|
İnsan var olduğundan bu yana, alem hakkında,
etrafında olup bitenlerle ilgili olarak, hep merak içerisinde olmuş ve
merakını gidermek adına, sorular sormaya ve cevaplar bulmaya
çalışmıştır, ki insanın olduğu her yerde, insanın kendisi başta olmak
üzere, hayat, ölüm, yaratılış, ruh, madde varlık, tabiat gibi konular
başlığında birçok araştırma yapılmıştır.
Bunun için devamlı olarak zihni faaliyet
içerisinde bulunması gereken insan, zamanla düşünceleriyle, var olanı
bulmak için metotlu bir şekilde çalışmalarına devam etmiş ve sonrasında
da, felsefe terimi ortaya çıkmıştır. Felsefe teriminin ortaya
çıkmasında, bu metotlu çalışmaların yanında elbette farklı zihinsel
gayretlerin tezahürü olarak felsefe terimine de farklı anlamlar
yüklenmiştir. İşte o tanımlardan bazıları;
-
Evreni bütünsel olar kavrama işidir.
-
Bilimsel verilerin sentezi
-
Evrenin başlangıcı ve sonunun
araştırılması
-
İnsan zihninin bilme gücünün sınırlarının
çizilmesi(bilinebilir ve bilinemezler kavramının ayırt edilmesi)
işidir.
-
Kavramların analizi ve yeni anlamlar
yükleme faaliyetleridir.
-
İlk prensiplerin kavranması çabası
-
Her türlü konu ve nesnenin niteliği ile
olayların en genel kavramlarını araştırmak
-
Karşıt görüşlerin yer aldığı bir bilgi
dalı..
İslam filozoflarında İbni Sina felsefe için
;
İnsanın objelerle bütün hakikatlere vakıf
olabileceği kadar onların sırrına ermeye çalışması olduğunu söylemiştir.
el-kindi ; ise bir başka açıdan yaklaşarak
“insanın kendini tanıması adını verdiği felsefe tanımıyla adeta, anlama,
fark etme sürecinin başlangıcına işaret etmektedir.
Herekletios;”Hikmet,tabiatı bilmek için
hakikati bilmek için hakikati söylemekten ve kendini sorguya çekerek
fiillerini ona uydurmaktan ibarettir.Hikmet tek bir şeyden her şeyi her
yerde idare eden düşünceyi bilmekten ibarettir” demiştir.
Descartes ; felsefe sözünden, bilgeliği
incelemek anlaşılır. Bilgelik (hikmet) ten de, insanın bilebildiği kadar
bütün şeylerin tam bilgisi anlaşılır demiştir.
Son olarak diğer İslam filozoflarının
yaptığı felsefe tanımlarına bakılacak olunursa, şu ifadelerin
özetlendiği görülecektir;
“ Nesnelerin mahiyet ve hakikatini bilmek,
varlığın sebebini açıklamaya çalışmak, insanın gücünü, insanın kendisini
tanıması” olarak sıralanabilir.
Bütün bu tanımlardan sonra, insanın soru
sorma, araştırma, düşünmeyi öğrenme, hakikat sevgisine ulaşma, bunun
yanında eleştirici bir öğreti, kavramlara anlam verebilme, yaşayış ve
bunların hepsini içeren her türlü çaba ve etkinliğin altına felsefe
yapmak tabirini yerleştirebiliriz.
Bir dünya görüşüne sahip yahut bir çok
problemlerden yola çıkarak çözümler arayan, bunun içinde bir çok yollar
deneyen düşünceli”kafa konforundan” uzaklaşmaya çalışan insanlar için
filozof sıfatının yakıştırılması da boşuna değildir.
Hazır bilgiye alışkın olan ve sonrasında
hazır sonuçlara ulaşan bir yapılanma için, elbette ki, meselelere yeni
bakış açısı kazandırmak, günlük hayatta farkına varılmayan, bundan
dolayı da adlandırılamayan objelere dikkati yoğunlaştırmak kolay
olmayacaktır.
Öyleyse her fert öncelikli olarak düşünceyi
daima göz önünde bulundurarak,akıl, tefekkür, hikmet ve bilgi ışığında,
tecrübelerle birlikte bu sürecin içinde olmalıdır denilebilir, Kant’ın
da derslerinde ileri sürdüğü gibi,
felsefeyi değil, felsefe yapmayı, düşünceyi değil, düşünmeyi öğrenmek
gerekiyor. Düşünmek ; insanın uzak kalmayacağı bir eylem; zihni bir
sarsıntıdır.
-
İlkçağ felsefesi tarihi, Prof. Dr. Hüsameddin Erdem,
Konya 98 (S, 15)
-
İlkçağ felsefesi tarihi, Öğr. gör.
Necati Demir, Sivas99( S.10,11,12)
-
Felsefenin Temel Disiplinleri çev.
Takiyettin Mengüşoğlu, 93 İstanbul ( S,8,9,10) (Heinz Heimsoeth)
|