Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

KİTAP

Aşkın Ömrü Üç Yıldır

Frederic Beigbeder, Doğan Kitapçılık, 170 sayfa, İst. Ekim 2001


“ Sivrisineklerin ömrü bir gündür, güllerinki üç gün. Kedilerin ömrü on üç yıldır, aşkın ki üç yıl.böyle işte. İlk yıl tutku, sonraki bir yıl şefkat ve nihayet bir yıl can sıkıntısı...
İlk yıl “Beni terk edersen kendimi öldürürüm” denir.
İkinci yıl “Beni terk edersen , acı çekerim ama kendimi toplarım ” denir.
Üçüncü yıl “Beni terk edersen şampanya patlatacağım” denir.

İlk yıl eşyalar satın alınır.
İkinci yıl eşyaların yerleri değiştirilir.
Üçüncü yıl eşyalar paylaşılır.”

Bu kitap en çok satanlar listesinde olduğu için merak edip aldığım ve “Nasıl çok sattı ?” diye düşünmeden geçemediğim bir eser oldu. Belki çok satanlar listesinde yer alması bende büyük beklentiler oluşturdu. İsminin cazipliği de yazarın iyi bir reklamcı olduğunun kanıtı olsa gerek.

Kitapta eşini çok seven bir erkeğin büyükannesinin cenazesinde rastladığı bir bayana aşık olması ve evliliğinin bitmesi konusu işlenmiş. Daha çok yaşadığı bu aşktan ve eşini kaybetmiş olmaktan dolayı yaşadığı hisler anlatılmış. Bu tür ilişkiler yaşayan insanlar için olağan hisler ve süslü cümleler var.. Kitapta savunulan tez ise aşkın ömrünün sadece üç yıl olduğu ve diğer yılların zorunluluktan yaşanıldığı.Ancak kitabın sonunda yazar, aşkın ömrünün üç yıl olmadığı ve bu kitabın güvenilir bir yayınevinden çıkmasının gerçekleri yansıtması için gerekçe olmadığı ifadesiyle tezini çürütüyor. Kitaptan aktardığım bölümü okuyun yeter, bu kitabı almasanız da olur. Gereğinden çok abartılıp övgü almış bir kitap ....

ZAMANLA SEVGİ BİTER

Aşk daha başlamadan kaybedilmiş bir savaştır. Başlangıçta her şey güzeldir; siz
bile güzelsinizdir. Nasıl olup da bu kadar aşık olduğunuza akıl, sır erdiremezsiniz. Her yeni gün, mucizelerden oluşan hafif yükünü de beraberinde getirir. Şimdiye kadar kimse bu kadar büyük bir mutluluk yaşamamıştır. Mutluluk vardır ve basit bir şeydir; bir yüz. Kainat gülümsemektedir. Bir yıl boyunca , hayatı bir güneşli sabahlar silsilesi olarak yaşarsınız; öğleden sonra kar yağdığında bile... Bu mevzu üzerine kitaplar yazarsınız. Olabildiğince çabuk evlenirsiniz. İnsan mutluysa düşünmeye ne gerek var? Düşünmek insanı üzer; son sözü söylemesi gereken hayattır.

İkinci yıl işler değişmeye başlar. Müşfikleşmişsinizdir. Karınızla aranızda kurulan suç ortaklığıyla iftihar edersiniz. Karınız leb demeden leblebiyi anlarsınız; yekvücut olmanın verdiği haz gibisi yoktur. Sokakta karşılaştığınız insanlar karınızı kızkardeşiniz sanırlar; bu hoşunuza gider, ama biraz dokunur da. Giderek daha seyrek sevişir ve bunun o kadar da önemli olmadığını düşünürsünüz. Geçen her günün aşkınızı daha da sağlamlaştırdığına inanırsınız, oysa dünyanın sonu yaklaşmaktadır. Artık sizi tanımakta güçlük çeken bekar
arkadaşlarınızın yanında evliliği savunursunuz. Peki ya siz, sokakları aydınlatan çıtır kızlara bakmamak için kendinizi tutarak dersinizi ezberden tekrarlarken , kendinizi tanıdığınızı söyleyebilir misiniz ?

Üçüncü yıl sokakları aydınlatan çıtır kızlara bakmamak için kendinizi tutmazsınız artık. Karınızla hiç konuşmazsınız. Lokantada karşı karşıya oturup saatlerce yan masadakilerin konuşmalarını dinlersiniz. Giderek daha sık dışarı çıkarsınız; böylece artık sevişmemek için mazeret bulmuş olursunuz. Çok geçmeden, karınıza bir saniye daha katlanamayacağınız o an gelir; çünkü bir başkasına aşık olmuşsunuzdur. Yanılmadığınız tek bir nokta vardır; gerçekten de son söz hayatındır. Üçüncü yıl bir iyi bir de kötü haberle sona erer. İyi haber : Canına tak eden karınız sizi terkeder. Kötü haber: Yeni bir kitaba başlarsınız...

Hazal Sönmez

KAPAK 100ROMAN