ve
taşlama yazarlarına sık sık konu olmuş, günümüzde ülkemizdeki Karadenizli fıkraları
ve hikayeleri benzeri pek çok fıkra ve hikaye, o dönemlerde
Abderalılar hakkında üretilmiş.
Eserin ana teması, bağnazlık, dogmacılık, tutuculuk, dar kafalılık, bilgi sahibi
olmak gibi konularla ilgili taşlamalardır. Bir yandan filozof Demokritos, hekim
Hippokrates, tiyatro yazarı Euripides gibi akılcı (ve tarihi) kahramanlar, öte yandan
ise, boş inançların, ön yargıların, eleştirisiz düşüncelerin tutsağı dar
ufuklu küçük taşra insanları yer alır. Çeşitli bölümlerde Abdera'nın felsefesi,
devlet yönetimi, hukuk sistemi ve mahkemeleri, tiyatrosu ve sanat hayatı, akademisi ve
bilim dünyası konularında bilgi edinen okuyucu, (Haldun Taner'in aynı adlı ünlü
oyununda da esin kaynağı olan) "Eşeğin Gölgesi Davası" bölümünde,
dünya mizah tarihinde eşi bulunmayan bir hukuk parodisinin doyumsuz zevkini tadar.
"Abderalılar"ı okuyup bitiren herkes, yazarın belirttiği gibi, aslında yok
olmamış bir soy olan Abderalıların günümüzdeki torunlarını ve çevresindeki
Abderalıları "onları görür görmez veya duyar duymaz hemen fark edip anlayacaktır".
|